Köyü yaşatan şehirde huzuru yakalar


  • Oluşturulma Tarihi : 06.01.2026 11:48
  • Güncelleme Tarihi : 06.01.2026 11:48

Bazen bir memleket meselesi, sayfalar dolusu rapordan değil; doğru zamanda söylenmiş bir cümleden anlaşılır.

Bazen kalkınmanın yönü, büyük toplantı salonlarında değil; sakin bir sohbetin içinde kendini ele verir.

 

Geçtiğimiz günlerde Midyat’ta, uzun yıllardır yurt dışında yaşayan, farklı ülkelerde önemli yatırımları bulunan bir hemşehrimizle sohbet ederken konu, farkında olmadan memleketin kalbine dokundu. Köyler, şehirler, göç, üretim… Ve sonunda o tanıdık soru geldi:

“Kalkınma nereden başlamalı?”

Anlattığı bir hatıra, insanı ister istemez durduruyor.

Doğu ve Batı Almanya’nın birleştiği yıllar…

Zor bir dönem. Altyapılar farklı, alışkanlıklar farklı, beklentiler farklı. O günlerde bir Alman kentinin belediye başkanı, bütçenin önemli bir bölümünü şehir merkezine değil, çevredeki köylere ayırıyor. Yollar yapılıyor, su getiriliyor, sosyal alanlar kuruluyor. Köyler yeniden yaşanabilir hâle getiriliyor.

Şehirde yaşayanlar şaşkın.

Hatta itiraz ediyorlar:

“Şehirde trafik var, konut sorunu var. Neden birkaç hanenin yaşadığı köylere bu kadar yatırım yapılıyor?”

Belediye başkanı acele etmiyor.

Dinliyor.

Sonra sakin bir cümle kuruyor:

“Eğer köyleri yaşanabilir kılmazsak, köyde kimse kalmaz. Herkes şehre göç eder. Şehirler taşıyamayacağı bir yükün altında kalır. Üretim durur, huzur kaybolur. Biz önce köyleri ayağa kaldıracağız. İnsan köyünde yaşayacak, isterse şehirde çalışacak. Böylece şehir de nefes alacak.”

 Tek cümle…

Ama içinde koskoca bir denge anlayışı var.

Bugün dönüp yaşadıklarımıza baktığımızda, bu sözlerin ne kadar yerli yerinde olduğunu görüyoruz. Boşalan köyler, kalabalıklaşan şehirler, artan kiralar, yükselen gıda fiyatları… Şehirler büyüdü ama hayat kolaylaşmadı. Kalabalık arttı, huzur azaldı.

Oysa dünya, bu meseleyi çok daha erken fark etmiş.

Almanya, köyü sadece üretim alanı olarak değil, yaşamın sürdüğü bir merkez olarak ele alıyor. Köyde iyi yol var, internet var, sosyal hayat var. İnsan köyünde kalıyor; şehir, yükünü paylaşıyor.

Japonya, köyleri teknolojiyle buluşturuyor. Akıllı tarım, kooperatifler, yerel markalar… Köy geçmişin hatırası değil, geleceğin parçası olarak görülüyor.

Güney Kore, her köyü belli bir üretim başlığıyla planlıyor. Tarım, sanayinin alternatifi değil; tamamlayıcısı kabul ediliyor.

Bu örnekler insana ister istemez şunu düşündürüyor:

Köy güçlü olursa şehir neden zorlanıyor olsun?

Çünkü köy yalnızca tarla değildir.

Köy; emeğin, üretimin, kültürün ve tabiatla kurulan dengenin, ekosistemin merkezidir.

Köy boşalınca yalnızca evler boşalmaz. Tarlalar sahipsiz kalır. Hayvan azalır. Üretim düşer. Üretim düşünce şehir pahalılaşır. Şehir pahalılaşınca geçim zorlaşır. Zincir böyle işler.

Sonra dönüp şaşkınlıkla sorarız:

“Neden her şey bu kadar pahalı?”

Oysa cevap çok yakındır.

Yerel kalkınma, büyük iddialardan değil; küçük ama sürekli adımlardan doğar. Köyde iyi  yolun olması, suyun kesilmemesi, internetin çekmesi, okulun ve sağlık hizmetinin ulaşılabilir olması… Bunlar lüks değil, hayatı yerinde tutan temel unsurlardır.

Bu imkânlar varsa insan köyünde kalır. Köyünde kalan insan üretir. Üreten insan, yalnızca kendi sofrasını değil; şehrin sofrasını da besler.

Bugün dünyada sürdürülebilirlik konuşuluyorsa, bunun merkezinde köy vardır. Çünkü ekosistem köyde başlar. Toprak oradadır, su oradadır, denge oradadır.

İşte bu yüzden kalkınmayı yalnızca şehir merkezlerinden okumak eksiktir. Asıl fotoğraf, çift şeritli asfaltın bittiği yerde başlar.

Orada durup bakıldığında şu gerçek bütün açıklığıyla görülür:

Köy yaşarsa şehir rahatlar.

Şehir rahatlayınca huzur gelir.

Huzur gelince kalkınma kalıcı olur.

Bu bir temenni değil; hayatın ve dünyanın defalarca sınanmış tecrübesidir.

Unutmayalım:

Toprağı ihmal edenin, betonda huzur bulması zordur.

Köyü ayakta tutan her adım, şehrin geleceğine atılmış sağlam bir adımdır.

Köyü yaşatan şehirde huzuru yakalar
Halil El
Yazarımız Kim ?

Halil El

İş insanı, sanayici, sivil toplum gönüllüsü, şair ve yazar Halil EL, 06.10.1972 yılında İdil’in Çukurlu köyünde doğdu.

İlk ve orta öğrenimini İdil’de bitirdi, ardından lise eğitimini tamamladı; lisans eğitimine İşletme Fakültesi dördüncü sınıfta devam etmektedir.

Ortaöğretim yıllarında mağazacılıkta çalışmaya başladı. Çıraklık, kalfalık, ustalık ve usta öğreticilik dönemlerinden geçtikten sonra, 1997 yılında kendi adına mağaza açarak ticaret hayatına atıldı.

2003 yılında bir şirket kurarak kurumsal mağazacılığa adım attı. Mağazacılık alanındaki deneyimini, 2013 yılında Mardin Midyat’ta kurduğu 1000 kişilik bütünleşmiş hazır giyim fabrikası ile sanayiye taşıdı. Bugün mağazacılık, dijital mağazacılık ve sanayi alanındaki çalışmalarını sürdürmektedir.

Görev yaptığı kurum ve kuruluşlar şunlardır;

Mardin Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (MARGİSAD) Kurucusu ve Başkanı

Doğu ve Güneydoğu Kültür Sanat Derneği Bölge Başkanı

Moda ve Hazır Giyim Federasyonu (MHGF) Yönetim Kurulu Üyesi

MİDER Yönetim Kurulu Üyesi

Midyat Fakülte ve Yüksekokul Yaptırma ve Yaşatma Derneği Üyesi

Midyat Kızılay Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Üyesi

Turabdin Gazeteciler ve Yazarlar Derneği Üyesi

Türkiye Yazarlar Birliği Üyesi

VİZYONU VE PROJELERİ

Tarladan Podyuma Mottosu: Dicle Havzası’nda yetişen pamuk başta olmak üzere tarım ürünlerinin sanayi ile buluş turularak iplikten kumaşa, hazır giyimden ihracata dönüş mesini hedefleyen senkronize ekonomi modeli.

İstihdam ve Mesleki Eğitim: 2014’ten bugüne 2.500 gence meslek eğitimi verilmesini sağlayarak binlerce kişinin tekstil ve mağazacılık sektöründe istihdam edilmesine önayak oldu. Midyat Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulmasına öncülük ederek Midyat’ı bölgesel üretim ve lojistik merkezi yapma ileri görüşlülükle katkıda bulundu.

Eğitim gönüllüsü olarak, eğitimde fırsat eşitliği ve köy okullarındaki eğitimin daha nitelikli hale getirilmesi için ça lışmalar yürütmekte ve eğitime destek vermektedir. Mid yat’a Meslek yüksekokulu ile Sanat ve Tasarım Fakültesi ka zandırılmasına katkı sağlamış, ayrıca üniversite, lise ve or taokullarda kişisel gelişim ve başarı ile ilgili konferanslar ver mektedir.

Özelde Midyat’ta, genelde Dicle Havzası’nda sağlık hizmetlerinin daha nitelikli hale gelmesi için girişimlerde bu lundu; bu konuda defalarca basında makaleler yazdı.

Bölgenin çok zengin tarihi, kültürel ve doğal güzellikle rinin turizme kazandırılarak korunması, çevrebilimle ilgili hazırlanan önemli projelerin desteklenmesine destek olmaktadır.

MEDYA VE YAZILARI

Köşe yazıları, makaleleri ve röportajları; İLKSES Gazetesi,

İLKHABER Gazetesi, Sizin Medya, Mardin Söz Gazetesi, Midyat Habur, Batman Objektif ve  Ekonomim Gazetesi’nde yayımlandı.

Yazılarında tarım-sanayi uyum ve bütünleşmesi, bölgesel kalkınma, kültürel miras, gençlik ve eğitim politikaları gibi konulara odaklanmakta ve işlemektedir.

Kitap okumak, seyahat etmek, spor yapmak, sosyal sorumluluk projelerinde yer almak ve eğitim, kültürel ve sportif faaliyetleri teşvik etmek ilgi ve odaklanma alanlarıdır.

İletişim:

halilelbey@hotmail.com

hel24548@gmail.com

@HalilEl2

@halil.el Halil El

YAYINLANMIŞ ESERLERİ

1. Hayatınıza Anlam Katacak Altın Sözler ve Anlamlı Şiirler

2. Hayatınıza Anlam Katacak ve Aydınlatacak Altın Sözler ve Şiirler

3. Gönül Atlası

4. İyilik Yağmurları

5. Empati Yağmuru

6. Doğanın Hikmeti

7. İnsanlığın Aynası

8. Geleceğin Ağacı Geçmişin Köklerinde

9. Kalemle Dirilmek

10. Adaletin Sessiz Çığlığı

11. Mukaddes Kudüs Yaralı Gazze

12. Dijital Çağda Girişimcinin Yol Haritası

13. Tefekkür Vadisi