Turu Geçtik Ama…


  • Oluşturulma Tarihi : 26.02.2026 10:47
  • Güncelleme Tarihi : 26.02.2026 10:47

Geçen hafta İtalyanların dünya futbolunda ekol takımını 5-2 yenerek sansasyonel bir galibiyet almıştı Galatasaray.

Juventus her ne kadar geçtiğimiz senelerdeki performansını aratsa da her zaman standardı olan bir takımdır ve bir futbol kültürü vardır.

Bu maç da onların var olma maçıydı. Çünkü biz burada “Nottingham Forest Juve’den daha büyük bir takım, kadro değeri daha yüksek vb.” cahil futbol söylemleri ile oyalanırken; adamlar “Biz tüm dünyaya kendimizi yeniden göstermeliyiz” konsantrasyonu ile hazırlanıyordu rövanşa…

E tabii bir de finalleri oynamayı en iyi bilen hocalardan birine sahipler; Spalletti gibi… Hâliyle tüm varlıklarını ortaya koymaları bekleniyordu.

Ama yine de şurası bir gerçek ki; play-off’ların ikinci maçlarında yine de en büyük avantaj Galatasaray’daydı.

Hatta rakip ilk maçta olduğu gibi yine 10 kişi kaldı ve maçın büyük bir bölümünü 10 kişi tamamladı.

Fakat olmazlar oldu…

Takımın eli ayağına dolaştı, en tecrübelilerin bile…

Neden diye soracak olursanız; çünkü Galatasaray’ın sağlam bir yapısı ve bu seviyeleri kaldıracak bir hocası yok! Yanlış anlaşılmasın, Okan Hoca başarısızdır diye kestirmeden bir yorum yapmıyorum. Bence tecrübesi yok, geliştirmesi gereken çok yönü var; o da Galatasaray’ın başında öğreniyor bazı şeyleri…

Son 3 senede ligde puan rekorları kırıp şampiyon tamamladı belki ama yine o son 3 senede bu tür seviyelerde tam anlamıyla yeterli olmadığını gösterdi bizlere.

Juventus maçı bu tezimizin göstergesi oldu yine. Rakip 10 kişiydi ve sağlam kalıp, telaş yapmayıp akıllıca topu ayağımızda tutsak usta ayaklarımızla illa ki turu kopartabilirdik.

Hatta bir önceki gün kısıtlı bir kadro ile neler başarılabileceğini İtalya deplasmanında gösteren Bodo/Glimt’ten biraz soğukkanlılık örneği alsak yeterliydi…

Okan Hoca’nın bir türlü tam anlamıyla başaramadığı şey ise taktik disiplin sorunu…

Taktik disiplinsizlik nelere mal oluyor biliyor musunuz?

İki oyuncu üzerinden anlatacağım sizlere. Birincisi Brezilya Millî Takımı’na seçilmesi gerektiği dile getirilen Gabriel Sara, diğeri ise bir gol bir asist ile oynamasına ve iki maçta da rakibine kırmızı kart yedirmesine rağmen Barış Alper Yılmaz…

Taktik disiplinsizlik, Gabriel Sara’nın ikinci yarıda Juventus karşısında gerçekleştirilen net pozisyonda laubali vuruşuna ve yine ikinci yarıdaki pozisyonda Barış Alper’in Osimhen’e verip onu kaleciyle baş başa bırakacağı pozisyonda pas vermemesine neden oluyor…

Oyuncuların hiç mi sorumluluğu yok diye soracak olursanız? Tabii ki var. Taktik disiplin iki taraflı bir şey. Biri hoca, diğeri futbolcu… Hoca taktik disiplini sağlamakla yükümlü, oyuncu verilen taktiğe sadık kalmakla…

Dün akşam ne yazık ki ikisi de yoktu… Bu sezon ve hatta geçtiğimiz sezonların bazı Avrupa maçlarında da hep böyle oldu.

Osimhen maç sonunda bir televizyon kanalında, “Arkadaşlarımı sürekli uyarıyorum ama beni dinlemiyorlar” diyorsa gerçekten orada taktik disiplinden, takım olma hâlinden uzak bir durum vardır.

Gabriel Sara’ya bu konudan bağımsız bir parantez açacak olursam; bir kere asla Brezilya Millî Takımı’nın kadrosuna girebilecek kadar yetenekli ve yeterli bir oyuncu olmadığını gösterdi bu maçta. Ve bu maçta ikinci yarıda yakaladığı pozisyonda o kalitede olmadığını göstermiş oldu. Artı maçın ilk ve ikinci yarısında kilit pasları vermekte hep çok zorlandı.

Barış Alper de gereksiz özgüvenin kurbanı oldu.

“Hadi canım, adam iki maçta kırmızı kart aldırdı, ikinci maçta bir gol bir asist ile oynadı, emeğini görmezden gelme” diyebilirsiniz ama birden fazla doğru yapıp tek bir hata ile tüm mücadelenizi berbat edebileceğiniz bir arena Şampiyonlar Ligi… Bugün şanslıydı ama yarın aynı şansı olmayacaktır.

Galatasaray futbol şansı ve ilk maçtaki muazzam oyunu sayesinde aldığı avantajlı skor ile turu geçti. Ama hiçbir Galatasaraylı turu geçtiğine sevinemedi…

Bunu dünya üzerinde hiçbir takım taraftarına yaşatamazdı herhâlde…

Çünkü Liverpool’un efsane ismi aslında bir gerçeği yüzümüze vurdu. Bir sonraki turda Liverpool’un Galatasaray ile eşleşmesini isteyerek ve “Galatasaray bu işte, bize denk gelirlerse turu yüzde 99 geçeriz” diyerek.

Haklı da, artık hiçbirimizin umudu kalmadı…

Umarım biz yanılırız.

Turu Geçtik Ama…
Yusuf Çağırtekin
Yazarımız Kim ?

Yusuf Çağırtekin