- Ekonomi
- 28.01.2026 19:52
Özgener'den Gümrük Birliği için revizyon çağrısı
İZTO Ocak Meclisi’nde konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye’nin ihracat pazarında ciddi rekabet baskısı yaratacağını belirterek, bu riskler karşısında Gümrük Birliği sürecinin acilen revize edilmesi gerektiğini vurguladı
- Oluşturulma Tarihi :
- Güncelleme Tarihi :
- Kaynak : HABER MERKEZİ
KEMAL ÖZKURT / İzmir Ticaret Odası (İZTO) Ocak Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz yönetiminde, Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve meclis üyelerinin katılımıyla İzmir Ticaret Odası Çok Amaçlı Salonda gerçekleştirildi. Toplantıda küresel ticaretteki gelişmelere de değinen Özgener, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye açısından ciddi rekabet riskleri barındırdığını söyledi. Türkiye’nin Gümrük Birliği içinde yer almasına rağmen AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı anlaşmalara taraf olamamasının ihracatçılar üzerinde asimetrik baskı yarattığını vurgulayan Özgener, bu nedenle Gümrük Birliği sürecinin acilen revize edilmesi gerektiğini ifade etti.

AB PAZARI RİSK ALTINDA
Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın rekabet dengeleri açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Özgener, “Bu anlaşmanın dünya ticaretinin yönünü etkileyecek ölçekte yeni bir ekonomik yakınlaşmayı temsil ettiğini rahatlıkla değerlendirebiliriz. Yaklaşık 2 milyar insanın yaşadığı bir serbest ticaret bölgesi oluşturulmasının hedeflendiği bu anlaşma ile Avrupa Birliği’nde öne çıkan endüstri, tarım ve gıda sektörlerinde önemli bir rekabet avantajı sağlanacaktır. Özellikle Hindistan tarafından Avrupa Birliği’ne uygulanacak gümrük vergisi indirimleriyle ciddi bir pazar avantajı yaratılacağı açıktır. Bu kapsamda otomobillere uygulanmakta olan gümrük vergilerinin, Hindistan’dan Avrupa’ya ihraç edilen ürünlerde kademeli olarak yüzde 100’den yüzde 10’a kadar düşürüleceği; otomotiv parçalarına uygulanan vergilerin ise önümüzdeki 5 ila 10 yıl içerisinde tamamen kaldırılmasının hedeflendiği ifade edilmektedir. Avrupa Birliği, ülkemizin en önemli ihracat pazarı konumundadır. Gıda ürünlerinden sanayi ürünlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede ticaret gerçekleştirdiğimiz en önemli ortağımız Avrupa Birliği’dir. Ülkemizin Avrupa Birliği’ne ihracatında otomotiv endüstrisi, makine ve elektrikli ürünler ön plana çıkmaktadır. Anlaşmayla ortaya çıkan bu yeni durum, Hindistan’da üretilen benzer ürünler karşısında ihracatçılarımızın pazar kaybı yaşayabileceği gerçeğini de ortaya koymaktadır” diye konuştu.
GÜMRÜK BİRLİĞİ REVİZE EDİLMELİ
Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesinin elzem bir hal aldığını belirten Özgener, "Bu gelişmelerle beraber Hindistan’ın ülkemize Avrupa Birliği ülkeleri gibi gümrüksüz veya düşük gümrüklü mal satabilmesinin kapısı aralanıyor. Bunun nedeni; ülkemizin Gümrük Birliği içinde yer almasına rağmen, Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı bu tür serbest ticaret anlaşmalarına doğrudan taraf olamaması, buna karşın sonuçlarına fiilen maruz kalması. Bu durum, ihracatçılarımız açısından asimetrik bir rekabet baskısı yaratıyor; pazar payı kaybı riskini de beraberinde getiriyor. Gümrük Birliği süreci, Avrupa Birliği’nin imzaladığı her STA, ülkemizin aleyhinde olabiliyor. Yani rekabet imkanımızın oldukça azalacağı bir durumun ortaya çıkabileceğini öngörüyoruz. Bu hususu daha önce defalarca ifade ettiğim gibi, bir kez daha yinelemek istiyorum: Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi artık daha elzem bir hal aldı ve en kısa zamanda aksiyona geçip sonuca bağlanması gerekiyor" dedi.
2026'DA DA ANA BAŞLIK ENFLASYON
2025 yılı boyunca Türkiye ekonomisinin temel başlığının enflasyon olduğuna dikkat çeken Özgener, 2026 yılında da enflasyonun yalnızca fiyat istikrarı açısından değil; reel ekonomi, yatırım kararları ve dış denge açısından da belirleyici olmaya devam edeceğini söyledi. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadelede kararlı duruşunu güçlü mesajlarla sürdürmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Özgener, “Başta hane halkı olmak üzere piyasa bileşenlerinin enflasyon beklentileri hâlâ olması gerekenden yüksek düzeyde. Küresel ölçekte daha parçalı, daha oynak ve güvenlik temelli bir ekonomik düzene geçilen bu dönemde, Türkiye gibi dış ticarete ve dış finansmana duyarlı ekonomiler için makro dengelerin birlikte yönetilmesi her zamankinden daha kritik hale geliyor. Bu nedenle dezenflasyon sürecinin seyri kadar, reel ekonominin bu sürece nasıl uyum sağladığı, ihracat performansının sürdürülebilirliği ve döviz kuru dengesinin nasıl şekillendiği önümüzdeki dönemin temel belirleyicileri olacaktır” diye konuştu. Reel ekonomi cephesinde 2025’in son çeyreğinden itibaren sınırlı bir toparlanma gözlendiğini belirten Özgener, 24 sektörün 19’unda üretim ve güven artışı yaşanmasının ve toplam sanayi üretimindeki yaklaşık yüzde 2,5’lik artışın kontrollü bir iyileşmeye işaret ettiğini ifade etti. Ancak ihracat yapısının daha yakından incelenmesi gerektiğini vurgulayan Özgener, 2026 yılına girerken temel meselenin, dezenflasyon süreci devam ederken yalnızca büyümeyi desteklemek değil; büyümenin hangi sektörler üzerinden, hangi dış talep koşullarıyla ve hangi kur dengesi içinde gerçekleştiğini doğru yönetmek olacağını söyledi.
KARBON AYA İZİ HESAPLAYAN TEK ODA
Konuşmasının sonunda İZTO tarafından gerçekleştirilen Karbon Ayak İzinin detaylarını paylaşan Özgener, "Geçtiğimiz yıl Odamız Kurumsal Karbon Ayak İzini hesaplayan ilk Ticaret Odası olmuştu. Doğal kaynaklarımızın her geçen gün tükendiği günümüzde, kuruluşların ve üyelerimizin hassasiyetlerine öncülük etmek amacı ile çıktığımız bu yolda, 2025 yılında çalışlarımızı detaylandırarak sürdürdük. 2025’in son günlerinde gerçekleşen denetim ile Oda olarak “Kurumsal Karbon Ayak İzi” hesabımızın ISO 14064 Standardına uygunluğu TOBB MEYBEM tarafından doğrulandı" dedi.
Kaynak : HABER MERKEZİ