Sayfa Yükleniyor...
İzmirin en büyük camilerinden biri olan, asırlık geçmişe sahip Salepçioğlu Camini tüm özellikleriyle inceledik
EMİRCAN IŞILDAK
Konak Esnaf Şeyhi Mahallesinde yer alan Salepçioğlu Cami, tarihi ve İtalyan tarzı mimarisiyle dikkat çekiyor.
Eski bilinen ismi Şamil Sokak yeni adıyla da Dr. Faik Muhittin Adam Sokağında Kemeraltı Caddesi ve Birinci Beyler Sokağı ile Kestelli Caddesi arasında kalan bölgede, eski Büyük ve Küçük Salepçioğlu hanlarından Büyük Salepçioğlu Han'ın arkasında yer alan cami, İzmir Kadısı Mehmet Emin Efendinin nezaretinde 1897-1907 yılları arasında inşa edilmiş. İzmirde dönemin ileri gelenlerinden Salepçizade Hacı Mehmet Efendinin oğlu Hacı Ahmet Efendi tarafından yaptırılması istenmiş.
HEM MEDRESE HEM CAMİ
Kemeraltında bulunan Salepçioğlu Çarşısının güney tarafından kolaylıkla ulaşılabilen cami, alt katı medrese, üst katı cami olmak üzere tasarlanmış. İlk bakışta fevkani* özelliğiyle dikkat çeken ibadethane, Kemeraltı Esnafı ve yerli yabancı turistler ağırlıklı olmak üzere, büyük bir yoğunluğa sahip. Caminin alt kısmında yer alan medrese, yapının inşaatı devam ederken 1904 yılında hizmete girmiş. Sekiz hücresi bulunan alt kısımda yapıldığı dönemde dini dersler verilmiş, Kuran ve Arapça öğretimi yapılmış. Medrese günümüzde ise Türkiye Diyanet Vakfına ait olan Kadın Aile ve Gençlik Merkezi (KAGEM) olarak kullanılıyor. Merkez yürüttüğü projelerde genel ve özel gruplarla din, düşünce, kültür, edebiyat ve sanat hayatına çeşitli düzeylerde katkı sunmak üzere, besleyici, kuşatıcı, geliştirici çalışmalar yürütüyor. Toplumsal sorunların tespit ve çözümüne yönelik etkili, kalıcı ve sürekli projeler üretmek için akademisyen, entelektüel ve uzmanların katkılarıyla çalışma alanlarındaki bilgi birikimini geçmişle bugün arasında ilişkilendirmeyi amaçlayan KAGEM, Salepçioğlu Caminin medrese bölümünde görev yapıyor.
İTALYAN MİMARİ
Salepçioğlu Cami, İtalyan mimar tarafından projelendirilmiştir. Barok tarzı bir yapıyla şekillendirilen ibadethanede, medrese olan zemin kat duvarları, kırmızı ve koyu nefti (yeşil) renkli kesme taşların ardışık uygulanması ile inşa edilmiştir. Söveler ve avlu demir korkuluklarına destek olan babalar kırmızı taştandır. Cami kitlesi olan üst kat, koyu nefti (yeşil) renkli kesme taş duvarlara beyaz mermer söveler ve tamamı ön cephede bulunan, mermer kaplı dört pilastr ilavesi ile inşa edilmiştir. Caminin giriş cephesi, rüzgârlığı ve pencerelerinin önündeki balkonları cepheyi düşey panolara ayıran pilastrları ile dikkat çekmektedir. Yan cephelerde de pilastrlar ile cephenin düşey panolara ayrılması tekrarlanmıştır. Mihrap cephesi, mihrap bölümünün çıkıntısı dışında diğer cephelere göre daha sade bırakılmıştır.
CAMİDE BAROK ESİNTİSİ
Ana girişin iki yanında, dışarıda ve içeri girince iki yanda dört adet mermer çeşme vardır. Bugün içerideki çeşmelerden biri, dışarıdaki çeşmelerden ise girişin solundaki ikisi kullanılmaktadır. Cami, zemin katta, merkezi girişi dik kesen doğu batı yönlü bir geçitle ikiye ayrılır. Güney (kıble) tarafı caminin altına gelen kısım ise etrafı demir korkuluklarla çevre dolaşımından ayrılan bir namazgah bölümü ve bunun iki yanında merdivenle çıkılan, altlarında bodrumları bulunan her bir yanda iki oda olmak üzere toplam dört oda ile tasarlanmıştır. Caminin bir diğer özelliği ise odalarda bulunan bacaların üst katta demir korkuluklara destek olan babalar olmasıdır. Tavan, merkezi dört adet yivli dökme demir kolon tarafından taşınan volta döşeme ile yapılmıştır. Caminin yapıldığı dönemin özellikleri göz önünde tutulursa zamanının en gelişmiş yapı teknolojisi uygulanmıştır denilebilir. Salepçioğlu Camini ziyaret edenlerin bir çoğu, caminin yapısından ve mimarisinden etkilenmektedir. Bu anlamda inanç turizmi açısından da İzmir için oldukça önemli bir yere sahiptir.
Zemin kat girişinin iki tarafındaki çeşmelerin yanlarından barok etkili kıvrık ikili bir merdiven düzeni ile avluya ulaşılır. Avlu tamamen mermer parke kaplıdır ve caminin ön, doğu ve batı tarafında devam etmektedir. Avluda demir korkuluklara destek olan ve kırmızı taştan yapılmış babalar bulunmaktadır. Flüzgarlık bölümünden içi tamamen mermer kaplı ve mahfelide kapsayan son cemaat mahalline girilir. Son cemaat mahallinin rüzgarlık bölümü girişi dışında yine aynı cephede rüzgarlığın iki yanında iki girişi daha vardır. Mahfile çıkan ahşap döner merdivenler sağ ve sol yanlardadır. Son cemaat mahalli üzerindeki mahfil katı, uçları sivriltilmiş ve barok tarzı süslemeli üç kubbeyle örtülüdür. Mahfil pencereleri önlerindeki balkona açılan kapılar biçimindedir. Bugün son cemaat mahallinin sağ ve sol yanlarında müezzin ve imamın kullandığı iki ayrı oda ilavesi vardır. Son cemaat mahallinden üç kapıyı esas ibadet mekanına geçilir. Kare planlı ibadet mekanını örten kubbe yüksek etki yaratmaktadır. Kareden eşit kenarlı sekizgene ve ondan kubbeye geçişte oluşan kasnağın her kenarına ikişer vitraylı pencere açılmıştır. Kare mekanın üzerine oturan kubbe sanki duvarlara ilave sekiz sütun ve bunlara oturan sekiz yarım daire kemerle taşınmaktadır. Kubbe kasnağının altı ve üstü yatay kartonpiyerlerle vurgulanmıştır. Kubbe 16 dilimli radyan bölmelidir ve bu bölmelerin her birinin merkezi, kubbenin merkezi ve radyan bantların uç noktaları üç boyutlu yeşil bitki motifleri ile süslenmiştir. Kubbede, zemin yeşil, bantlar kahverengi seçilmiştir. Sütun başlıkları ile kemerler arasında özel tasarlanmış sekizgen levhalar vardır. Vaiz kürsüsü, minber ve mihrap sivri dikitlerle süslenmiştir. Mihrapta beyaz çevre içine gri sütunlar ilave edilmiştir. Mihrap nişi de gridir. İzmir cami mihraplarının kendine özgü elemanı olan mermerden işlenmiş kıvrımlı perde mihrabı süslemektedir. Sekiz kolondaki üç lambalı aplikler ve merkezi avize, dönemin kaliteli kristal işçiliğinin örneği olarak mekanı zenginleştirmektedir.
İKİ KEZ ONARIM GÖRMÜŞ
Cami minaresi, cami kitlesinden ayrı, yüksek sekizgen kaide üzerinde daire kesitli olarak inşa edilmiştir. Minarenin, cami kitlesinin saçağına kadar yükselen sekizgen kaidesi koyu yeşil kesme taş ve beyaz mermer ile oluşturulmuştur. Minare iki defa yıkılmış, onarım görmüştür. 1927 yılında yıkılan ilk minare dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik zamanında, 1974 yılındaki deprem sonrasında yıkılan minare ise 1982 yılında yaptırılmıştır. Camide şadırvan ve tuvalet eksikliği ilave yapılarla giderilmiştir. Caminin batı cephesinde bulunan tuvalet ve şadırvan işlevi gören demir konstrüksiyonlu üstü kiremit kaplı yapı ve avlunun doğu tarafında bulunan çeşme ilaveleri iyi niyetle yapılmış olsalar bile tasarlanmadan yapıldıkları için caminin bu cephelerinde iyi bir görüntü oluşturmamaktadır.
ÇOK AMAÇLI MEDRESE
Alt kısımda yer alan medrese ise dönem dönem farklı amaçlarla vatandaşların hizmetine sunulmuştur. Bir süre Çocuk Esirgeme Kurumu olarak da kullanılan medrese, farklı kurumlara da ev sahipliği yapmıştır. Medreselerin kapatılmasından sonra Güreş İhtisas Kulübü ve Yeşilay Cemiyeti gibi kuruluşlar tarafından 1945 - 1967 yılları arasında kullanılmıştır. Bir süre kereste deposu olarak da kullanılan bölüm, 1967 - 1985 yılları arasında Vakıflar Bölge Müdürlüğü deposu olarak kullanıldıktan sonra 1985'de ibadete açılmıştır. Medrese bölümünde yer alan tarihi çeşmeler, uzunca bir süre sebil olarak kullanılmıştır. Hatta Ramazan aylarında ve özel günlerde bu çeşmelerden vatandaşlara şerbet ikramları da yapılmıştır.
VAKIF CAMİSİ
Caminin dikkat çeken diğer bir özelliği ise büyük bir vakıf eseri niteliğinde olmasıdır. Camiyi yaptıran Salepçizade Hacı Ahmet Efendi, 1311 tarihinde hazırlattığı vakfiyesinde yaklaşık 80 adet dükkân ve iki büyük hanın gelirlerini cami için kullanılmak üzere bırakmıştır. Cami, Kemeraltı'nda eğimli yamacın başladığı yerde, üç tarafı demir parmaklıklı geometrik bir bahçe içinde inşa edilmiştir. Doğu cephesinde camide kullanılan kırmızı taştan yapılmış bir de havuz vardır. Salepçioğlu camisinin 1904 yılında yapılan ön (kuzey) ve doğu cephesinin çizimleri günümüzde caminin son cemaat mahallinde sergilenmektedir.
Fevkani anlamı: Fevkani farsça bir kelimedir. Eğimli bölgelerde kurulmuş ibadethanelere (özellikle camiler için kullanılan bir terimdir) fevkâni denir. Yükseltilmiş, yüksekte olan anlamındadır.
Mahfil, cami içindeki müezzinlere ait mekan anlamına gelir. Müezzin mahfili yahut hünkar mahfili şeklindedir. Etrafı tahta veya taş parmaklıkla çevrilidir. Müezzin mahfilinde müezzinler ezan, kaamet, tesbihat sesleri verirler, bazen imamın tekbirlerini tekrarlarlar.
Haber Merkezi