Bağımlı anneler oğullarını paylaşamıyor

Bağlılıkla bağımlılık arasında çok ince bir çizginin bulunduğunu belirten Uzman Psikolog Pelin Su Uzun, çoğu annenin çocuğuna ne yazık ki bağımlı bir durumda yaşadığını söyledi


  • Oluşturulma Tarihi : 30.06.2017 07:55
  • Güncelleme Tarihi : 30.06.2017 07:55
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Bağımlı anneler oğullarını paylaşamıyor

Uzman Klinik Psikolog Pelin Su Uzun, “Çocuk doğum öncesi dönemden başlayarak annesiyle sürekli bir etkileşim içinde olduğu için anne ile çocuk arasında, annenin hamileliğiyle birlikte başlayan çok özel bir ilişki bulunur. Bebek, annesine dokuz ay boyunca onu hayatta tutacak göbek bağı ile bağlıdır. Fiziksel olarak doğumla birlikte kesilen bu bağ, ruhsal olarak devam eder, yani hayali göbek bağıyla dolaşan bir dürü yetişkin görmek mümkündür” dedi.

Bağlanma olarak adlandırılan durumun kısaca anne ile çocuğu arasında kurulan ilişki olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Pelin Su Uzun, “Doğumdan sonraki ilk üç ayda bebek; anne ve kendisini bir bütün olarak algılar, kendisini onun bir uzantısı, annenin bedenini kendi bedeninin bir parçası gibi görür. Ancak üçüncü aydan sonra çocuk, dış dünyanın farkına varır ve anneyi de farklı birisi olarak algılar. Dördüncü aydan sonra bebek, anneye bağlanmaya başlar. Bu bağlanma aslında anne ve bebeğin ayrışmasının da birinci aşamasıdır. Bebek, annesi yanından uzaklaşınca ağlar. Bu aylardan itibaren annenin, çocuğun ihtiyacı olmadığı zamanlarda da onun sürekli olarak yanında olması, ondan başka hiçbir şey ile ilgilenmemesi, onu sürekli gözetimi altında tutması, yalnız oynayabilecekken bile onu yalnız bırakmaması, ona sürekli müdahale etmesi, anne çocuk arasında bağlılıktan ziyade bir bağımlılığın oluşmasına olanak verir” diye konuştu.

ÇİFT TARAFLI ETKİLEŞİM

‘Benim varlığım çocuğum için daha güvenli’ diye düşünen annelerin, aslında çocuk için hiçbir ayrılık süresine izin vermeyerek bilinç dışında çocuklarını ayrılıklara hassas kılmakta olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Pelin Su Uzun, “Anne, her durumda çocuk için karar verip onun adına adımlar atarak çocuğun kendi başına karar verebilme yetisinin gelişmesine engel olur ve bu çocuklar annesiz yaşamakta zorlanır. İlerleyen dönemlerde arkadaş ve partneriyle olan ilişkilerinde de sorunlar yaşanması kuvvetle muhtemeldir. Özellikle evlilik gibi ciddi durumlarda çocuğuyla bağımlılık ilişkisi kurmuş, kendilik değerini çocuğuyla kurduğu iç içe geçmiş ilişkiden alan, kendi dünyasını çocuğunun ihtiyaç ve taleplerini karşılama üzerine inşa etmiş anneye sahip bireylerde bu durum daha fazla görülmektedir. Burada oğlunu bir başka kadınla paylaşamadığı gibi, çocuğunun evden ayrılmasıyla birlikte büyük bir boşluğa düşer ve zihin uğraşları bu sefer oğlunun evliliğine, mutluluğuna, rahatına kayması söz konusu olabilir. Aslında burada çift taraflı bir etkileşim vardır. Anne duygu düşünce ve davranış odağını tamamen çocuğa yönlendirir, çocukta buradan bir şekilde beslenmeyi öğrenmiştir. Çoğu bağımlı annenin, kendisine bağımlı oğlu kızı olur. Kısır döngü aradaki o hayali göbek bağını daha da güçlendirerek iç içe geçmiş ayrışamamış bir anne oğul görmek mümkündür” ifadelerini kaydetti. (İHA)

Haber Merkezi