Meslek Fabrikası Krizi Ne Anlatıyor?

Yusuf Çağırtekin

İzmir’de Meslek Fabrikası eylemlerinin dördüncü gününe girdik. 4 gündür süreci takip etmeye, tepkileri ölçmeye odaklandım. Kim neden ne tepkiyi veriyor? Vekillerin açıklamaları…

Ama öncesinde yaşanan krizin hukuki olarak nedenlerini sizlere kısaca anlatmak istiyorum.

“Meslek Fabrikası binası üzerinden yaşanan tartışma, basit bir mülkiyet anlaşmazlığından çok daha fazlasını ifade ediyor. Konunun merkezinde, tarihi bir taşınmazın kime ait olduğu sorusu kadar, vakıf hukukunun günümüzde nasıl yorumlandığı da yer alıyor.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün binayı kendi üzerine alma girişimi, 2025 yılında Vakıflar Kanunu’nda yapılan düzenlemeye dayanıyor. Bu düzenleme, geçmişte vakıf kökenli olduğu değerlendirilen taşınmazların, farklı kamu kurumlarının kullanımında olsa bile yeniden vakıflar adına tescil edilebilmesine imkân tanıyor. Vakıflar cephesine göre Meslek Fabrikası’nın bulunduğu parselin tapu geçmişinde Bayezid Baba Vakfı’na ait bir gelir hakkı (mukataa) bulunuyor ve bu durum taşınmazın vakıf kökenli sayılması için yeterli hukuki dayanak oluşturuyor. Bu gerekçeyle tapu Vakıflar adına geçirilirken, belediyeden de tahliye talep edildi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ise süreci hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve üç temel argüman ileri sürüyor. Birincisi, binanın 1940’tan itibaren belediye mülkiyetinde olduğu ve 2021’de yeniden resmi biçimde belediye adına tescil edildiği iddiası. Belediyeye göre mevcut tapu kaydı açık ve geçerliydi; sonradan yapılan tescil değişikliği tek taraflı bir idari işlem niteliği taşıyor.

İkinci ve en kritik nokta ise 2007 yılında yapılan ödeme. Belediye, tapudaki vakıf şerhinin kaldırılması için Vakıflar’a yaklaşık 1,59 milyon TL “taviz bedeli” ödendiğini iddia ederek, bu ödeme ile vakıf hakkının hukuken sona erdiğini savunuyor. Bu nedenle aynı taşınmaz üzerinde yeniden vakıf iddiası kurulamayacağını belirtiyor.

Üçüncü tartışma başlığı ise yargı süreci devam ederken tahliye işlemlerinin başlatılması. Belediye, tapu iptal davaları sonuçlanmadan fiili tahliye uygulanmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını ifade ediyor.

Dosya henüz kesinleşmiş değil ve nihai karar yargı tarafından verilecek. Sürecin kaderini belirleyecek temel soru ise şu: 2007’de ödenen taviz bedeli vakıf hakkını tamamen ortadan kaldırdı mı? Mahkemenin bu soruya vereceği yanıt yalnızca Meslek Fabrikası’nın geleceğini değil, Türkiye genelinde benzer tarihi taşınmazlara ilişkin mülkiyet tartışmalarının yönünü de belirleyebilir.”

Meselenin özünden anladıklarım bunlar… Gelelim kendi fikirlerime…

Bu olay, aslında İzmir’de AK Parti ile CHP’nin arasında yaşanan bir siyasi gerilim. Dikkatli davranmayan taraf ise bir sonraki seçimde ağır yara alacak.

CHP kanadı, sivil toplum örgütlerini de yanına alarak muhalif kimliğiyle iyi bir direniş gösteriyor. AK Parti kanadı ise; bu kentte siyasi varlığını zora sokacak hareketlerde bulunmaya gayret gösteriyor.

CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi burayı kamu yararına (meslek edindirme faaliyetleri ile) kullanıyor onu biliyoruz. Anlamadığımız nokta; Vakıflar’ın da binayı yine “kamu yararına” kullanacağını söyleyerek kendi üzerine almaya çalışması. Zaten amaç kamu yararı ise Büyükşehir Belediyesi de bir kamu kurumuysa bırak o zaman yerinde kalsın!

Bir de kurumun Genel Müdürü beyefendi dün basına yansıyan bir demecinde “Meslek Fabrikası’na ayda 5 milyon kira bedeli verenler var ama biz orayı alınca kütüphane yapacağız” deyince bütün güvenilirliğini kaybetmedi mi sizce de? 

“Binayı yarın kütüphane yapacaksınız ama bir zaman sonra tepkiler dinince ticari amaçla kullanmayacağınız ne malum?” demezler mi adama?

AK Partiler ise olayın siyasi şova dönüştürüldüğü kanaatinde… İzmir vekilleri bu düzlemde beyanatlar veriyor. Eylemleri de yersiz buluyor.

Hatta bir vekilleri “Tapu kimdeyse binanın sahibi odur” demeyi hak buldu kendinde. Bu ne demek biliyor musunuz? “Bina Vakıfların malıdır oturun yerinize ses yapmayın” Peki ya tapu gerçek sahibinde değilse… Bırakalım da mahkeme karar versin dimi… Günlerdir bu kadar sığ yorumlar yapan birine AK Parti içinde biri “Ya arkadaş bir dur” diyemiyor mu anlamadım gitti. 

İşin özü şu ki; İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni vermiş olduğu mücadelesinde son derece haklı buluyorum. Mevcut bilgiler ışığında Meslek Fabrikası’nın devrinin tartışmalı olduğu kanaatindeyim.
Orada bir direniş gösterilmesi, yarın yaşanılan başka haksızlıklara karşı tepki gösterme eğilimini artıracaktır insanlarda. İzmir bu konuda yine diğer illere örnek oldu. 

Fakat bir şeye dikkat etmek gerekiyor; tepki gösterirken şiddeti iyi ayarlamak gerekiyor. Olayı bağlamından koparacak girişimlerden uzak durup, polisle arbedeye girilmemeli. Şiddet ya da anayasal düzeni bozmaya yönelik algılanacak her türlü hareketten uzak durulmalı. Yani haklı davanda seni haksız duruma düşürecek her türlü girişimden uzak durmalı protestocular.

Hem zaten en büyük direniş nezakettir. Nezaketle direnip, haklı mücadelenden vazgeçmezsen ne haksız konuma düşersin ne de vermiş olduğun mücadele unutulur.