Teknolojik ve tıbbi gelişmeler sayesinde ortalama yaşam süresinin artması, kadınların menopoz sonrası dönemde geçirdiği süreyi de uzattı. Dünya genelinde 45-55 yaş, Türkiye’de ise ortalama 47-49 yaş aralığında başlayan menopoz, doğal bir biyolojik süreç olarak kabul edilirken; hormon seviyelerindeki değişimler kadın sağlığını birçok açıdan etkileyebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, menopoz yönetiminde son yıllarda önemli bilimsel değişiklikler yaşandığını belirterek güncel yaklaşımlar hakkında değerlendirmelerde bulundu.
HORMON TEDAVİSİNDE 20 YILLIK YAKLAŞIM DEĞİŞTİ
Geçmişte hormon replasman tedavilerine yönelik bakış açısının önemli değişimler geçirdiğini ifade eden Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, menopoz tedavisinde artık “Zamanlama Hipotezi”nin temel kriterlerden biri olduğunu söyledi. Koçun, “Hormon tedavisine yaklaşım, 1960'lardan beri çok değişti. İlk yıllarda adeta bir 'gençlik iksiri' gibi görülen bu tedaviler, 2002 yılında yayımlanan büyük bir araştırma (WHI) sonrası ciddi bir kanser ve kalp krizi korkusuna yol açtı. O dönem dünya genelinde büyük bir panik yaşandı, milyonlarca kadın tedaviyi bıraktı ve doktorlar hormon reçete etmekten kaçındı. Ancak günümüzde bu veriler yeniden incelendiğinde, o risklerin sadece 60 yaş üstü veya menopozun üzerinden çok uzun süre geçmiş kadınlarda yoğunlaştığını anlaşıldı. Böylece tıpta 'Zamanlama Hipotezi' dönemi başladı. Artık biliniyor ki, menopozun ilk 10 yılında veya 60 yaş öncesinde başlanan destek tedavilerinde riskler son derece nadirdir; hatta kalp ve kemik sağlığı üzerinde koruyucu etkileri olabilir. Nitekim FDA de bu tedaviler üzerindeki eski kısıtlayıcı kara kutu uyarılarını kaldırarak bu modern yaklaşımı destekliyor. Bugün hormon tedavisini herkese standart bir paket olarak değil; kadının yaşına, genetik riskine ve şikayetlerine göre tamamen kişiye özel, terzi usulü planlanıyor” dedi.

TEDAVİ ÖNCESİ KAPSAMLI DEĞERLENDİRME GEREKİYOR
Menopoz döneminde uygulanacak tedavilerin kapsamlı bir değerlendirme sonrasında planlanması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Gültekin Koçun, kişiye özel tedavi yaklaşımının önemine dikkat çekti. Koçun, “Menopoz dönemi, özellikle hormon replasman tedavisi (HRT) veya biyo-eşdeğer hormon tedavisi (BHRT) planlanırken kapsamlı bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kılar. Tedavi öncesinde onkolojik güvenliği teyit etmek için jinekolojik muayene, endometriyum kalınlığı ölçümü için ultrason, Pap-Smear testi, mamografi ve meme ultrasonu en öncelikli adımdır. Menopozun kesinleşmesi ve eksik olan hormon seviyelerinin belirlenmesi amacıyla kanda FSH, LH, Östradiol (E2), progesteron ve testosteron değerlerine bakılır. Menopoz belirtileriyle karışabilen tiroid bozukluklarını ayırt etmek için TSH testi istenir. Ayrıca vücudun hormonu nasıl tolere edeceğini görmek için karaciğer-böbrek fonksiyon testleri, lipid profili, tam kan sayımı ve açlık kan şekeri incelenir. Menopoz sonrası hızlanan kemik kaybını ve osteoporoz riskini başlangıçta saptamak amacıyla da mutlaka kemik dansitometrisi yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.
HORMON TEDAVİSİ TEK SEÇENEK DEĞİL
Menopoz belirtilerinin yönetiminde hormon tedavisinin tek yöntem olmadığını belirten Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, hormon kullanamayan ya da tercih etmeyen kadınlar için farklı seçeneklerin bulunduğunu söyledi. Koçun, “Hormon tedavisi istemeyen ya da kullanamayan hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri, bitkisel destekler ve bazı tıbbi alternatiflerle de etkili sonuçlar alınabiliyor. Örneğin; ateş basması ve terleme gibi vazomotor semptomları artırabilen kafein, alkol, baharatlı yiyecekler ve sigaradan uzak durulması ilk adımdır. Ani sıcak basmalarında ısıyı dengelemek için kat kat ve pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Lif açısından zengin, işlenmemiş gıdalar ile kalsiyum, D vitamini ve Omega-3 içeren bir diyet kemik sağlığını korur ve genel refahı artırabilir. Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, yüzme veya yoga gibi egzersizler hem ruh halini iyileştirebilir hem de kemik erimesi riskini azaltabilir. Uyku problemleri, anksiyete ve sıcak basmalarıyla başa çıkmada Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) bilimsel olarak önerilen bir yöntem olarak biliniyor. Bunun yanı sıra stresi yönetmek için akupunktur ve meditasyondan da yararlanılabiliniyor” dedi.
UZMAN KONTROLÜ VURGUSU
Menopoz döneminde uygulanan destek tedavilerinin temel amacının yaşam kalitesini yükseltmek ve sağlık risklerini azaltmak olduğunu belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, sürecin mutlaka uzman hekim kontrolünde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Koçun, düzenli takip ve bireysel planlamanın menopoz yönetiminde başarıyı artıran en önemli unsurlar arasında yer aldığını ifade etti.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın