- Yaşam
- 21.01.2026 11:40
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi duyurdu: Pandemi sonrası en fazla işçi ölümü 2025’te yaşandı
İSİG Meclisi, pandemi sonrası dönemde işçi ölümlerinin en yüksek seviyeye 2025 yılında ulaştığını açıkladı
- Oluşturulma Tarihi :
- Güncelleme Tarihi :
- Kaynak : SULTAN GÜMÜŞ KAYA
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, pandemi döneminin ardından en fazla işçi ölümünün 2025 yılında gerçekleştiğini açıkladı. İSİG Meclisi, bu tabloyu Türkiye’de uzun yıllardır süren ‘olağanlaştırılmış iş cinayetleri rejimi’nin bir sonucu olarak değerlendirdi.
Yapılan yazılı açıklamada, çalışma koşullarının giderek ağırlaştığı, sömürünün derinleştiği ve bunun doğrudan iş cinayetlerine yol açtığı vurgulandı. Açıklamada, “Tek bir failden, tek bir cinayet mahallinden ya da tek bir nedenden söz edemeyiz. Bu tablonun arka planında devlet aygıtı, idari ve yargısal mekanizmalar, üretim ilişkileri ve sermaye birikim modeli bulunuyor” denildi.
KIR VE KENT FARK ETMEKSİZİN HIZLA YAYGINLAŞTI
İSİG Meclisi, iş cinayetlerinin kamu-özel sektör ayrımı olmaksızın, güvenceli ya da güvencesiz, çocuk, yaşlı, yerli ya da göçmen işçiler arasında; kır ve kent fark etmeksizin hızla yaygınlaştığına dikkat çekti. Açıklamada, işçi ölümlerinin artık yalnızca işyerlerinde alınacak iş sağlığı ve güvenliği önlemleriyle durdurulabilecek aşamayı geçtiği ifade edilerek, iş cinayetlerinin çok katmanlı ve çok boyutlu bir sonuç olduğu belirtildi. Açıklamada iş cinayetleri rejiminin temel kolonları şöyle sıralandı: neoliberal politikalar, Türkiye’nin uluslararası iş bölümünde ‘ucuz emek rezervi’ rolüne itilmesi, organize sanayi bölgeleri ve özel endüstri bölgeleriyle Anadolu’nun ‘küresel fabrika’ya dönüştürülmesi, kamusal varlıklara el konularak sürdürülen ilkel birikim süreçleri ile grevlerin ve işçi direnişlerinin engellenmesi…
İŞ CİNAYETLERİNİN SIÇRAMA YAPTIĞI DÖNEM…
İSİG Meclisi, 2011 yılından bu yana yürüttükleri çalışmanın yalnızca işçi ölümlerini kayıt altına almakla sınırlı olmadığını vurguladı. Açıklamada, iş cinayetlerinin emek hareketinin temel mücadele başlıklarından biri haline getirilmesinin hedeflendiği ifade edildi. Meclis, ilk yıllarda ‘iş cinayeti’ kavramının toplumsal ve siyasal dile yerleşmesi için çaba harcandığını, raporlar, davalar ve eylemlerle bu mücadelenin süreklileştirildiğini hatırlattı. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ve KHK’lerle yönetilen 2016-2018 döneminde iş cinayetlerinde ciddi artış yaşandığı belirtilen açıklamada, grev yasakları ve sendikasızlaştırma politikalarının emeğin en örgütlü olduğu sanayi kesimlerini hedef aldığı vurgulandı. Pandemi yıllarında ise ‘Çarklar dönsün’ anlayışıyla işçilerin zorla çalıştırıldığı, çalışma saatlerinin fiilen patronların insiyatifine bırakıldığı ve Kod 29 gibi uygulamalarla işten çıkarmaların yaygınlaştığı hatırlatıldı. Bu dönemde iş cinayetlerinin yeniden sıçrama yaptığı kaydedildi.
Pandemi sonrasındaki dönemde servet transferleri, yoksullaştırma politikaları ve mülksüzleşmenin derinleştiğine dikkat çeken İSİG Meclisi, bu sürecin özellikle çocuk, kadın, yaşlı ve göçmen işçileri daha savunmasız hale getirdiğini belirtti. Açıklamada, bu gruplar arasında iş cinayetlerinin artacağı yönündeki uyarıların bugün doğrulandığı ifade edildi. İSİG Meclisi, işçi ölümlerine karşı mücadelenin genişletilmesi ve emek hareketinin ortak bir başlığı haline getirilmesi çağrısını yineledi.
Kaynak : SULTAN GÜMÜŞ KAYA