1 Nisan 2026, Çarşamba 10:38
11°C İzmir

Tüketici çifte baskı altında: Zam ve özelleştirme

Küresel enerji krizi ve özelleştirme politikalarının birleşmesiyle tüketiciye yansıyan maliyet artışlarının derinleştiğini belirten TükoDer İzmir Şube Başkanı Fatih Kurdoğlu, mevcut maaş seviyeleriyle bu yükün taşınmasının zor olduğunu kaydetti

Tüketici çifte baskı altında: Zam ve özelleştirme haberinin görseli
7 dk okuma süresi

BERKAY ERDEN / ÖZEL HABER - Küresel enerji krizi ve art arda gelen zamlar, Türkiye’de tüketici üzerindeki baskıyı artırmaya devam ediyor. Özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarında uluslararası piyasalarda yaşanan yükseliş, akaryakıt başta olmak üzere elektrik ve ısınma maliyetlerine doğrudan yansırken, bu durum hanehalkı bütçelerinde ciddi daralmalara yol açıyor. Enerji maliyetlerindeki artışın üretim ve lojistik giderlerini de yukarı çekmesi, gıda ve temel tüketim ürünlerinde fiyatların hızla artmasına neden oluyor. Uzmanlar, küresel piyasalardaki dalgalanma ve jeopolitik risklerin sürmesi halinde enflasyonist baskının önümüzdeki dönemde de devam edebileceğine dikkat çekiyor. Tüketiciyi Koruma Derneği (TükoDer) İzmir Şube Başkanı Avukat Fatih Kurdoğlu, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin yalnızca ulaşımı değil üretim ve tedarik zincirinin tamamını etkilediğini belirterek, bu artışların doğrudan ürün fiyatlarına yansıdığını ifade etti. Kurdoğlu, gündemdeki otoyol özelleştirmelerinin de maliyetleri daha da yukarı çekebileceği uyarısında bulunarak mevcut maaş seviyeleri ile bu yükün taşınmasının zor olacağını belirtti.

fatih kurdoğlu

PİYASA BUNU ÇÖZEMEZ

Savaş nedeniyle küresel ölçekten akaryakıt fiyatlarının arıttığını dile getiren Kurdoğlu, vatandaşın mevcut maaş seviyesi ile bu yükün altından kalkmasının zor olduğunu söyledi. Bir kamyonun deposunun 90 bin liraya dolduğuna dikkat çeken Kurdoğlu, “Enerji fiyatı arttığı sürece akaryakıt zamlarının bir sınırı yok gibi. Çünkü akaryakıt dediğimiz şey sadece arabaya konulan bir yakıt değil. Üretimin her aşamasında var. Ham maddeden başlayın, fabrikadaki üretim sürecine, oradan nakliyeye kadar her yerde enerji kullanılıyor. Dolayısıyla akaryakıt pahalandıkça; plastikten gıdaya, taşımacılıktan hizmet sektörüne kadar her şeyin maliyeti artıyor. Bu da en sonunda vatandaşa fiyat olarak yansıyor. Yani bugün bir ürüne zam geliyorsa bunun arkasında büyük ölçüde enerji maliyeti var. Bu yüzden biz diyoruz ki bu süreçte tüketiciye yansıma oranı yüzde 30–50 bandını bulabilir. Peki tüketici bundan nasıl korunur? Açıkçası tek başına piyasa bunu çözemez. Burada devletin devreye girmesi gerekiyor. ÖTV indirimi yapabilir, sübvansiyon sağlayabilir, yani bu maliyetin bir kısmını üstlenebilir. Yoksa bu yük doğrudan vatandaşa kalır” açıklamasında bulundu.

yoksulluk

- REKLAM -

İPTALLER BAŞLADI

Süreci değerlendiren ve öngörülerini paylaşan Başkan Fatih Kurdoğlu, “Şu anki maaş seviyeleriyle de bunun altından kalkmak gerçekten zor. Ama burada şöyle bir sorun var: Bu kriz sadece Türkiye’ye özgü değil, global bir enerji krizi var. Devlet müdahale etmek istese bile bunun da bir maliyeti var. Eğer bunu para basarak yaparsa, o da enflasyon olarak geri döner. Yani bir yerden tutup başka bir yerden patlıyor. Bir yandan da bu savaş doğrudan turizmi de etkileyeceği için şu an İzmir dahil birçok şehirde rezervasyon iptalleri başladı doğrudan otelci arkadaşlarımızdan aldığımız bilgiler... Doğrudan iptaller başladı. E bu da ülkeye sıcak para girişini engelleyecek. Yani gidişat ikinci pandemi yani diye düşünüyorum. Eşel mobil sistemi açık söyleyeyim, geçici bir çözüm. Bir süre rahatlatır ama kalıcı çözüm değil. Çünkü maliyet artışı çok büyük. Mesela bugün bir kamyonun deposunu doldurmak 80-90 bin liraya dayanmış durumda. O kamyon ne taşıyor? Gıda taşıyor. Tarım ürünü taşıyor. Bu da doğrudan ürün fiyatına yüzde 30-40 zam olarak yansır. İzmir–İstanbul fiyat farkına gelirsek… Evet İstanbul genelde daha ucuz. Bunun nedeni tüketimin fazla olması ve rekabetin daha yoğun olması. Ayrıca lojistik açıdan da avantajlı. İzmir’de ise taşıma maliyetleri ve tedarik zinciri biraz daha maliyetli olduğu için fiyatlar yukarıda kalıyor. Bu da serbest piyasa içinde çok sürpriz bir durum değil” dedi.

gişe

OTOYOL ÖZELLEŞTİRMESİ

İzmir’deki otoyollarını işletecek özel firmanın kar amacıyla fiyatları yükselteceğini dile getiren Kurdoğlu, taşıma maliyetlerinin artmasıyla ürün fiyatlarının da artacağını söyledi. Devletin özelleştirme hakkı olduğunu ancak süreçte yargı yolunun açık olduğunu dile getiren Kurdoğlu, “Eğer İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyolları özelleştirilirse, burayı alan firma sonuçta kâr etmek için alacak. Yani amacı vatandaşa ucuz hizmet vermek değil, yatırımını geri kazanıp üzerine kâr koymak. Bu da büyük ihtimalle geçiş ücretlerine zam olarak dönecek. Zaten akaryakıt pahalı… Bir de üstüne otoyol ücretleri artarsa, ulaşım maliyeti ciddi şekilde yükselecek. Bu sadece bireysel araç kullananı değil, taşımacılığı da etkiler. Taşımacılık pahalanınca da yine dönüp dolaşıp ürün fiyatlarına yansır. Bir de şöyle düşünün; bu yollar yıllardır kamu kaynaklarıyla, vatandaşın vergisiyle yapılmış. Şimdi özelleştirilince vatandaş hem vergisini vermiş oluyor hem de tekrar yüksek ücretle kullanmak zorunda kalıyor. Bu da doğal olarak tepki çekiyor. Özelleştirme ile kaynak yaratma taşıma su ile değirmen çevirmeye benziyor. Hukuki tarafına bakarsak… Devletin özelleştirme yapma hakkı var. Ama bu süreç tamamen kapalı değil. Yargı yolu açık. Özelleştirmenin şartları, kamu yararı, fiyatlandırma gibi konular dava konusu olabilir. Ama sonuç ne olur, o ayrı bir mesele. Özetle şunu söyleyeyim: Hem akaryakıt zamları hem de olası otoyol özelleştirmeleri birleşirse, vatandaşın üzerindeki maliyet yükü daha da artacak. Bu yüzden burada mutlaka farklı bir denge, farklı bir çözüm modeli bulunması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.