Bu yaz da ciğerlerimiz yandı...
Türkiye'nin birçok noktasında çıkan orman yangınlarını üzülerek izledik. Kimi yerde ihmal, kimi yerde dikkatsizlik, kimi yerde doğa koşulları; ama sonuç hep aynıydı: Yılların emeği olan ormanlar, saatler içinde küle döndü. Oysa bir ağacı büyütmek onlarca yıl alırken, onu kaybetmek bazen birkaç dakika sürüyor. Yetkililer ve ekipler büyük bir özveriyle mücadele etse de uzmanlar her fırsatta aynı gerçeği hatırlatıyor: Ormanı korumanın en etkili yolu, yangın çıkmadan önce bilinçli davranmaktır.
Aslında bu tablo, çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştirme biçimimize de çok benziyor.
Yanlış budanan bir ağaç nasıl zamanla kuruyorsa, yanlış yönlendirilen bir çocuk da hayallerini, özgüvenini ve potansiyelini yavaş yavaş kaybediyor. Üstelik bu kayıp, çoğu zaman bir anda değil; fark edilmeden, yıllar içinde yaşanıyor.
Bir çocuğa 'Sen yapamazsın.' demek, onun en güçlü dalını kesmektir.
Sürekli eleştirmek, köklerini zayıflatmaktır.
Başkalarıyla kıyaslamak ise kendi kimliğini gölgelemesine neden olmaktır.
Sonra yıllar sonra özgüveni eksik, karar vermekte zorlanan, risk almaktan korkan gençlerle karşılaşınca şaşırıyoruz.
Oysa orman yangınları bize önemli bir ders veriyor: En büyük başarı, yangını söndürmek değil, hiç çıkmamasını sağlamaktır.
Eğitim de böyledir.
Bir gencin kırılan özgüvenini onarmaya çalışmak elbette değerlidir. Ancak asıl görevimiz, o özgüveni hiç kırmamaktır.
Çünkü yanan orman yeniden yeşerir; ama eski görkemine kavuşması onlarca yıl alır. İnsan ruhunda açılan bazı yaralar ise bazen bir ömür boyunca iz bırakır.
Bu yüzden her yetişkin kendine şu soruyu sormalıdır:
'Ben, karşımdaki çocuğun dallarını mı kesiyorum, yoksa onun daha güçlü büyümesine mi katkı sağlıyorum?'
Çünkü bugün söylediğimiz bir cümle, yarının özgüvenli bir bireyini de inşa edebilir; hayallerinden vazgeçmiş bir insanını da...
Unutmayalım; güçlü toplumlar beton binalarla değil, sağlam karakterlerle yükselir. Sağlam karakterler ise sevgiyle beslenen, güvenle büyüyen ve bilinçle yönlendirilen çocukların eseridir.
Bir ağacı kurtarmak için doğru budama gerekir.
Bir nesli kurtarmak için ise doğru rehberlik.
'Ormanlar yanınca ciğerimiz, ağaçlar yanlış budanınca doğamız, gençler yanlış yönlendirilince ise geleceğimiz yanar.