Okullarda Şiddet: Görmezden Gelinen Gerçek

Yusuf Çağırtekin

Önce Şanlıurfa sonra da dün Kahramanmaraş’ta yaşanan okul cinayetleri bize neyi anlatıyor? Bu sorunun cevabını düşünmeden edemiyorum. 

Şunu ifade etmek isterim ki; ister münferit ister planlı olsun bu iki olay da Türkiye’de yaşanan sosyal çözülmenin en büyük göstergesi.

Aklı başında herkesin merak ettiği, hatta karar alıcıların üzerinde bol bol düşünmesi gereken: “14-15 yaşındaki çocukların silah kullanma, okulda toplu katliam planlaması ve gerçekleştirme fikri nasıl oluşur?”

Psikolojik olarak karşınıza çıkan cevap; yoğun öfke ve bastırılmış duygu (kendini ifade edememe), dışlanmışlık / yalnızlık hissi, güçsüzlük duygusunu telafi etme isteği (kontrol kazanma arzusu), empati eksikliği veya duygusal kopukluk, travma, zorbalık ya da aile içi sorunlar, bazı durumlarda davranış bozuklukları veya ciddi psikiyatrik riskleri anlatır.

Bu soruya yanıt bulduktan sonra aklınızda ister istemez şu soru da beliriyor: “Peki onu bu duruma sosyal olarak iten sebepler nelerdir?”

Yanıtı ise; aile içi çatışma, şiddet veya ilgisizlik, şiddeti normalleştiren arkadaş çevresi, internette şiddet içerikleri ve “okul saldırısı” romantizasyonu, toplumsal öfke dili (sürekli kavga, nefret söylemi), aidiyet eksikliği gibi nedenler.

Yani başta da söylediğim yere çıkıyoruz işte; ister münferit ister de planlı olsun bu olay, toplumun yaşadığı sosyal çözülmeyi anlatıyor.

O yüzden tek başına ele alamayız bu olayı. Sosyolojik açıdan parçalara ayırmamız, her parçaya ayrı bir tedavi uygulamamız gerekiyor.

İlk olarak toplumda son dönemde artan şiddet eğiliminin sebepleri nelerdir? Bu soruna eğilmek gerekiyor. Televizyon dizileri mi, sosyal medya içerikleri mi… Araştırın işte bu konuyu, sebeplerini bulun kardeşim!

Sonra bir toplumda ateşli silahlara bu kadar çabuk ulaşabilmek nasıl mümkün oluyor? Kimler ne kadar kolay ateşli silahlara ulaşabiliyor? Bu sorunun önüne nasıl geçilmesi gerekiyor. Önlem alın işte kardeşim!

Ya da son yıllarda okullarda “öğretmen-öğrenci” ilişkileri, “öğrenci-öğrenci” nasıl ilerliyor? Öğretmenlerin yaşadığı sorunlar neler? Öğrenciler kendini ifade ederken nasıl sorunlar yaşıyor? Tespit edin kardeşim!

Okullar ne derece güvenli, güvenliği artırmak için neler yapılmalı? Yapın işte kardeşim!

Bu sorgulamaları yapması ve sorunları çözmesi gereken ise iktidardır. Bakanlarıdır…

Sorgulayın artık kardeşim. Kenara çekilmeyin, iki gün ilgileniyor gibi gözüküp yaraya pansuman yapıp yola devam etmeyin. Kökten çözüm bulun işte. Başka vatandaşların canı yanmasın!

Türkiye genelinde 15 milyondan fazla öğrenci (ilkokul, ortaokul ve lise) okullarda öğrenim görüyor.

Hepimizin kardeşi, çocuğu, akrabası okullara gidiyor her gün. Bu çocuklar; evden sonra en güvende olması gereken yerde silahlı saldırıyla öldürülmemeli ya da sanki savaştan kaçıyor gibi camlardan can havliyle kaçmamalı.

İçiniz bu görüntüyü görmeyi nasıl alıyor? O çocukların yerinde bizim çocuklarımız da olabilirdi…

Bir görev de ailelere düşüyor.

Olaydan sonra hemen kardeşimi aradım. Lise öğrenimi görüyor kendisi, okulda herhangi bir şekilde şiddete meyilli, “okuldaki öğrencilere zarar vereceğini dile getiren bir söyleme rastladın mı arkadaşların arasında?” diye sordum. Olduğu hâlde vakit kaybetmeden bana bildirmesini istedim.

Tabii olaydan sonra değil de öncesinde yapmam gerekirdi… Bu da benim eksiğim…

Aileler de çocuklarıyla sürekli iletişimde olmalı. İhtiyaçlarını bilmeli, her zaman yanında olduklarını hissettirmeli.

Yaşanan bu acı olayların ardından acılı ailelere ve tüm milletimize başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Umarım bir daha böyle acı olaylar yaşamayız.