Frantz gösterimde

Yönetmenliğini François Ozon’un yaptığı Fransa-Almanya yapımı Frantz, 20 Eylül ve 3 Ekim’de Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde saat 21:00’de gösterime girecek


  • Oluşturulma Tarihi : 26.08.2017 07:31
  • Güncelleme Tarihi : 26.08.2017 07:31
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Frantz gösterimde

NİLGÜN TAZE

2007 tarihli Angel filminden sonra ilk kez bir dönem filmi yapan François Ozon, bu kez uyarlama değil, özgün bir senaryoyla seyirci karşısına çıkıyor. Fransa-Almanya yapımı Frantz, 20 Eylül ve 3 Ekim’de Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde saat 21:00’de gösterime girecek. Birinci Dünya Savaşı ertesinde Almanya’da başlayıp Paris’te biten Frantz, tematik olarak Ozon’un günümüze dair senaryolarından ayrılmayan bir yapım.

Film, Alman taşrasında genç bir kadınla açılıyor. Siyahlar içinde, belli ki matemde, mezarlığa bırakmak için seçtiği beyaz çiçeklerle kasabasının sokaklarında yürüyen ve bir iki savaş gazisinin laf atmalarına aldırış etmeden mağrur bir ifadeyle yoluna devam eden Anna’nın öyküsü bu. Bir yıl kadar önce, Birinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde cephede hayatını kaybetmiş olan nişanlısı Frantz’ın mezarına gidiyor. Ve o gün beklemediği bir manzarayla karşılaşıyor. Mezarın üstünde bir başkası tarafından bırakılmış çiçekler var.

BİR KAYBIN ARDINDAN

Fimmde Anna, Frantz’ın doktor babası ve ev hanımı annesiyle birlikte yaşıyor çünkü üç kader ortağı, hala Frantz’ı kaybetmenin acısını içlerinde yaşıyor. Kasabadan gelen bir evlilik teklifine sıcak bakmıyor Anna. Hayatını sürdürmeye hazır değil çünkü. Geçmişte tutsak kalmış. Tıpkı kayınvalidesiyle kayınbabası gibi. Sevdiklerinin ölümüyle başa çıkamayan, her an onun anısıyla ve acısıyla yaşayan bu insanların öyküsü tam da Ozon’luk bir öykü. Frantz’ın mezarını ziyaret eden esrarengiz Fransız genç Adrien’in hayatlarına girişiyle yer yer renklenmeye başlıyor ailenin yaşamı da.

SÜRPRİZ MİSAFİR

Adrien’in kim olduğu ve neden oraya geldiği, Anna’yla ve Frantz’ın ailesiyle arasındaki tansiyonlu ilişki filmin büyük kısmını taşıyan dinamik. Bir Ozon filmi izlediğimizin farkındayız. O yüzden bu gizemin iki çıkışı olduğunu da tahmin edebiliyoruz. Adrien ya sevgilisi Frantz’ın ya da katili! Bu soru işareti bile, Frantz’la Anna arasındaki duygusal bağı son derece ilgi çekici kılmaya yetiyor. Bir de şu katmanı var  filmin. Adrien kendisine düşman gözüyle bakılan bir ülkenin sokaklarında dolaşıyor. Birinci Dünya Savaşı yenilgisinden sonra Nazizm’in ilk işaretlerinin yavaş yavaş yükselmeye başladığı bir dönemdeyiz. Frantz’ın babası Hans da ilk anda sert tepki gösteriyor Adrien’in hayatlarına girişine ve bu genç adamın bir anda oğlundan bahsetmeye, ondan bahsederken ağlamaya başlamasına.

DUYGUSAL ANLAR

Filmin en güçlü anlarından biri de Hans’la Adrien’ın, Frantz’dan kalan bir kemanı, sanki Frantz’ı toprağa verirmiş, tabutunun üstünü kapatırmış gibi kutusuna geri kaldırdıkları sahne. Frantz’dan kalan her şey, onları birbirine ve geçmişe bağlıyor. Adrien, Frantz’la anılarından bahsederken, bunların gerçek mi yoksa uydurmam mı olduğunu bilmesek bile, ailenin siyah beyaz dünyası bir anda renkleniyor. Filmin renklendiği bu anlar, Xavier Dolan’ın Mommy’de çerçeve oranıyla oynayışını hatırlatıyor. Dolan’ın instagram fotoğraflarını hatırlatan bir formattan sinemaskoba geçişten çıkarmayı umduğu anlam, Ozon’un da siyah beyazla renkli arasında gidip gelirken amaçladığıyla oldukça yakın. Bu türün bir yerden sonra naif, neredeyse ucuz bir etki bırakması da Dolan’ın elde ettiği sonuçtan çok farklı değil.

Haber Merkezi