Sessizce Hayatımıza Sızan Misafir
- Oluşturulma Tarihi : 12.01.2026 08:48
- Güncelleme Tarihi : 12.01.2026 08:48
Kaygı olağan bir heyecandır. Karşılaştığımız durumlar belli bir ölçüde tehlike içeriyorsa az ya da çok kaygı duyarız. Kaygı hayatımızdaki frenleme sistemidir. Kaygının ne olduğuna yönelik tanımına baktığımızda ise önemli bir olaya ya da sonucu belirsiz bir davranış karşısında duyulan endişe, huzursuzluk ve gerginlik hissi olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum da hayattaki hemen hemen her şey demektir. Günün herhangi bir saatinde her koşulda ve her yerde ortaya çıkabilir. Kaygı genel olarak insanın kafasında bir şişlik oluşturmak gibi fiziksel bir belirti vermez. Derinlerde gizlenir. Bu hissin tam olarak ne zaman ve nasıl ortaya çıktığını anlamak terapi desteği ile bu kaygı döngüsünü kırmaktan geçer.
KAYGI BİR ALIŞKANLIK MI?
Kaygı bozukluğu yaşadığınızı fark edememe nedenlerinden biri de aslında kaygı hissinin kötü alışkanlıkların ardına saklanması olduğunu öğrendiğinizde bu kaygı döngüsünü kırmadaki en büyük yanıtı bulmuş olacaksınız. Kaygı bu alışkanlıklarınızın içinde gizlidir. Siz rahatsız edici olan bu duyguyla baş etmede birçok alışkanlık geliştirirken kaygınız bedeninize iyice yerleşir. Bu alışkanlıklar; hareketsiz bir yaşam sürmek, beslenme alışkanlıklarınızın kötü olması, çok fazla kafein tüketmek, alkol kullanımı, uykusuz kalmak, susuz kalmak, kişinin kendine aşırı sorumluluk yüklemesi, çevrenizde yer alan negatif kişilerle fazla zaman geçirmek, ertelemek, sosyal izolasyon, yardım istememek, ekran kullanımına fazla maruz kalmak gibi çoğalabilir. Günlük alışkanlıklarınızın ilk üç sırasında neler var? Zarar veren sonuçlarına rağmen yapmaktan vazgeçemediğiniz kötü alışkanlıklarınız ve istenmeyen davranışlarınız nelerdir? Kendinizi boğulmaktan kurtarmak için hangisinin başınızı sürekli suyun altına sokmanıza neden olduğunu süreç içerisinde öğrenmek, değiştirmek gerekir.
HERKESTE VAR AMA HERKESTE AYNI DEĞİL
Bazen kişiler uykularını bölen bir kaygıyla uyanırlar, sonra da uykularının daha da açılmasına sebep olan bir panik hali gelir ve bu his gün boyu artarak devam eder. Çünkü neden kaygılı olduklarını anlayamazlar. Bu durum yaygın kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin tablosudur. Bazı kişilerde de aniden başlayan ya da gecenin bir yarısı onları uykularından uyandıran panik atak nöbetleri şeklinde görülür. Yine başkaları da belli olaylar ya da konu başlıkları ile ilgili kaygı duyarken, normalde kendilerini çileden çıkarmasını beklediğimiz olaylar karşısında tuhaf bir kayıtsızlık yaşarlar. Kaygı her insanın yaşamında farklı bir şekilde ortaya çıkar.
KAYGI BOZUKLUĞU HAYATTA KALMAYA YARAYAN MEKANİZMANIN MODERN DÜNYADA AŞIRI MESAİ YAPMASIDIR
Kaygılı kişilerin ‘alarm sistemi’ biraz farklıdır. Kaygı bozukluğu kişinin bu duyguyu çok yoğun ve sık bir şekilde yaşamasıdır. Kaygı bozuklukları, kaygılı kişiliğin bir karikatürü gibidir. Kişinin konsantrasyon yeteneği ve uykusu bozulur. Durumu felaketleştirerek daha da gergin hisseder. Kaygı her yerde hayatımızın her alanında hep var oldu ve olmaya da devam edecek. Sadece son zamanlarda değişen koşullar ile birlikte daha baskın hale geldi ve hayatımızı kontrol etmekte zorlanır olduk. İnsanın burnunun ucundakini görmesi sürekli mücadele gerektiren bir durum haline geldi. Kaygının çözümü de burnumuzun ucunda olup birkaç derin nefes ile kaygıyı azaltmak en güçlü ve en erişilebilir yollardan biridir.
KORKU VE KAYGI AYNI ŞEY Mİ?
Korku, kaygının eşdeğeri değildir. Korku, hayatta kalmamıza yardımcı olan koşullara uyarlanabilecek bir öğrenme mekanizmasıdır. Kaygı ise uyarlanabilir değildir; korkudan doğar ancak büyüyüp gelişmesi için beslenmeye ihtiyacı vardır. Sürekli düşünen ve plan yapan beynimiz yeterli bilgi elde edemediğinde kontrolünü kaybeder. Bunu korku kaynaklı davranışlarınızın ne kadar hızlı olduğunu gözlemleyerek anlayabilirsiniz. Trafiğin yoğun olduğu bir caddeye adım atıp da araçların üzerinize geldiğini görürseniz refleks olarak aceleyle kaldırıma geri dönersiniz. Bu koşullar altında herhangi düşünecek bir zamanınız olmaz. Kaygı da ise korku ve belirsizlik bir aradadır. En kötü senaryoları hep düşünürsünüz. Örneğin çocuğunuz okula yürüyerek gitmek ya da tek başına birkaç sokak ötedeki arkadaşının evine ulaşmak istediğinde nasıl hissettiniz? Çocuğunuza yolda karşıdan karşıya güvenli bir biçimde geçmeyi, yabancılarla konuşmamasını ve daha birçok şeyi dikkatlice öğretmiştiniz. Buna rağmen çocuğunuz gözünüzün önünden ayrıldığı anda aklınıza ilk gelen şey ne oluyor? Her şey kafanızda olabilecek en kötü senaryoları şekillendirmenizle başlıyor. Geçmişte benzer bir deneyime sahip değilseniz ortada bir belirsizlik varsa kaygı düğmesini kapatmayı ve sakince geleceğe dair plan yapmayı başaramazsınız.
ACI ÇEKMEKTEN KORKAN, KORKUNUN ACISINI ÇEKER Mİ?
Kaygılarınız görünmez köpek balıkları gibidir. O köpek balıklarının nerede olduklarını ve hayat denen denizde kendinize zarar gelmeden seyretmek için ne yapmanız gerektiğini bilirseniz dünyayla daha iyi baş edebilirsiniz. Bu yüzden kaygılarınızla baş ederken daha büyük bir tekneye ihtiyacınız olacaktır. Eğer sizde kaygılı olduğunuzu düşüyorsanız kendi iyileşmenizin mimarı olabilirsiniz, tabii ki bir psikolog yardımıyla.