Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan 'Ortak Gelecekte Biriz İletişim Kampanyası'nın tanıtım programı gerçekleştirildi. İletişim Başkanlığı Konferans Salonu'nda düzenlenen programa Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve çok sayıda davetli katıldı.
Programda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye'de yaşayan farklı etnik grupların yüzyıllardır aynı coğrafyada ortak bir yaşam sürdürdüğüne dikkat çekti. Türkler, Kürtler, Araplar ve diğer toplulukların ortak tarih, kültür ve medeniyetin parçaları olduğunu belirten Kurtulmuş, "Bu ülkede yaşayan Türkler, Kürtler, Araplar, diğer etnik unsurlar; hepimiz asırlardır bu ülkede yaşıyoruz; birlikte, beraberce yaşıyoruz. Diğer çatışma çözümlerinde göründüğü gibi burada herhangi bir şekilde dini ya da mezhebi anlamda çatışmaların olduğu bir süreçten geçip gelmedik. Türkler ve Kürtler yan yana, asırlardır beraber yaşamış olan bir millettir. Aynı toprağın, aynı medeniyetin, aynı geleneğin, aynı göreneğin insanlarıyız" dedi.
'AYRIŞMAYI ORTADAN KALDIRAN İRADEYİ TÜRKİYE ORTAYA KOYUYOR'
Bölgedeki ayrışmaların Türkler ve Kürtler arasındaki bir anlaşmazlıktan kaynaklanmadığını savunan Kurtulmuş, coğrafyanın dış müdahaleler ve emperyalist politikalar aracılığıyla şekillendirilmeye çalışıldığını söyledi. Geçmişte çizilen sınırların aynı aşirete mensup insanları dahi birbirinden ayırdığını belirten Kurtulmuş, Türkiye'nin bugün bu ayrışmaları ortadan kaldıracak bir irade sergilediğini ifade etti.
Cumhuriyet'in ilk yüzyılında terörün ülkenin karşılaştığı en ağır sorunlardan biri olduğunu kaydeden Kurtulmuş, yaklaşık 50 yıllık süreçte çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini, Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal kaynaklarının önemli ölçüde zarar gördüğünü dile getirdi.
Terörün yalnızca can kayıplarına yol açmadığını, ülkenin geleceğe yönelik umutlarını da olumsuz etkilediğini belirten Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye hedefinin tarihi önem taşıdığını ifade ederek, "Şimdi bu en ağır sorunu ortadan kaldırmak için Terörsüz Türkiye hedefiyle başlattığımız bu süreci inşallah başarıyla sürdürüyoruz, başarıyla da sonlandıracağız. Nasıl terör Türkiye'nin ilk asrının en önemli sorunu ise Terörsüz Türkiye de Türkiye'nin ilk asrının en büyük projesidir. İnşallah bunu gerçekleştireceğiz, sonuç alacağız ve artık terör bütün unsurlarıyla, bütün etkileriyle Türkiye'nin gündeminden kalkacaktır" diye konuştu.

'ÖRGÜT SİLAH BIRAKMAYI İSTEMESE TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DEN BAHSEDİLEMEZDİ'
Kurtulmuş, geçmiş dönemlerde terörün sona erdirilmesi amacıyla çeşitli girişimlerde bulunulduğunu ancak bu çalışmaların istenilen sonuca ulaşamadığını hatırlattı. Önceki girişimlerin başarısız olmasında, sorunun devam etmesini isteyen çevrelerin etkili olduğunu belirten Kurtulmuş, mevcut sürecin başarıya ulaşmasında devlet aklı ile millet iradesinin aynı noktada buluşmasının belirleyici olduğunu söyledi.
Sürecin ilerlemesini sağlayan unsurları değerlendiren Kurtulmuş, devletin kurumlarıyla toplumun beklentilerinin ilk kez bu kadar güçlü biçimde örtüştüğünü dile getirdi. Örgütün silah bırakma ve faaliyetlerini feshetme yönündeki açıklamalarının da önemli bir aşama olduğunu belirten Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'de terörle mücadele tarihimizde ilk sefer devlet aklıyla millet vicdanı örtüşmüş, üst üste gelmiş ve aynı istikamete, aynı hedefe yürümüştür. Bunun fevkalade önemli olduğunu, eğer devlet aklıyla millet vicdanı bir araya gelmeseydi bu atılan adımların başarıyla atılmasının da çok mümkün olmadığını bir kez daha hatırlatmak isterim."
Örgütün silah bırakma iradesinin sürecin temel koşullarından biri olduğunu kaydeden Kurtulmuş, "Dolayısıyla bütün şartlar bir araya gelse, eğer örgüt silah bırakmayı istemese, silah bırakmayı kabul etmeseydi hiç şüphesiz bu adımların hiçbirisi atılamazdı, Terörsüz Türkiye'den de bahsedilemezdi" dedi.
TÜRKİYE BÖLGEDE GÜVENİN MERKEZİ OLMALI
Bölgesel ve küresel gelişmelerin Terörsüz Türkiye sürecini doğrudan etkilediğini belirten Kurtulmuş, Orta Doğu'da artan çatışmaların güvenlik sorunlarını derinleştirdiğini ifade etti.
Türkiye'nin bu dönemde kendi iç bütünlüğünü güçlendirmesinin önemine işaret eden Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı'nın Ahlat'ta iki yıl önce gündeme getirdiği 'iç kalenin tahkimi' yaklaşımının stratejik bir adım olduğunu söyledi.
İsrail'in bölgedeki askeri faaliyetlerine de değinen Kurtulmuş, Filistin'in yanı sıra Ürdün, Lübnan, Suriye, İran, Yemen ve Katar'ın da saldırılardan etkilendiğini belirtti. Katar'a yönelik saldırının bölge ülkelerine güvenlik konusunda önemli bir mesaj verdiğini savunan Kurtulmuş, "İşte tam böyle bir dönemde Türkiye, bu kadar güvensiz hale getirilen bölgede güvenin ana unsuru olmak mecburiyetindedir" ifadelerini kullandı.
'PYD/YPG'NİN SURİYE'YE ENTEGRASYONU ÖNEMLİ BİR FIRSATI OLUŞTURMUŞTUR'
Suriye'de yaşanan siyasi değişimin Türkiye açısından önemli fırsatlar meydana getirdiğini söyleyen Kurtulmuş, yeni yönetimin ülkedeki farklı etnik ve mezhebi grupları ortak bir yönetim çatısı altında buluşturma çabasına Türkiye'nin destek verdiğini kaydetti.
PYD/YPG'nin Suriye'nin yeni yönetimine entegrasyonunun Terörsüz Türkiye sürecine katkı sağladığını belirten Kurtulmuş, Suriye'de toprak bütünlüğünün korunması ve bütün toplumsal kesimlerin temsil edildiği demokratik bir yapının oluşturulmasının önemini vurguladı.
Kurtulmuş, Suriye'deki entegrasyon çalışmalarının tamamlanmasının hem Türkiye'nin hem de bölgenin güvenliği açısından önemli olduğunu belirterek, bu gelişmelerin Terörsüz Bölge hedefine de katkı sunduğunu ifade etti.
IRAK VE İRAN'DAKİ GELİŞMELER DE SÜRECİ ETKİLEDİ
Irak'taki silahsızlanma çalışmalarına da değinen Kurtulmuş, merkezi yönetim dışında kalan milis grupların silah bulundurmamasına yönelik kararların uygulamaya geçirildiğini söyledi. Mahmur ve Sincar bölgelerinde bulunan PYD, PKK ve KCK unsurlarının silah bırakmasına ilişkin çalışmaların başladığını ve sürdüğünü aktaran Kurtulmuş, bölgedeki gelişmelerin Türkiye'nin elini güçlendirdiğini kaydetti.
İran'ın kuzeybatısındaki Kürt bölgelerinde bir ayaklanma başlatılmasına yönelik girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirten Kurtulmuş, Suriye, Irak ve İran'da yaşanan gelişmelerin Türkiye'deki sürece olumlu katkı sağladığını dile getirdi.
'MECLİS'TE İZLEME KOMİSYONUNU KURACAĞIZ'
Terörsüz Türkiye sürecinde siyasi partilerin ortaya koyduğu ortak tutumun da önemli bir kazanım olduğunu belirten Kurtulmuş, TBMM'de 467 milletvekilinin destek verdiği kararın güçlü bir siyasi iradeyi yansıttığını söyledi.
Bu desteğin yalnızca sayısal bir çoğunluk olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, Meclis'in sürecin tamamlanması konusunda ortak sorumluluk üstlendiğini kaydetti.
Önümüzdeki günlerde TBMM bünyesinde bir izleme komisyonunun oluşturulacağını açıklayan Kurtulmuş, komisyonun süreci millet adına takip edeceğini belirtti. Türkiye'nin kendi çözüm modelini geliştirdiğini söyleyen Kurtulmuş, başka ülkelerin veya uluslararası kuruluşların üçüncü göz olarak yer almadığı bu modelde denetim ve takibin Meclis tarafından yürütüleceğini ifade etti.
'KARDEŞLİK DİLİNİ KULLANMA ZAMANIDIR'
Sürecin önündeki en önemli risklerden birinin provokasyonlar ve ayrıştırıcı söylemler olduğunu belirten Kurtulmuş, hem siyasi aktörlere hem de topluma sağduyu çağrısında bulundu. Terörün sona ermesini istemeyen çevrelerin bulunduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, toplumsal birlikteliğin korunması için kullanılan dile özen gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Etnik, dini ve siyasi farklılıkların ayrışma gerekçesi haline getirilmemesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Şimdi ayrılıkçı dil kullanma zamanı değil, birlikte barış içinde yaşayacak kardeşlik dilini kullanma zamanıdır" dedi.
Hiçbir toplumsal kesime karşı ayrımcı bir söylemin kabul edilmemesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerinin yalnızca bir slogan olmadığını, bölge halklarının yeniden ortak bir gelecek inşa etmesine yönelik bir iradeyi temsil ettiğini belirtti.
DURAN: İMKANLARIMIZI BÖLÜCÜ ZİHNİYETİN UĞURSUZ PROJELERİNE KURBAN ETMEK İSTEMİYORUZ
Programda konuşan İletişim Başkanı Burhanettin Duran da terörün sona erdirilmesinin Türkiye açısından büyük bir hedef olduğunu ancak asıl amacın bunun ötesinde bir gelecek inşa etmek olduğunu söyledi. Terörün gölgesinden kurtulmuş bir Türkiye'nin sahip olduğu insan kaynağını, enerjisini ve imkanlarını toplumsal bütünleşme, kalkınma ve refah için kullanması gerektiğini belirten Duran, güvenliğin kalıcı huzura, huzurun toplumsal bütünleşmeye, bütünleşmenin ise ortak refaha dönüşmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Bölgesel ve küresel gelişmelerin Türkiye'nin dış politika gündemini yoğunlaştırdığına dikkat çeken Duran, ülkenin kaynaklarının terör ve ayrılıkçı projeler nedeniyle tüketilmesini istemediklerini belirterek, "Bizler daha fazla insan kaynağımızı, enerjimizi, imkanlarımızı bölücü zihniyetlerin 'uğursuz projelerine' kurban etmek istemiyoruz. Bizler artık üretim ve refah için çalışmak istiyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı'nın 'iç cephenin tahkimi' yönündeki yaklaşımının önemine de değinen Duran, toplumsal huzurun Türkiye'nin bölgesel gelişmeler karşısındaki en önemli güvencelerinden biri olduğunu sözlerine ekledi.
Kaynak: DHA





