Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, kadın cinayetlerinin basında ele alınış biçimine ilişkin açıklama yaptı. Dernek, kadın cinayetlerinin haberleştirilmesinde kullanılan dilin faili aklayan, cinayeti magazinleştiren ve şiddeti yeniden üreten bir araca dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.
Dernek tarafından yapılan paylaşımda, kamuoyuna aktarılması gereken asıl konunun, bir kadını hayattan koparan failin karşılaşacağı hukuki sonuçlar ve cezaevi gerçekliği olduğu belirtildi. Açıklamada, kadın cinayetlerinin ayrıntılarının sansasyonel biçimde sunulmasının yerine, suçun niteliğinin ve failin cezai sorumluluğunun öne çıkarılması gerektiği ifade edildi.
CİNAYET FİLM SAHNESİ GİBİ KURGULANMAMALI
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, açıklamasında Pınar Gültekin dosyasını örnek gösterdi. Dernek, söz konusu dosyada medyanın cinayeti adeta bir film sahnesi gibi kurgulayarak ‘pornografik bir anlatı’ sunduğunu ve bu tür haber dilinin şiddeti yeniden ürettiğini savundu. Kadın cinayetlerinin haberleştirilmesinde cinayetin vahşetini ayrıntılı biçimde sergileyen, mağdurun özel yaşamını öne çıkaran veya faili merkeze alan anlatımların kamuoyunun bilgi edinme hakkına hizmet etmediğine dikkat çekildi.
EN AĞIR ŞEKİLDE ÖDEYECEKLERİ GÖRÜNÜR OLMALI
Dernek, kadın cinayetlerinin önlenmesinde caydırıcılığın önemine de dikkat çekti. Açıklamada, faillerin işledikleri suçun hukuki sonuçlarıyla karşılaşacağının kamuoyunda görünür kılınması gerektiği belirtilerek, faillerin suçlarının bedelini ‘en ağır şekilde’ ödeyeceklerinin gösterilmesinin caydırıcılık açısından önemli olduğu ifade edildi. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, basın kuruluşlarına kadın cinayetlerini haberleştirirken kullandıkları dile ilişkin çağrıda bulunarak, şiddeti normalleştiren, magazinleştiren veya faili aklayan anlatımlar yerine, kadına yönelik şiddetin niteliğini ve failin sorumluluğunu ortaya koyan bir habercilik anlayışının benimsenmesini istedi.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın