Handan Aşan'ın sunduğu 'Handan Aşan ile Fark Yaratanlar' programında, çalışma yaşamında iş sağlığı ve güvenliği (İSG), eğitim ve uzmanlık konuları detaylı bir şekilde ele alındı. Konuklar, İnşaat Yüksek Mühendisi ve İş Güvenliği Uzmanı Mutlu Burak Paksoy ile İzgüder Başkan Vekili ve İş Güvenliği Uzmanı Gürkan Muganlı; sektördeki güncel sorunları, tecrübelerini ve çözüm önerilerini paylaştı.
Programın öne çıkan başlıkları:
Güvenlik Kültürü: Türkiye'de iş güvenliği kültürünün henüz tam olarak yerleşmediği, 'bana bir şey olmaz' anlayışının kazalara yol açtığı vurgulandı.
Eğitim ve Uygulama: İSG eğitimlerinin sadece teorik sınav odaklı değil, sahada pratik uygulamalarla desteklenmesi gerektiği belirtildi.
Deprem ve afet yönetimi süreçleri ile iş güvenliğindeki risk değerlendirme prensiplerinin benzerliği, özellikle yapısal olmayan risklerin (sabitlenmemiş eşyalar vb.) azaltılmasının önemi üzerinde duruldu.
Bilirkişilik ve Denetim konusunda, konuklar kendi uzmanlık alanlarından (inşaat ve mücevherat) örneklerle denetim süreçleri ve sahadaki teknik zorlukları aktardılar.
İş Güvenliği Uzmanlarının Sorunları: Uzmanların yargılanma süreçleri, bağımsız çalışamama problemleri ve sektördeki bölünmüşlük gibi yapısal sorunlar tartışıldı
Gelecek Önerileri: İhalelerde İSG bütçesinin zorunlu tutulması ve yönetmeliklerin sahadaki paydaşların görüşleri alınarak güncellenmesi gerektiği önerildi.
Güvenliği alışkanlık haline getirmek zorundayız
İş güvenliği konusunda artık sadece kaza olduktan sonra konuşan bir toplum olmak istemiyorsak, bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor.
Bir iş kazasından sonra “Neden oldu?” diye sormak önemli.
Ama daha önemlisi, “Olmadan önce ne yapabilirdik?” sorusunu sorabilmek.
Aynı şey afetler için de geçerli.
Deprem olduktan sonra ne yapacağımızı konuşmak kadar, depremden önce ne yaptığımızı da konuşmalıyız.
Çünkü afetleri tamamen ortadan kaldıramayabiliriz.
Ama riskleri azaltabiliriz.
İş kazalarının tamamını sıfırlamak kolay olmayabilir.
Ama güvenli çalışma kültürünü güçlendirebiliriz.
Bunun yolu da sadece daha fazla yönetmelikten değil; daha fazla farkındalıktan, daha iyi eğitimden, daha güçlü denetimden, doğru bütçelendirmeden ve en önemlisi güvenliği bir yaşam kültürü haline getirmekten geçiyor.
Güvenlik, iş bittikten sonra kontrol edilecek bir madde değildir.
Güvenlik, işe başlarken aklımızda olması gereken ilk şeydir.
Çünkü sonunda konuştuğumuz şey bir mevzuat maddesi değil.
İnsan hayatıdır.