28 Ekim 2026,Çarşamba 18:18
İlkses Gazetesi - İzmir Haberleri
Üst Reklam (özel)

YENİ Partili Deniz Yücel’den 2027 yılı bütçesine tepki

YENİ Parti İzmir Milletvekili Deniz Yücel, 2027 yılı bütçesinin “Dayanıklılık, Refah ve Dönüşüm” olarak tanımlanmasını eleştirdi. Yücel, “Halka dayan” denilerek hazırlanan bütçeyi “Ha Gayret bütçesi” olarak nitelendirdi

Oluşturulma:
Kaynak: BÜLTEN
YENİ Partili Deniz Yücel’den 2027 yılı bütçesine tepki haberinin görseli
5 dk okuma süresi

YENİ Parti İzmir Milletvekili Deniz Yücel, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada 2027 yılı bütçesinin adını ve içeriğini eleştirerek hukuk güvenliği, kamu yönetiminde hesap verebilirlik ve basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bütçenin “Dayanıklılık, Refah ve Dönüşüm” olarak tanımlanmasına tepki gösteren Yücel, “İsminden de anlayacağımız üzere bu bütçe, “Halka dayan” diyor. O nedenle bu bütçe “Ha Gayret bütçesidir” dedi.

31 MART 2024'TEN SONRA MI İCAT EDİLDİ?

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından göreve gelen yaklaşık 40 belediye başkanının çeşitli nedenlerle tutuklandığını ve görevlerinden uzak kaldığını öne süren Yücel, belediye başkanlarına yönelik adli süreçleri eleştirdi.

Yücel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Halkın seçtiği belediye başkanları şafak vakti evlerinden alınıyor, elleri kelepçeleniyor, görüntüleri basına servis ediliyor ve cezaevlerine gönderiliyor. Bu konuşmayı yaptığım şu saatlerde Denizli Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, eşi ve 17 kişi Bakırköy Belediye Başkan Yardımcıları ve çok sayıda bürokrat gözaltında. Geçtiğimiz hafta Çukurova ve Milas Belediye Başkanı tutuklandı, ondan önceki haftalarda Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer ve ilçe belediye başkanlarımız tutuklandı. 31 Mart 2024'te seçilip de göreve gelen 40'a yakın belediye başkanı çeşitli nedenlerle tutuklandıkları için şu anda görevde değil, hepsi ya Yeni Partili ya Cumhuriyet Halk Partili. Merak ediyorum, acaba bu yolsuzluk denilen illet 31 Mart 2024'ten sonra mı icat edildi? Eskiden bir kişi hakkında bir suçlama yapıldığında ifadeye çağırılırdı, tahkikat yapılırdı, deliller toplanırdı, kamu davası açılmaya yeterli delil varsa kamu davası açılır ve yargılama yapılırdı; mahkûmiyet kararı verilirse kişi istinafa, temyize başvururdu, sonuç alamazsa cezasını çekmek için hapse girerdi. Şimdi bir kişinin soyut beyanıyla, bir kişinin iftirasıyla, hiçbir delil olmamasına karşın insanlar evlerinden alınıyor, tutuklanıyor ve hapse atılıyorlar; sanki herkes örgüt olmuş, herkes çete olmuş. Ne yazık ki değerli arkadaşlar, bu ülkede hukuk güvenliği kalmamış durumda.”

BAKANLAR KORUMA KALKANINDA

Yücel, konuşmasının devamında bakanların hesap verebilirliği konusunda da eleştiriler yöneltti. Farklı alanlarda yaşanan sorunlara rağmen ilgili bakanların sorumluluklarının yeterince sorgulanmadığını savunan Yücel, şu ifadeleri kullandı:

“Başka bir ülkede halkın içine çıkamayacak bakanlar bizim ülkemizde inanılmaz bir sorumsuzluk kalkanı içindeler. Bolu'da ihmaller zinciri sonucunda 78 vatandaşımız can verirken, yenidoğan bebekler 3-5 alçağın para kazanma hırsı sonucu hastanelerde ölüme gönderilirken, açlığa mahkûm edilen emekliler isyan ederken, sosyal güvenlik sistemini öven, MESEM'lerde çocuklar ölürken susan, okul önlerinde güvenlik önlemi almayan, okula sabun bile göndermekten aciz olan bakanlara dokunulamıyor”

REKLAM

HABERİ YAPMADI DİYE TUTUKLUYORSUNUZ!

Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin mesleki haklarıyla sınırlı olmadığını, toplumun haber alma hakkını da doğrudan ilgilendirdiğini belirten Yücel, gazetecilerin haberleri nedeniyle tutuklanmasını eleştirdi. Gazetecilerin haber hazırlarken doğruluk, belge ve teyit konularının yanı sıra tutuklanma ihtimalini de düşünmek zorunda kaldığını söyleyen Yücel, konuşmasını şöyle sürdürdü:


“Gazetecinin yalnızca yaptığı haberin doğruluğuna, belgesine ve teyidine kafa yorması gerekirken bizim ülkemizde o haberi yaptıkları için özgürlüklerinden olmayı göze alıp almayacaklarını da düşünmek zorunda kalıyorlar. Gazeteciyi somut delile dayalı yaptığı haberden dolayı tutukluyorsunuz; somut delil bulamadı diye haber yapmıyor, bu kez de haberi yapmadığı için tutukluyorsunuz. Ne istediğiniz aslında çok açık: Doğruyu yazan tek bir gazeteci bile kalsın istemiyorsunuz. Basının görevi yalnızca resmî bültenleri aktarmak değil. Gazeteci soru sorar, araştırır, soruşturur, çelişkiyi bulur, çıkarır, kamu gücü kullananları da denetler, iktidarın hoşuna gitmeyen haberleri de yayınlar; bunun karşılığında gazetecinin tutuklanması ise siyasi bir tercihtir. Çünkü halkı yanıltıcı bilgiye müdahale edilecekse bunun yolu bellidir, cevap ve düzeltme hakkı vardır, tekzip vardır, bağımsız yargı vardır. Gazeteci gazetecilik yapmazsa toplum ilerleyemez. Bu nedenle, mesele, sadece birkaç gazetecinin başına gelenden ibaret değil, hepimizin aslında, nasıl bir ülkede yaşamak istediğiyle ilgili.”
Konuşmasının sonunda Can Atalay konusuna da değinen Yücel, Atalay'a yaşatılanların Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından bir ayıp olduğunu ifade etti.

Kaynak: BÜLTEN

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.