Sayfa Yükleniyor...
Uzman Psikolojik Danışmanı ve Aile Danışmanı Ezgi Denizel Güven, Türkiye kritik günlerden geçerken çocukların kaygı ve korkudan korunması adına ailedeki yetişkinlerin yapabileceklerini anlattı
EMİNE YALÇIN ÖZEL HABER
Türkiyede meydana gelen terör olayları karşısında tahrik olunsa bile farklı gruplar hakkındaki yargıları, ailelerin çocuklarının yanında ifade etmemeye davet eden Uzman Psikolojik Danışmanı ve Aile Danışmanı Ezgi Denizel Güven, bu davranışın gelecekte daha çok ayrışmaya ve kutuplaşmaya yol açabileceğini söyledi.
Uzman Psikolojik Danışmanı ve Aile Danışmanı Ezgi Denizel Güven, toplum olarak son zamanlarda oldukça sıkıntılı günlerden geçtiğimizi söyleyerek, Türkiyede meydana gelen terör olaylarının genç yaşlı demeden herkesi kaygı, korku, üzüntü, karamsarlık ve isteksizlik gibi olumsuz duygularla yaşamak durumunda bıraktığını ifade etti.
GİTTİKÇE DAHA KORKAR HALE GELİYORUZ
Medya ve sosyal medya aracılığıyla edinilen haberlerin güvenlik duygusunu sarsıp kaygı düzeyini arttırırken strese karşı dayanıklılığı da aynı oranda azalttığına dikkat çeken Güven, olup bitenler karşısında insanların giderek daha korumacı olmaya başladıklarını vurguladı. Güven, Zorunlu olmadıkça çarşı, pazar, meydan, alışveriş merkezleri gibi toplumsal mekanlara gitmekten, toplu taşıma araçlarına binmekten kaçınıyoruz. Sosyal medya aracılığıyla servis edilen haberlerin kaynak güvenilirliğini sorgulamadan inanmayı tercih ediyor ve gittikçe daha çok korkar hale geliyoruz. Bütün bu saydıklarım savaş ve terörün yarattığı belirsizlik ortamı ve güvenlik tehdidi karşısında yaşadığımız toplumsal travmanın doğal sonucu aslında. Çünkü terör ile amaçlanan aslında tek bir noktada birkaç kişinin yaşamına son vermek değil, belirsizliğin yaratacağı kaosla toplumdaki güvenlik duygusunu sarsarak toplumsal birlikteliği psikolojik olarak çökertmektir diye konuştu.
YETİŞKİNLERİN DUYGULARINI KOPYALIYOR
Güven, Peki yaşamsal deneyimi, mantıksal gücü nispeten fazla olan biz yetişkinler bu duygularla başa çıkmaya çalışarak yaşıyorken bizlerle birlikte yaşayan çocuklarımız neler yaşıyor, nasıl hissediyor? sorusuna şu şekilde cevap verdi: Bu alanda yapılan araştırmaların büyük bir kısmı çocukların birlikte yaşadığı yetişkinlerin duygularını kopyaladığına işaret ediyor. Yani güvenlik duygusunun yoğun olarak sarsıldığı, kaygılı ailelerde çocuklar da benzer kaygıları yaşıyor. Özellikle yetişkinlerin aşırı korumacı yaklaşımları çocuklarda Başımıza her an kötü bir şey gelebilir, her an sevdiğim birini kaybedebilirim düşünceleri ile birlikte oluşan akut stres tepkilerini ve korkuyu tetikleyebiliyor. Bu çocuklar yaşadıkları yoğun kaygı ve korku ile anne babalarından ayrılmak, okula gitmek istemeyebiliyor. Ya da ailelerinden herhangi birinin işe, okula gitmesine aşırı tepki gösterebiliyor. Yalnız kalmaktan, geceleri odasında uyumaktan kaçınabiliyor. Ailesindeki yetişkinlerin davranışlarına paralel olarak insanların toplu olarak bulunduğu mekanlarda bulunma konusunda aşırı tepkisel davranabiliyor. Aşırı kaygılı çocuklarda algılama sorunları ve ders başarısında düşme, iştah kaybı, mide barsak sorunları ve baş ağrıları gözlenebiliyor. Daha öfkeli, daha tepkisel ve saldırgan olabiliyor ya da tam tersi daha çok içe kapanma davranışları gözlenebiliyor. Kaygı ve korkunun dozu arttıkça çocukta gözlenen uyum sorunları da artıyor. Elbette tüm bu saydıklarım travmatik bir olaya maruz kalmış, şahit olmuş her çocukta aynı düzeyde gözlenmiyor. Bu noktada çocuğun yaşı ve bilişsel gelişim düzeyi, kişisel olarak sahip olduğu psikolojik sağlamlık düzeyi kadar içinde yaşadığı ailenin psikolojik sağlamlığı ve iletişim biçimleri önemli belirleyiciler oluyor.
KAÇINMACI DAVRANMIYORLAR
Aile içindeki yetişkinler ve yaşça büyük çocuklar kaygılı olsalar dahi bunu küçük çocukların yanında çok fazla dile getirmiyor. Aşırı korumacı ve kaçınmacı davranmıyor ya da kendilerine göre aldıkları güvenlik önlemlerini çocuklara onların anlayamayacağı, kavramsallaştıramayacağı bir dille anlatmak yerine çocuklarının ve ailenin güvenliğini sağlama konusunda kontrolün kendilerinde olduğu düşüncesini oluşturarak güven ortamı sağlayabiliyorlarsa çocuklarda oluşabilecek kaygı ve korkuları önleyebiliyorlar.
ÇOCUKLAR İŞİTTİKLERİ HER ŞEYİ SORAMAYABİLİRLER
Türkiye kritik günlerden geçerken çocukların kaygı ve korkudan korunması adına ailedeki yetişkinlerin yapabileceklerinin saydıkları ile sınırlı olmadığını da sözlerine ekleyen Güven, alınabilecek diğer önlemleri şu şekilde sıraladı: Ailenin ve çocuğun günlük düzenin devam etmesi önemlidir. Çünkü çocuğun hayatında önemli sayılabilecek değişikliklerin yapılması istikrar duygusunu zedeleyebilir. Çocukların güven duygusu için düzenin korunması ve tutarlılık önemlidir. Medyada yayınlanan haberlerden olabildiğince uzak tutulması; kendi algı ve yorumlamalarına bırakılmaması önemlidir. Çocuklar her şeyi işitir ama işittikleri her şeyi soramayabilirler. Bu noktada kendi bilişsel kapasiteleri, hayal güçleri ve yorumlamaları ile ailede kaygı olmasa dahi çocukta kaygı ve korku oluşabilir. Araştırmalar sadece televizyondaki görüntüleri seyrederek çocuklarda travma sonrası stres belirtileri oluşabileceğine işaret etmektedir. Çocukların yanında başka yetişkinlerle ülke gündeminden ve kendi kaygılarımızdan konuşmamak en doğrusudur. İkinci maddedeki durum burada da aynen geçerlidir. Eğer işittikleri ya da bir şekilde şahit oldukları bir olumsuz durum ile ilgili soruları varsa onların anlayabileceği dilde çok detaylandırmadan açıklamak ve onlarla güven verici bir dille konuşmak önemlidir.
TERÖRİZM TOPLUMDAKİ KAOSTAN BESLENİR
Olaylar karşısında tahrik olmuş olsak bile politik görüşlerimizi toplumu oluşturan farklı gruplar hakkındaki yargılarımızı çocukların yanında ifade etmemeye onlarla bu yargıları paylaşmamaya dikkat etmeliyiz. Toplumsal kesimlerle ilgili yargılarımız çocuklarda düşmanca duyguların kolayca oluşmasına neden olabilir ki bu durum gelecekte daha çok ayrışma ve kutuplaşma getirebilir. Özellikle kaynağı belli olmayan sosyal medya haberlerine sizler de temkinli yaklaşın. Travmatik yaşantılar sonrası toplumda kaygı ve korkuyu körükleyecek, tedirginlik ortamı yaratacak haberlerin sıklıkla servis edildiğini hatırınızdan çıkartmayın. Çünkü terörizm toplumdaki kaostan ve güvensizlikten beslenir. Bu kritik günlerin toplum genelinde birlik ve beraberlik içinde; aile özelinde güven ve açık iletişim ile geçirilmesi gerektiğini hatırınızdan çıkartmayın. Unutmayalım bireylerin psikolojik sağlamlık ve inanç düzeyleri ailelerin sağlamlığının, ailelerin sağlamlık düzeyi ise toplumsal psikolojik sağlamlığın ve ruh sağlığının belirleyicisidir.
Haber Merkezi