8 Mart 2026, Pazar 12:41
16°C İzmir

Ben iş kadınıyım, ben eşim, ben anneyim, ben… Kadınım!

Yozgat’tan İzmir’e, Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar, kendi deneyimlerinden yola çıkarak bugünün anlamını, hak, eşitlik ve toplumsal farkındalık ekseninde değerlendirdi

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Güncelleme Tarihi :
  • Kaynak: SULTAN GÜMÜŞ KAYA
Ben iş kadınıyım, ben eşim, ben anneyim, ben… Kadınım! haberinin görseli

Eğitimciden gazeteciye, sağlık çalışanından yöneticilere kadar birçok kadın, 8 Mart’ın kendileri için ne ifade ettiğini paylaştı. Kimisi, emeğin ve direncin bir simgesi olarak gördü; kimisi, hala süren eşitsizlikleri ve şiddeti hatırlatan bir uyarı olarak. Yozgat’tan İzmir’e, Türkiye’nin dört bir yanındaki kadınlar, kendi deneyimlerinden yola çıkarak bugünün anlamını, hak, eşitlik ve toplumsal farkındalık ekseninde değerlendirdi. Onların ortak mesajı net: “Bir kadın değişirse, toplum değişir; ayakta duran her kadın arkadan gelenler için çiçeklerle dolu patikalar açıyor.”

KIYMETİMİZİ BİLDİĞİMİZ 8 MARTLARA

Görüşlerine yer verdiğimiz Yozgat Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Zülfiye Acar Şentürk, şu sözlere dikkat çekti: “8 Mart Dünya Kadınlar Günü bir farkındalık günü olması nedeniyle önemli ancak farkındalık bir güne sığdırılıp yılın geri kalan günlerinde bir şey değişmiyor ise işin aslı bir anlamı da olmuyor. Haklarını aramak için verdikleri mücadelede hayatını kaybeden kadınlar geride kalan hemcinsleri için inanılmaz bir fedakarlık ve güç örneği olarak yaşamaya devam edecekler. Kadınlara dayatılan eşitsizlikler uzun zamanlar konuşulmaya devam edilecek. Erkeklerin hemen her alanda egemen olduğu toplumlarda kadınlar kendilerine sunulan kıt imkanlar ile kendilerini parlatmaya, ‘ben de buradayım’ diyebilmek için çabalamaya devam edecekler. Kadın sorunlarını tartışan bir kurulda yok denecek derecede az kadın temsilinin olması kadar garip ne olabilir? Olaya 'sorunun kaynağı oldukları için böyle uygun görülmüş' diye de bakmak mümkün olabilir. Bir yerde farkındalık günü var ise orada düzeltilmesi, değişmesi gereken çok şey vardır. Kadınların değişime öncelikle kendisine inanarak, kendisinin farkındalığını arttırarak başlaması gerek. Kadın isterse kendine yetebilecek kadar donanımlı ve güçlü olabilir. Ayakta sağlam durup, güçlü adımlar atan her kadın arkadan gelenler için çiçeklerle dolu patikaları da açmaktadır. Akıl ve vicdan kadının özgürlük alanını da belirlemektedir diye düşünüyorum. İlham olmak, ilham almak için doğru yere yönelmek, yeniden denemek, yeni alanlar açmak çok kıymetli. Bu ülkenin kadınları çok kıymetli. Çok fedakar, cefakar, çok çalışkan. Kıymetimizi bildiğimiz ve bunu herkese kabul ettirebildiğimiz nice 8 Martlara…”

- REKLAM -

BEN VARIM DEMENİN KOLEKTİF SİMGESİ

Fly Koçluk ve Danışmanlık Kurucusu / İFOD - İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Emine Bozan da, “8 Mart benim için takvimdeki bir gün değil; kadın emeğinin, direncinin ve ‘Ben Varım’ demenin kolektif bir simgesidir. Çalışan, üreten ve kendini her noktada geliştirmeyi amaç edinmiş bir kadın olarak bugün hem omuzlarımdaki sorumluluğu hatırlatıyor hem de geçmişten bugüne haklarımız için mücadele eden tüm kadınların mirasını onurlandırmamızı sağlıyor. Kendi yolculuğumda gördüm ki; bir kadın kendini fark edip güçlendiğinde, önce kendi hayatına, sonra ailesine ve öğrencilerine dokunuyor; bireyden başlayan bu küçük dokunuşlar ise en nihayetinde tüm toplumu kapsayan dev bir dönüşüm gücüne dönüşüyor. Günlük hayatın koşturmacasında çoğu zaman atladığımız bu gerçekleri hatırlatan 8 Mart, eksikliklerimizi yüzümüze vuran bir ayna olmalıdır. Haklarımızın ve fırsat eşitliğinin bir lütuf değil, temel bir insan hakkı olduğunu bilmeli; istihdamda var olmanın sadece ekonomik özgürlük değil, gelecek nesillere ‘hayallerinin sınırı yok’ diyebilmenin en somut kanıtı olduğunu unutmamalıyız. Dayanışmanın iyileştirici gücüyle daha adil bir dünya kurma inancımızı tazelerken; dilerim ki her 8 Mart’ta ülkemde kadın olmanın zorluklarını değil, aşmış olduğumuz engelleri ve büyük başarılarımızı konuşuruz” cümlelerine yer verdi.

KADINLARIN OMUZLARINDA BİR KAMBUR

Karar.com İnternet Haber Editörü Ayşegül Bağcı ise, “Ben bir iş kadınıyım. Ben bir ev hanımıyım. Ben bir eşim. Ben bir anneyim. Ben… ben… ben… Bir kadın kaç role bölünebilirse ben o kadarım. Gücümüzün farkındayız sadece en yakınlarımızdan biraz motivasyona ihtiyacımız var. Saygı, destek, takdir ve minnet gibi. Bir muhabir ve haber editörü olarak kadınlar hakkında sorular sorabilir, yazılar yazabilirim. Ama ben şu an bir kadın olarak soruyorum ve de bir kadın olarak konuşuyorum. Yukarıda bahsettiğim bu beklentiler neden bazı kadınlar için mücadele gerektirecek bir argümana dönüşüyor? Bu toplumun tüm yükü neden biz kadınların omuzlarında bir kambur? Evet bizler çok güçlü varlıklarız. Ama bu kambur bizim değil. Biz istiyoruz ki güçlü olalım. Dayatmalar, haksızlıklar, söylemler, şiddetler etken olmasın. Kısaca çok basit bir hayat beklentimiz var. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bazı kişiler ya da kesimler tarafından şova dönüştürülen bugünün benim için şimdilik bir anlamı yok. Bugün önemini yok sayamam, saymıyorum da. Fakat katledilen, şiddet gören ve hâlâ bir yerlerde şiddet görmeye devam eden kadınlarımızı unutmamak ya da unutturmamak bir tek güne sığacak bir mesele değil. Gerçek değişim; kadınların yalnız kalmadığı, toplumun ve devletin el ele vererek bu direnişi büyüttüğü gün başlayacak. O gün işte bugün yeniden anlam bulacak” mesajını verdi.

- REKLAM -

KADINLAR ARTIK HER SEKTÖRDE YER ALABİLİYOR

İzmir’de bir hastanede sağlık çalışanı olarak görev yapan Dilek Gümüş de, “Her şeyden önce ben bir anneyim, birinin hayat arkadaşıyım ve bir anne babanın evladıyım. Hayatımı, bana zorunlu olarak yüklenen roller değil, kendi yaptığım seçimlerle sürdürüyorum; bu da hayat kalitemi kat be kat artırıyor. Evet, ‘seçtiğim’ diyorum çünkü insanın kendi hayatıyla ilgili verdiği her kararda, yaptığı doğru veya yanlış her durumda seçim şansının olması, tabiri caizse dünyada bir cennet yaşatıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken içimde hep bir heyecan oluyor. Evet, ben bir kadınım ve bu dünyada benim için ayrılmış bir gün var; hem de herkes tarafından kutlanıyor. 21. yüzyılda kadın demek; üretmek, toplum olmak ve yaşamın her alanına dokunarak güzellikler yaratmak demek. Yıllar boyunca tarihin her alanında kadının ötekileştirilmesi, ataerkil toplumun belirlediği rolleri kabullenmek ve ona sunulan hayatı yaşamak zorunda olması çok üzücüydü. Ancak günümüz dünyasında bu durum artık değişmiş durumda. Kadınlar artık her sektörde yer alabiliyor; bu da kadınlar için ekonomik özgürlük anlamına geliyor. 129 kadın işçinin ölümüyle başlayan hak, özgürlük, eşitlik ve adalet arayışında ödenen bedeller sonucunda kazanılmış olan bu kutlu dava sayesinde, Birleşmiş Milletler 8 Mart’ı Dünya Kadınlar Günü olarak tanımladı. Ancak buna rağmen hâlâ dünyanın, özellikle ülkemizin her yanından kadın haklarının ihlal edildiğini, kadın cinayetlerinin devam ettiğini ve kadınlara verilen hakların yok sayılıp toplumdan uzaklaştırıldığını görüyor ve izliyorum. Herkes için, tüm canlılar için barış ve huzur dolu bir yıl diliyor, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” yorumunda bulundu.

BİR KADIN DEĞİŞİRSE ÇOK ŞEY DEĞİŞİR

Sınıf Öğretmeni Cennet Doğmaz da, “Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun” diyerek şunları ekledi: “Kadınlar hayatın her alanında büyük emek verir. Kimisi iş hayatında, kimisi hem işte hem ailede, kimisi de aile içinde görünmeyen ama çok değerli bir emeği omuzlar. Bir kadının azmi ve bir annenin sevgisi çoğu zaman yalnızca bir aileyi değil, bir toplumu da dönüştürebilecek güçtedir. Bir eğitimci olarak özellikle kız çocuklarımızın yaşamın en temel haklarından biri olan eğitim hakkına özgürce ulaşabilmesinin büyük önem taşıdığına inanıyorum. Çünkü bir kız çocuğunun eğitimi yalnızca onun bireysel geleceğini değil, toplumun adalet duygusunu, gelişimini ve vicdanını da şekillendirir. Eğitim alan bir kız çocuğu, kendi ayakları üzerinde durabilen, haklarının farkında olan ve bu haklara sahip çıkabilen bir birey olarak yetişir. Haklarını bilen ve bilinçli bir anne ise çocuklarını da insan haklarına saygılı, eşitliğin değerini bilen bireyler olarak yetiştirir. Bu nedenle kız çocuklarının eğitimi sadece bireysel bir kazanım değil, daha adil ve eşitlikçi bir toplumun en güçlü temellerinden biridir. Küçük yaşlardan itibaren başkalarının haklarına saygı duymayı öğrenen bireylerin yetiştiği bir toplumda huzur ve barış artar, sevgi çoğalır. Böyle bir toplumda kadın–erkek ayrımcılığı değil, insan olmanın ortak değeri konuşulur. Çünkü hepimizden önce insanız. Unutmayalım; bir kız çocuğunun eline verilen kitap, aslında toplumun geleceğine verilen bir kalemdir. Ve bir kadın değişirse, gerçekten çok şey değişir.”

- REKLAM -

EŞİTLİK, SADECE HUKUKİ METİNLERDE DEĞİL…

Karar.com İnternet Haber Editörü Ruken Özalp de değerlendirmesinde, “Dünya Kadınlar Günü, sadece takvimdeki bir yaprak değil; emeğin, direncin ve dayanışmanın sessiz ama çok güçlü bir dışavurumudur. Bir haber editörü olarak bugün bana, her kelimenin ve her hikâyenin toplumsal eşitliğe giden yolda birer tuğla olduğunu hatırlatıyor. Kendi çalışma hayatımda, bir kadının vizyonuyla şekillenen projelerin nasıl daha kapsayıcı ve duyarlı hale geldiğine defalarca şahit oldum. Bu özel gün; geçmişin kazanımlarını onurlandırırken, gelecekte hiçbir kadının potansiyelini ispatlamak için ekstra bir yük taşımak zorunda kalmadığı bir dünya hayalini yeniden canlandırıyor. Toplumsal farkındalık açısından baktığımda ise 8 Mart’ın bir kutlamadan ziyade, kararlı bir duruşun sembolü olduğunu düşünüyorum. Eşitlik, sadece hukuki metinlerde değil, günlük hayatın her anında, iş toplantılarından evdeki sorumluluk paylaşımına kadar her alanda somutlaşmalı. Üreten her kadın, kendi başarı hikayesiyle bir sonrakine kapı aralıyor ve bu zincirleme ilham, hak mücadelesinin en gerçekçi yakıtını oluşturuyor. Bugün, omuz omuza verdiğimizde neleri değiştirebileceğimizi bir kez daha görüyor ve daha adil bir yarın için yazmaya, üretmeye ve fark yaratmaya devam etme gücü buluyorum” dedi.

HEP Mİ KEDER, HEP Mİ HÜZÜN?

Türk Kadınlar Birliği Bayraklı Şubesi Başkanı Nihal Bulmamış ise, “Yine geldi, bir 8 Mart daha… Gerçekçi olmak gerekirse, kutlayacak ne var? Bir anma günü olduğunu bilerek ‘Kutlu olsun’ deniyor, neyi kutlayalım? Kadın olduğumuzu mu, zor hayatta ayakta kalmaya çalıştığımızı mı, kadın ölümlerini mi? Neyi ve nasıl anlatmalı? Eskiler ‘kız doğunca saçaklar ağlar’ dermiş. Hep mi keder, hep mi hüzün? Mutsuzluk hep dişi çizgi izler. Eşit, özgürce ve rahat bir yaşam, bu kısacık ömre sığmaz mı? Sorumluluk çok… Şiddet türlüsü… Oysa kadından çoğalan nesil, nasıl olur da dünyaya gelmesine vesile olanın canına kıyar? ‘Canım öğretmenim’ derken nasıl canına kıyılır? Bir düşünelim mi? Kadın taşır, peki neyi? Her şeyi: Yemek taşır, kocayı taşır, yük taşır, bilgi taşır, emek, emek çocuk taşır, sorumluluk taşır. Kısaca kültür taşır. Sabırla ve cesaretle… Cennet anaların ayağı altındadır ama yürekte cehennem! Böyle yaşanmaz, yaşanmamalı. Tüm karanlığa rağmen umudumuz var, sevgi var. Hadi, var mısınız? Saygıyı ve sevgiyi büyütüp, çoluk çocuk hep birlikte mutlu ve mesut yaşayalım. Düş değil. Olur, olur, olur. Yeter ki isteyelim” çağrısında bulundu.

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.