Yaşlıların Nüfusu Artması, Yoksulları Kat Kat Artırıyor mu?
- Oluşturulma Tarihi : 19.03.2026 08:50
- Güncelleme Tarihi : 19.03.2026 08:50
“Zulümle zenginleşenin, sonu berbat olur.” Yunus Emre
Mart 2026’nın ikinci haftasında; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “İstatistiklerle Yaşlılar-2025” verilerini yayınladı. Buna göre; 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus 2020 yılında 7 milyon 953 bin 555 kişi iken, son beş yılda yüzde 20.5 artarak 2025 yılında 9 milyon 583 bin 59 kişi olmuş. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2020 yılında yüzde 9.5 iken, 2025 yılında yüzde 11.1’e yükseldiğini görüyoruz. Yaşlı nüfusun 2025 yılında yüzde 44.7’sini erkek nüfus, yüzde 55.3’ünü kadın nüfus oluşturmuş. Yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13.5, 2040 yılında yüzde 17.9, 2060 yılında yüzde 27.0, 2080 yılında yüzde 33.4 ve 2100 yılında yüzde 33.6 olacağı öngörülmüş. Doğurganlık göstergelerindeki hızlı düşüş eğiliminin devam edeceğini varsayan senaryoya göre; yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13.5, 2040 yılında yüzde 18.2, 2060 yılında yüzde 28.8, 2080 yılında yüzde 38.5 ve 2100 yılında yüzde 42.8 olacağı belirtilmiş. Doğurganlığı artırıcı önlemlerin etkili olacağını varsayan yüksek senaryoya göre; yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13.4, 2040 yılında yüzde 17.5, 2060 yılında yüzde 25.5, 2080 yılında yüzde 29.8 ve 2100 yılında yüzde 28.2 olacağı öngörülmüş.
Yaşlı nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde; 2020 yılında yaşlı nüfusun yüzde 63.8’inin 65-74 yaş grubunda, yüzde 27.9’unun 75-84 yaş grubunda, yüzde 8.4’ünün 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı görülmüş. Yaşlı nüfusun 2025 yılında yüzde 62.9’unun 65-74 yaş grubunda, yüzde 29,3’ünün 75-84 yaş grubunda ve yüzde 7.8’inin 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı belirtilmiş. Yaşlı nüfusun yüzde 0.1’ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı, 2025 yılında 8 bin 290 olmuş. Küresel yaşlanma süreci olarak adlandırılan “Demografik Dönüşüm” sürecinde olan Türkiye’de, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalma ile birlikte; sağlık alanında kaydedilen gelişmeler, yaşam standardının, refah düzeyinin ve doğuşta beklenen yaşam süresinin artması ile nüfusun yaş yapısı şekil değiştirdiği özellikle vurgulanmış. Çocuk ve gençlerin toplam nüfus içindeki oranı azalırken, yaşlıların toplam nüfus içindeki oranı artış göstermiş. Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre 2025 yılı için dünya nüfusunun 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişi, yaşlı nüfusun ise 856 milyon 880 bin 405 kişi olduğu tahmini raporu açıklanmış. Bu tahminlere göre dünya nüfusunun yüzde 10.4’ünü yaşlı nüfus oluşturmuş. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla; yüzde 36.0 ile Monako, yüzde 30.0 ile Japonya, yüzde 25.1 ile İtalya olmuş.
Türkiye; 194 ülke arasında 75. sırada yer almış. “Yaşam Tabloları” 2022-2024 sonuçlarına göre; doğuşta beklenen yaşam süresi; Türkiye geneli için 78.1 yıl, erkekler için 75.5 yıl ve kadınlar için 80.7 yıl olmuş. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup, doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5.2 yıl olmuş. Türkiye’de 65 yaşına ulaşan bir kişinin beklenen yaşam süresi ortalama 18.0 yıl olmuş. Erkekler için bu sürenin 16.3 yıl, kadınlar için 19.6 yıl olduğu gözlenmiş. Diğer bir ifade ile 65 yaşına ulaşan kadınların erkeklerden ortalama 3.3 yıl daha fazla yaşayacağı tahmin edilmiş. Beklenen yaşam süresi 75 yaşında 11.0 yıl iken, 85 yaşında 5.8 yıl olmuş. Türkiye’de 2025 yılında toplam 26 milyon 977 bin 795 haneden 7 milyon 46 bin 560’ında en az bir yaşlı fert bulunduğu görülmüş. En az bir yaşlı fert bulunan hanelerin oranı yüzde 26.1 olmuş. En az bir yaşlı fert bulunan 7 milyon 46 bin 560 hanenin 1 milyon 836 bin 496’sını tek başına yaşayan yaşlı fertlerin oluşturduğu anlaşılıyor. Bu hanelerin yüzde 73.5’ini yaşlı kadınlar, yüzde 26.5’ini ise yaşlı erkekler oluşturmuş. Yaşlı nüfus içinde okuma yazma bilenlerin oranı 2024 yılında yüzde 88.4 iken okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 11.6 olmuş. Yaşlı nüfusun eğitim durumu incelendiğinde; 2024 yılında yaşlı nüfusun yüzde 46.7’sinin ilkokul mezunu, yüzde 10.4’ünün ortaokul veya dengi okul/ilköğretim mezunu, yüzde 10.4’ünün lise veya dengi okul mezunu, yüzde 9.0’ının yükseköğretim mezunu olduğu görülmekte. Okuma yazma bilen yaşlı erkeklerin oranı yüzde 97.0 iken yaşlı kadınların oranı yüzde 81.5 olmuş. Bitirilen tüm eğitim düzeylerinde yaşlı erkek nüfus oranının yaşlı kadın nüfus oranından daha yüksek olduğu görülmüş. Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre; 2025 yılında toplam nüfusun yüzde 27.9’unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken, yaşlı nüfus için bu oranın yüzde 22,8 olduğu görülüyor.
Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan yaşlı nüfusun cinsiyete göre incelendiğinde; bu oranın yaşlı erkeklerde yüzde 21.8, yaşlı kadınlarda ise yüzde 23.6 olduğu görülmüş. İşgücü İstatistiklerine göre; işgücüne katılma oranı, 2020 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus için yüzde 49,3 olup, 2024 yılında yüzde 54.2 olmuş. Bu oran yaşlı nüfus için 2020 yılında yüzde 10.0 iken, 2024 yılında yüzde 13.1 olmuş. İşgücüne katılma oranı; cinsiyete göre incelenmiş. Bu oran yaşlı erkek nüfusta 2024 yılında yüzde 21.4 iken, yaşlı kadın nüfusta yüzde 6,5 olmuş. Yaşlı nüfustaki işsizlik oranının 2020 yılında yüzde 2.7 iken, 2024 yılında yüzde 2.9 olduğu görülmüş. Ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre; 2024 yılında ölen yaşlıların yüzde 39.9’nun dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybettiği belirtilmiş. Bu hastalığı ikinci sırada yüzde 17.2 ile solunum sistemi hastalıkları, üçüncü sırada yüzde 14.1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler takip etmiş.
Ölüm nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde; cinsiyetler arası en büyük farkın iyi huylu ve kötü huylu tümörlerde görüldüğünü özellikle vurgulayalım. İyi huylu ve kötü huylu tümörler nedeniyle yaşamını kaybeden yaşlı erkeklerin oranı yüzde 18.1 iken yaşlı kadınların oranı yüzde 10.1 olmuş. Çok önemli bir fark olduğunu görüyorsunuz. Yunus Emre’nin dediği gibi yaşlılara ve bu dönemde emeklilere zulmedenlerin sonunun berbat olacağını söylemek için kahin olmaya gerek yoktur. Sözlerimi Aşık Veysel Ustadan anlamlı bir söz ile bitirelim; “Anlatamam derdimi dertsiz insana Dert çekmeyen dert kıymetin bilemez.”
Sevgilerimle…