Sayfa Yükleniyor...
Yıldız kaydığı zaman dilek tutmanın İslamda yeri var mı?
Yıldızların kayması fiziki bir vakadır. Yıldızların kaymasında dini bir gerekçe yoktur. Gelecekte olacak işlerin, mutlaka yıldızların hareketlerine bağlı olduğuna inanmak dinen doğru değildir. Dolayısıyla yıldızlar kayarken dilek tutma batıl bir inançtır İslamda da yeri yoktur.
Ölümü temenni etmek isyan sayılır mı?
Hastalık, dert, keder, sıkıntı ve de mutluluklar hep biz insanlar için vardır. Ve bütün bunlar fani olan dünya hayatının bir gereği ve imtihanıdır. Başa gelen hayırlar ve mutluluklar bazen bizim için şer, başa gelen musibetler de bazen bizim için hayır olabilmektedir. Nitekim Allahu Teala Kuran-ı Kerimde mealen şöyle buyurmaktadır: Hayır bildiğinizde şer, şer bildiğinizde de hayır vardır. Bundan hareketle kişinin başına ne kadar ağır ve büyük bir musibet gelirse gelsin ölümü direk istemesi, temini etmesi uygun değildir. Zira Hz. Peygamber kişinin ölümü temenni etmesini hoş görmemiş bilakis yasaklamıştır. Ancak karşılaşılan bu hadise esnasında Allahım ölüm benim için hayırlıysa beni öldür. Eğer hayat benim için hayırlıysa beni yaşat diye dua etmesinde bir sakınca yoktur. Sakınca olmadığı gibi aynı zamanda efendimizin de tavsiyesidir.
Menfaate dayalı şartlı bir borç vermek caiz mi?
İmkânlar dâhilinde kişinin ihtiyacını görmek, yardımcı olmak, borç vermek dinen hoş ve güzel olan bir davranıştır. Ancak bu yardımı yapar ya da borç verirken bir menfaat karşılığında yapmamak lazım. Hatta bir menfaat elde etmek karşılığında yapmak dinen caiz değildir. Nitekim sevgili Peygamberimiz: menfaat celbeden her borç faizdir. Buyurarak bu tarz bir borç anlayışını yasaklamıştır. Fakat bir şart olmadan veya borç alırken bir fazlalık şartı koşulmadan ya da başka bir menfaat şart koşmadan ödemede verilen fazlalığın veya bir hediyenin bir sakıncası yoktur. Hatta Şafii mezhebine göre böyle bir davranış sünnettir. Zira kişi bir iyilik yapmıştır siz de pazarlık ve şart olmadığı halde gönlünüzden gelmiş ve borç verene bir jest yapmış olduğunuzdan caizdir.
Hz. Peygamberin son peygamber olduğuna dair Kuran-ı Kerimde delil var mı?
Evet, Kuran-ı Kerimde Hz. Peygamberin son peygamber olduğu hususunda delil vardır. Nitekim Allahu Teala mealen şöyle buyurmaktadır: Muhammed sizin adamlarınızdan hiç kimsenin babası değildir; fakat o Allahın Rasulü ve peygamberlerin sonuncusudur. (el-Ahzâb, 33/40)
Bu hususta Kuran-ı Kerimde delil olduğu gibi aynı şekilde hadis-i şeriflerde de delil vardır. Nitekim sevgili peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: Gerçek şu ki; benden sonra otuz tane yalancı ortaya çıkacak ve bunların her birisi kendisinin peygamber olduğunu iddia edecektir. Oysa ben hatemün-nebiyyinim (peygamberlerin sonuncusuyum). Benden sonra peygamber yoktur. Hz. Peygamber, bir başka sözünde Hz. Aliye şunları söylemiştir: Senin bana göre durumun Harunun Musaya göre durumu gibi olmasına razı değil misin? Şu kadar var ki; benden sonra bir peygamber gelmeyecektir. Ancak borcu verirken başta böyle bir fazlalığı şart koşmak caiz değildir. Çünkü böyle bir fazlalık faiz olur, faiz ise İslamın yasakladığı ve haram kabul ettiği büyük günahlardan bir günahtır.
Günün Ayeti
Her kim iyilik yaparsa kendine iyilik yapmış olur
Günün Hadisi
Kişi evine girince şu duayı okusun: Allahım! Senden hayırlı girişler, hayırlı çıkışlar istiyorum. Allahın adıyla girdik, Allahın adıyla çıktık, Allaha tevekkül ettik. Bu duayı okuduktan sonra ailesine selam versin.
Ebû Dâvud, Edeb, 112.
Günün Sözü
Gençliği ihmal etmek geleceği imha etmektir.
Günün Duası
Allahım ölülerimize rahmet, hastalarımıza şifa, borçlulara eda nasip eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Yemin-i Münakıde
Geleceğe ait bir iş hakkında meselâ ilerde yapacağım veya yapmayacağım diyerek yapılan yemin demektir.
Günün Nüktesi
Ölüm Nedir?
Talebelerinden biri, Konfüçyüse:
Ölüm nedir? diye sorduğunda,
Konfüçyüsün cevabı şu olmuş:
Hayat hakkında ne biliyorsun ki, sana ölümden bahsedeyim.