Vatandaş çaresiz, esnaf dertli: Ramazan sofraları boş kaldı

İzmir Lokantacılar Odası Başkanı Doğan Kılıç, bir iftar menüsünün bin lirayı aşmasıyla dört kişilik bir ailenin tek yemeğinin maaşın dörtte birine denk geldiğini belirterek esnafın Ramazan’ı umutsuzlukla beklediğini söyledi

Vatandaş çaresiz, esnaf dertli: Ramazan sofraları boş kaldı haberinin görseli

KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER - İslam aleminin büyük bir heyecanla beklediği, yardımlaşma ve paylaşma duygularının doruğa çıktığı on bir ayın sultanı Ramazan, dün tutulan ilk oruçlarla başladı. Kimi vatandaş orucunu evde ailesiyle birlikte açarken, kimi vatandaş dışarıdaki mekanlarda iftar yapmayı tercih ediyor; ancak tüm Türkiye’de olduğu gibi İzmir’de de bu yıl iftar sofraları, mutfaktaki ekonomik gerçeklerin gölgesinde kuruldu. Lokantacılar ve Gazinocular Odası Başkanı Doğan Kılıç, iftar menülerinin geçen yıla göre neredeyse yarı yarıya arttığını belirterek, tam bir menünün kişi başı 1000 lirayı aştığını söyledi. Geçen yıl 600 lira civarında olan fiyatların bu yıl 1000 liraya çıktığını aktaran Kılıç, dört kişilik bir ailenin tek bir iftar için yaklaşık 5 bin lira ödemek zorunda kalacağını, asgari ücretlinin dışarıda iftar yapmasının artık mümkün olmadığını ifade etti.

doğan kılıç

FİYATLAR YARI YARIYA ARTTI

Lokantalardaki iftar menülerinin geçen yıla oranla neredeyse yarı yarıya arttığını belirten Kılıç, “Fiyatlar seçilen menüye göre değişiklik gösteriyor. Bugünün şartlarında bir vatandaş; çorbası, et yemeği, pilavı ve tatlısıyla tam bir menü yemek istediğinde kişi başı 1000 – 1100 liradan aşağı masadan kalkamaz. Normal bir esnaf lokantasında bile fiyatlar bu seviyeye gelmiş durumda. Örneğin bir kelle paça 280-300 lira, et yemeği 450 lira, pilav ise 90-100 lira bandında. Geçtiğimiz Ramazan ayında 600 lira civarında olan bu menü fiyatları, bu yıl 1000 lirayı buldu. Yani fiyatların geçen yıla oranla yarı yarıya arttı” diye konuştu.

ramazan

- REKLAM -

ESNAF RAMAZAN’DA UMUTSUZ

Geçmiş yıllarda yaşanan o tatlı Ramazan telaşının artık yerini derin bir sessizliğe ve belirsizliğe bıraktığını ifade eden Kılıç, “Eskiden Ramazan geldiğinde bizi bir heyecan sarardı, ‘Akşama özel ne yapsak’ diye plan kurardık. Telefonlarımız susmazdı, 3 kişilik, 5 kişilik rezervasyonlar günler öncesinden dolardı. Şimdi ise bırakın rezervasyonu, insanların Ramazan’ın geldiğinden bile haberi yok. Esnaf hazırlık bile yapmadı. İftarın geç saatte açılacak olması da cabası; müşteri bulamıyoruz, öyle bir hayal bile kuramıyoruz artık” dedi.

ramazan

MÜMKÜN DEĞİL

Artan girdi maliyetlerinin vatandaşı dışarıda yemek yiyemez hale getirdiğini vurgulayan Kılıç, “Bugün bir vatandaşımız dükkana girip çorbasını, et yemeğini, pilavını ve tatlısını yese, bin liradan aşağı masadan kalkması mümkün değil. Dört-beş kişilik bir aile iftara gelse, bir akşamda 5 bin lira hesap ödeyecek. Asgari ücretin 20 bin lira olduğu bir ülkede, bir baba aylık maaşının dörtte birini tek bir iftar yemeğine nasıl versin? İnsanlar geçinemiyor ki bize gelebilsin. Biz de esnaf olarak bu fiyatları keyfimizden yazmıyoruz; maliyetler bizi buna mecbur bırakıyor” açıklamasında bulundu.

ramazan

- REKLAM -

ARTIŞLAR ESNAFI CANINDAN BEZDİRDİ

Sadece gıda maddelerine değil, işletme giderlerine gelen zamların da bel büktüğünü belirten Başkan Kılıç, “Geçen yıl kilosunu 450 liraya aldığımız et bugün toptan 900-1000 lira bandına çıktı. Eskiden 40 bin lira olan dükkan kiraları bugün 100 bin liraya fırlamış durumda. Elektrik, su, doğalgaz faturaları akıl alacak gibi değil. Sadece son bir ayda 60 meslektaşımız dükkanını kapattı. Üstelik bu rakamlar sadece bize ulaşanlar; çoğu esnaf vergi dairesinden kaydını sildirip, oda kaydını bile kapatmadan çekip gidiyor. Eskiden bir dükkan açınca mutlu olunurdu, şimdi esnaf dükkanını devrettiğinde veya kapattığında ‘zarardan kurtuldum’ diye seviniyor. Küçük esnaf resmen yok oluşa terk edildi” ifadelerini kullandı.

kent lokantası

BELEDİYE ESNAFA DESTEK OLMALI

Belediyelerin “Kent Lokantası” üzerinden yürüttüğü uygun fiyatlı yemek politikasını “Haksız rekabet” olarak nitelendiren Kılıç, “Bir simidin 20 lira olduğu bir dönemde, dört çeşit yemeği 25 liraya satmak akla mantığa sığmıyor. Bizden aldıkları vergiyle bize rakip oluyorlar. Devlet, belediye kendi işini yapacak personelini yönetecek, kenti yönetecek. Benimle rekabet etmeyecek. Eğer amaç gerçekten garibana yardım etmekse, bunun yolu bellidir: İhtiyaç sahiplerine bir kart veya limit tanımlarsınız; o vatandaş gider kendi mahallesindeki lokantadan yemeğini yer. Biz de esnaf olarak indirimimizi yaparız, farkı belediye öder. Böylece hem esnaf ayakta kalır hem de vatandaş kapı kapı kent lokantası aramaz. 25 lira alıyorlar 4 çeşit yemekten. 25 lirayı niye alıyorsun? Yani onu da alma. Aş evi gibi dağıt yemekleri. Ben de gideyim diyeyim ki ‘Helal olsun belediyeye, bak ne güzel iş yapıyor’. Seferihisar’daki gibi yemekleri sessizce ihtiyaç sahiplerinin evine götürmek varken, Kemeraltı’nın ortasında ucuz yemek satarsanız; oraya sadece gariban değil, hali vakti yerinde olan da gider” diye konuştu.

Kaynak: HABER MERKEZİ