29 Nisan 2026, Çarşamba 09:26
15°C İzmir

Emekliler pazarda alıcı değil bakıcı oldu

Artan yaşam maliyetleri karşısında geçinmekte zorlanan emekliler, maaşlarının temel ihtiyaçlara yetmediğini belirterek yaşadıkları ekonomik sıkıntı nedeniyle çalışan çocuklarına muhtaç hale geldiklerini söyledi

  • Oluşturulma:
  • Güncelleme:
  • Kaynak: HABER MERKEZİ
Emekliler pazarda alıcı değil bakıcı oldu haberinin görseli
7 dk okuma süresi

BERKAY ERDEN / ÖZEL HABER Ekonomide yaşanan sıkıntıları en derinden hisseden grup olan emekliler, aldıkları maaş ile temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz duruma geldiklerini vurguluyor. TÜRK-İŞ’in verilerine göre açlık sınırının 32 bin 793 TL olduğu Türkiye’de en düşük emekli maaşı olan 20 bin TL’yi alan emekliler, yiyecek ihtiyaçlarından bile kısıtlamaya gittiklerini ifade ederken, ilaç ve giyecek gibi ihtiyaçlar konusunda çalışan çocuklarından destek almak zorunda kaldıklarını söylediler. İhtiyaçlarını karşılamak konusunda kredi kartı kullanmak zorunda kalan emeklilerden biri olan Şenay Erdin, kredi kartı borcunu ödediği zaman elinde para kalmadığını söylerken, ekonomik sıkıntının toplumun tüm kesimini sardığını söyledi. Gıda ihtiyacı konusunda da kaliteden ödün vermek zorunda kalan emeklilerden biri olan Zülküf Külte, öğretmen emeklisi olmasına rağmen geçim sıkıntısı yaşadığını ifade etti. Maddi sıkıntı nedeniyle sosyalleşme ihtiyacından da ödün vermek zorunda kalan emeklilerden biri olan Birleşik Emekliler Sendikası İzmir Şube Başkanı Yavuz Karagöz ise mahcup olma duygusu nedeniyle misafir ağırlamaktan korkar hale geldiklerini vurguladı. 

“ALICI DEĞİL BAKICI OLDUK”

Aldığı maaş ile kredi kartı borcunu ödedikten sonra geriye para kalmadığını söyleyen Erdin, ekonomik sorunların geçicilikten çıkıp, kalıcı hale geldiğini ifade etti. Pazara gittikleri zaman en ucuz ne varsa onu almak zorunda kaldıklarını belirten Erdin, “51 yaşındayım. İki yıl oldu emekli olalı, özel sektörden emekliyim. En düşük emekli maaşını alıyorum, yani 20 bin TL, maalesef. Aldığım maaşın yarısından fazlası faturalara gidiyor. Kalanı da yetmediği için kredi kartı kullanıyorum. Kredi kartını da ödeyince elimde para kalmıyor. Böyle bir kısır döngünün içindeyim, ne yapacağımı bilemiyorum. Genelde çocuklarımızın desteğiyle ayakta kalıyoruz. Çalışan çocuklarımız varsa destek oluyorlar, faturaları ödüyorlar, bir şeyler alıyorlar. Ama benim çocuklarımdan biri yüksek lisans öğrencisi, diğeri işsiz. Gerçekten ekonomik olarak çok zor bir durumdan geçiyoruz. Aslında memlekette genel bir ekonomik sıkıntı var. Ben artık buna kriz demiyorum, çünkü kriz geçici olur. Bu geçici değil, sürekli hale gelmiş bir ekonomik darboğazın içindeyiz. Çalışan da emekçi de emekli de aynı sıkıntıları yaşıyor. Çalışan insanlar üç kuruşa çalışıyor, emeğinin karşılığını alamıyor. Emekliler zaten daha zor durumda. Ben emekli olmadan önce en azından evde kuru fasulye pilav yapar, hayatımı sürdürürüm diye düşünüyordum. Ama artık kuru fasulye pilav bile lüks oldu. Yağ, sebze, salça… Temel gıda maddelerine gelen zamlarla birlikte insanlar resmen açlığa mahkum edildi. Pazara çıkıyoruz, sebzelere bakıyoruz ama alamıyoruz. Alıcı değil, bakıcı olduk. En ucuz ne varsa onu bile yarım alıyoruz. Yemeklerde kullandığımız malzemeleri kısmak zorunda kalıyoruz. Bir tane soğanı üç tencere yemekte kullanıyoruz” dedi.

- REKLAM -

“KAPTANSIZ BİR GEMİDEYİZ”

Enflasyonun nasıl hesaplandığını anlamadığını aktaran Erdin, 1 poşet kahvaltılığı rahat alabilmek için 100 bin TL maaş alınması gerektiğini söyledi. Geçim sıkıntısının toplumun tüm kesimlerini etkilediğini söyleyen Erdin, “Bugün 2026 yılındayız ama biz bir Çinli gibi dünyayı gezemiyoruz, bir Alman gibi başka ülkelere gidemiyoruz. Hastaneye bile zor gidiyoruz. Randevu arıyoruz, bulamıyoruz. Bulduk diyelim, 15-20 gün sonrasına veriliyor. Belki acil bir durum var ama beklemek zorunda kalıyoruz. Doktora gidiyoruz, ilaç yazıyor, eczaneye gidiyoruz; katkı payı, ilaç parası derken 400-500 TL ödüyoruz. Bu şartlarda bir emeklinin geçinebilmesi için en az 100 bin TL geliri olması lazım. Bazen markete gidiyorum, alışveriş yapıyorum, kasaya gelince ‘sanki paralel evrendeyim’ diyorum. Bir poşet kahvaltılık alıyorum, 2 bin TL ödüyorum. Benim bu parayı rahat verebilmem için aylık gelirim 100 bin TL olmalı. Bu enflasyonu nasıl hesaplıyorlar, insanlar nasıl geçinecek, gerçekten anlamıyorum. Bu durumun sonuçlarını da görüyoruz. Suç oranları artıyor, gençler umutsuz, çalışanlar umutsuz, emekliler umutsuz. Hepimiz aynı gemideyiz ama gemi su alıyor. Buna artık birilerinin müdahale etmesi lazım. Kaptan yok, kaptansız bir gemideyiz” ifadelerini aktardı. 

“ÇOCUKLARIN ALDIKLARINI GİYİYORUZ”

Yiyecek alışverişinde kaliteden ödün vermek zorunda kaldıklarını ve giysi ihtiyaçlarını da çocuklarının hediyeleri ile karşıladıklarını aktaran Külte, “Öğretmen emeklisiyim. Şu anda 40’larda alıyoruz. Ama ona rağmen geçim sıkıntısı bizim de başımızda var. Pazara gittiğimizde en kalitelisini alamıyoruz artık, ucuzunu arıyoruz. Giyecek durumunu sorarsanız; giyecek alamıyoruz pek. Çocuklar doğum gününde bir hediye alırsa onlar bizim yeni kıyafetimiz oluyor. Kredi kartını emekli olmadan önce de kullanıyorduk ama hiçbir zaman asgarisini ödemeye kalkmamıştık. Şimdi artık asgarisini ödemeye başladık, ne yazık ki o duruma geldik” şeklinde konuştu.

- REKLAM -

“MİSAFİR GELECEK DİYE KORKUYORUZ”

Market alışverişinin çok masraf tuttuğunu ve eti ancak ayda bir kere alabildiklerini söyleyen Karagöz, misafir gelmesinden korkar hale geldiklerini söyledi. Arkadaşlarına bir çay bile ısmarlasalar bütçelerinin sarsıldığını aktaran Karagöz, “SSK’dan emekliyim. Açlık sınırının altında maaş alıyorum. Aldığımız para kira parası bile değil artık. Evimiz kendimizin olduğu için biraz daha şanslıyız ama yine de yetmiyor. Markete gidiyoruz, üç parça bir şey alıyoruz, 500-600 lira gidiyor. Eskiden misafir geldiğinde soframız donatılırdı, şimdi misafir gelecek diye ödümüz patlıyor. Mahcup olacağız diye çekiniyoruz. İnanın etin tadını unuttuk. Ayda bir kere belki kıyma giriyor eve o kadar. Kahveye gitmek de lüks oldu. Bir çay kaç para olmuş haberin var mı? Oturup iki çay içsen, bir arkadaşına ısmarlasan bütçe sarsılıyor. Parklarda oturuyoruz biz de. Yanımızda suyumuzu getiriyoruz, öyle vakit geçiriyoruz. Emekliyi sokağa çıkamaz hale getirdiler. Çocuklar da kendi derdinde. Onlar da geçinemiyor ki bize baksınlar. Herkes borç içinde. Biz onlara yük olmayalım diye uğraşıyoruz, onlar bize yük olmasın diye. Ama bazen mecbur kalıyoruz tabii, ilaç parası çıkışmayınca istiyoruz” dedi.

,

 

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.