Bugün 30 Ağustos. Takvim yapraklarından birinin üzerine yazılmış sıradan bir tarih değil. Bir milletin umudunu yeniden ayağa kaldırdığı bağımsızlık iradesini bütün dünyaya ilan ettiği bir gün. 30 Ağustos zaferi'ni düşündüğümüzde aklımıza önce cephe gelir. Top,tüfek, süngü atlar, yorgun askerler ve büyük bir mücadele. Fakat bütün bunların ötesinde asıl mesele başka bir yerde saklıdır. Enerjide: Çünkü zafer yalnızca silahla kazanılmaz zaferi kazandıran insanın içindeki güçtür. Bugün batarya dediğimiz şey de aslında çok tanıdık bir kavram anlatıyor, depolanan enerjiyi. Bir Telefonun bataryası bittiğinde cihaz susar. Bir otomobilin bataryası tükendiğinde yol yarıda kalır. Bir ülkenin enerjisi tükendiğinde kalkınma yavaşlar, umut azalır. Peki bir milletin bataryası nedir? Bence cevabı çok açık: İnanç, birlik, akıl, emek ve bağımsızlık duygusu.
30 Ağustos İşte bu bataryanın ne kadar güçlü olduğunu gösteren tarihtir.
Büyük Taarruz'un o günlerinde imkanlar sınırlıydı ama kararlılık sınırsızdı. Maddi güçlerin karşısına irade konuldu, yorgunluğun karşısına inanç çıkarıldı. 'Bitti' denilen yerde yeni bir başlangıç yapıldı. Bugün elimizde çok daha gelişmiş teknolojiler var. Daha güçlü bataryalar üretiyoruz. Elektrikli araçlardan, savunma sanayisine, cep telefonlarından, uzay teknolojisine kadar hayatımızın her alanında enerji depolamanın yollarını arıyoruz ama teknolojinin bize hatırlattığı önemli bir gerçek var. Enerji yoksa hareket yoktur. Aynı şey toplumlar için de geçerlidir. Bir ülkenin gençlerinin hayalleri yoksa, bilim insanlarının özgürce üretecek alanı yoksa, çalışan insanın emeği karşılık bulmuyorsa, eğitim sistemi geleceğe enerji veremiyorsa en güçlü batarya üretmek bile tek başına yeterli değildir. Asıl güç, onu doğru yerde doğru zamanda ve doğru amaçla kullanabilmektir. 30 Ağustos'un bugünkü nesillere bıraktığı mirasta burada önem kazanıyor. Bize zor zamanlarda tükenmemenin, yeniden ayağa kalkmanın, bağımsızlığın bedelini ve değerini bilmenin mirası bırakıldı. Bugün bizim görevimiz o mirası törenlerde ve nutuklarda hatırlamanın yanısıra, bilimde üretmek, teknolojide ilerlemek, enerjide bağımsızlaşmak. Gençlere gelecek kurabilecekleri bir ülke bırakmak ve en önemlisi millet olarak sahip olduğumuz enerjiyi birbirimizi tüketmek için değil, Ülkeyi büyütmek için kullanmak. 30 Ağustos 1922'de bir zafer kazanıldı. Bugün o Zafer'in enerjisini geleceğe taşıyabiliyor muyuz?
Bağımsızlık fikri, özgürlük arzusu ve bu ülkenin geleceğine duyulan inanç, nesilden nesile aktarılması gereken en güçlü enerjidir. Çünkü milletin gerçek zaferi enerjisini kaybetmediği sürece devam eder.
Atatürk'ün işaret ettiği gibi başarı önce zihinde başlar.
'Zafer, 'Zafer benimdir' diyebilenindir. Başarı ise, 'Başaracağım' diye başlayarak sonunda 'Başardım' diyebilenindir.'
Mustafa Kemal Atatürk
O günlerde, olumlama cümlelerinin en güçlüsünü Atamız söylemiş, çünkü: batarya yalnızca enerji depolar; zafer ise o enerjiyi harekete geçirenlerin olur.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.