“Teyzem Ayşe’ye selam göndererek radyoculuk olmaz”

İzmir’de 1993 yılından beri yayın hayatını sürdüren Can Radyo’nun Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Kafalı ile buluştuk. Yaklaşık bir milyon dinleyiciye ulaşan Can Radyo’nun bugününü, dününü ve radyo sektörünü genel hatlarıyla ele aldık


  • Oluşturulma Tarihi : 24.01.2016 07:13
  • Güncelleme Tarihi : 24.01.2016 07:13
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
“Teyzem Ayşe’ye selam göndererek radyoculuk olmaz”

TANER UYANIKER

İzmir’in Bornova İlçesi’nde 26 yıldır başarılı bir şekilde yayın hayatını sürdüren Can Radyo’nun Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Kafalı ile bir araya geldik. Kafalı ile yayın hayatı boyunca yaşadıkları sıkıntıları, günümüzde radyonun önemine değindik. Radyo deneyimi öncesi gazetecilikte yapan Kafalı’nın dört adet basılı kitabı bulunuyor. Halk müziği yayını gerçekleştiren radyoda Gökhan Kafalı ile Sesli Gazete ve Egenin Gündemi, Ezgi İlginoğlu ile Candan Ezgiler, Doğan Beyazgül ile Gökkuşağı ve Sedat Bozan ile Bizim Köyün Türküleri programları yayınlanıyor.

Ordudan emekli olduktan sonra İzmir’de gazetecilik yapan Kafalı, radyoların halkı yansıtmadığını görünce bu işe girme kararı aldığını söyledi. Kafalı, “İzmir’e 1991 yılında geldim. Radyo dinlerken İzmir’de halk müziği yayını yapan bir radyonun olmadığını gördüm. Gazeteci olarak İzmir’in sosyo-ekonomik yapısını incelediğimiz zaman Anadolu halkının nüfusunun İzmir’in yerel halkından daha fazla olduğunu gördük. Bu Anadolu’dan gelen halk o saray müziği olan pop müzikle yozlaşıyordu” dedi.

“TÜRKÜNÜN MERKEZİNDE İNSAN VAR”

Türkünün merkezinde insanın olduğunu belirten Kafalı, “Türküde, doğum, ölüm, ayrılık, barış, kavga, eğlence her şey var. Türkü iyisiyle kötüsüyle insanı anlatır. Türkü alevi ağırlıklı ama Ege ve Trakya türküleri de vardır. Anadolu’dan gelen bu insanlara pop müzikle hitap edemezsin belki yeni nesili etkileyebilirsin. Onların babalarını dedelerini ikna edemezsin. Bu durumda bir halk müziğine ihtiyaç olduğunu duydum ve yayına başladım” diye konuştu.

Radyoyu açtığında İzmir’de 78 tane radyo olduğunu belirten Kafalı, sadece Bornova’da radyo sayısının 11 olduğunu ifade etti. Kafalı, “O dönem radyo açmak çok kolaydı. Radyo açmak için yüksek bir bütçeye ihtiyaç duyulmuyordu. O yüzden herkes radyo açmaya başlamıştı. Biz yayına başladığımızda Pop müziğiyle eğlenenlere aykırı bir yayınla başladık. Halk tarafından da bu yayınımız sevildi. Tabi bu işe girdikten sonra radyoculuğun çok zor olduğunu gördük. Bizim ilk önce teknolojik gücümüz ve sermaye gücümüz yoktu. Onun dışında yıllarca mahkeme kapılarını aşındırdık” şeklinde konuştu.

“RADYO NE GAZETEYE NE DE TELEVİZYONA BENZER”

Radyonun işitsel bir kitle iletişim aracı olduğunu ifade eden Kafalı, radyonun ne gazeteye ne de televizyona benzediğini söyledi. Kafalı, “Gazeteyi okumak için her gün bir gazete alman lazım ve sabit bir yere oturman gerekiyor. Arabanın direksiyonundayken gazete okuyamazsın ama radyo dinleyebilirsin. Televizyon ise başlı başına bir garabettir. Televizyon seyretmek için sürekli onu izlemen gerekir ve başından ayrılamazsın. Ama radyo öyle değil o evin bir köşesinde çalar ama sen o esnada işini yapabilirsin” dedi.

Özel radyoların çıktığında tüm halkın oraya hücum ettiğini belirten Kafalı, TRT’nin artık dinlenmediğini söyledi. Kafalı, “Özel radyolar çıkıncaya kadar tek radyo TRT’ydi. Özel radyolar çıkınca TRT’den farklı şeyler söylediğini insanlar gördü. Bu durum insanlara güzel geldi. Halk çok kolay o radyolara ulaşabiliyordu. Özel radyolar çıkmadan önce radyodan bir şarkı isteyeceksin, belki bir iki hafta sonra yayınlanırdı. Özel radyolar açılınca insanlar telefonu çevirince radyoya ulaşmaya başladı. Halk böylece kendi sesini duymaya başladı. Birden bire TRT diye bir şey kalmadı herkes bu özel radyolara hücum etti. Sonra devlet özel bir kanun çıkartma ihtiyacı duydu. Radyo Televizyon Üst Kurumu’nu kurdu. Bunu yaparken de ne yazık ki, Habersizce hiçbir radyoyla iletişime girilmeden kuruldu. Bütün radyoları gezip görmeleri gerekiyordu” diye konuştu.

HAYATI MAHKEMELERDE GEÇİYOR

Radyoculuk sektörünün zaman içinde sıkıntılar yaşadığını ifade eden Kafalı şunları söyledi: “1997 yılında radyolarla ilgili bu kez devreye Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) girdi. Eseri yapana telif hakkı istendi. Radyolar müzik eserine komşu kuruluşudur. Şarkıları halka ulaştırdığımız için bizimde bu derneğe üye olup vermemiz gerekir. Burada kaset yapımcıları filanda ortaya çıktı pay almak için. 2004’te meslek birlikleri kuruldu ve MESAM’la birleşti. Telif hakkı ödeyecek ve alacaklar ortak oldu. Biz böyle olamaz dedik. Bize komşu hakkı vereceksiniz dediler. Komşu hakkı halktan alınır dedim. TRT 1972 den beri halktan komşu hakkını alıyor. Nasıl alıyor? 1972 de bir kanun çıktı ve evinde radyo olanlar hatta radyo adedine göre TRT’ye para ödediler.  Yurt dışından radyo gelmeye başlayınca bununla baş edemedi.  Ve gümrük girişlerinde, fabrika çıkışlarında bandrol koydu ve direk oradan almaya başladı. Onlarda satış üzerine koyuyordu. TRT burada da kontrolü sağlayamayınca elektrikle almaya başladı. TRT payı adı altında. İşte bu komşu hakkıdır.  Bunu bu meslek örgütlerine de hukuk sistemine de anlatamadık. Bu kavgada on yıl sürdü. Telif hakkı ödediğim ama komşu hakkı ödemediğim için mahkemeye verildim.”

“İNSAN VAR OLDUĞU SÜRECE RADYO BİTMEZ”

Söylediklerinden rahatsız olanlar tarafından defalarca mahkemeye verildiğini belirten Kafalı, Bu süreçte 120’nin üzerinde mahkemeye çıktığını ifade etti. Ağır cezada da yargılandığını ifade eden Kafalı, “Hakime itiraz ettim. Benim ki fikir suçu neden bir katille aynı yerde yargılıyorsun diye ama hakime derdimi anlatamadım ve cezayı verdi. Temyize gittim ve beraat ettim” dedi.

Eğitimini almamış sosyal kültürü düşük insanların radyo işletmeye başladığında radyoların amacından saptığını ifade eden Kafalı, “Kaset çalarak, teyzem Ayşe’ye selam göndermeyi radyoculuk sanıyorlar” dedi.

Radyonun insan var olduğu sürece bitmeyeceğini söyleyen Kafalı, “Dağdaki çobanı düşünün ne yapacak o adam. Atölyede çalışanlar radyo dinlemeyip de ne yapacak kasete mi geri dönecek. Müzik var olduğu sürece, insan var olduğu sürece radyo bitmez” diye konuştu.

Can Radyo hakkında

TRT dışında bir yayıncılığın başladığı yıllarda özel bir girişimci tarafından yayına başlatılmış ancak yayınını 1994 yılına kadar sürdürebilmiştir. 1994 yılı Haziran ayında şimdiki sahibi bulunan anonim şirket tarafından satın alınarak yayın hayatına devam etmiştir.

1996 yılında var olan disiplinsiz yayın politikasını terk ederek Anadolu Halk Müziği ağırlıklı yayınına başlamıştır. Geçen zaman içerisinde tekniğini geliştirip içeriğini zenginleştirerek, dinlenme oranını arttırmıştır.

Can Radyo yayın stüdyo ve bürosu Bornova'dadır. İzmir-Yamanlar-Karatepe'de bulunan kendisine ait tesislerinden 100 km yarıçaplı bir alana net,sorunsuz yayın yapmaktadır. Yayın içeriği açısından bölge halkının çok büyük bir kesimine hitap ettiği için Metropol ve çevre ilçelerde en çok dinlenen radyo durumundadır.

Zaman zaman yayınlarından dolayı sorunlar yaşamakta ve yayın içeriklerinde kısıtlamalar yapmak zorunda kalmaktadır. Can Radyo'nun amacı Anadolu’dan zorunlu göçle İzmir ve çevresine yerleşmiş Anadolu halkını kökeninden koparıp şehirleştirmek değil, en azından kendi kültürüyle bu şehirde yaşatmaktır. Bu şehirde biz de varız değil, bu şehir bizim deyip şehrimizin insanlarımızın daha insanca yaşayabileceği bir şehir haline gelmesine katkı koymaktır.

Ali Rıza Kafalı Kimdir?

1948 yılında Aydın'ın Ortaklar beldesi Naipli Köyü'nde doğdu. İlkokulun ilk üç yılını köyde, son iki yılını Ortaklar'da okudu. Ortaokulu Konya Astsubay Hazırlama Okulu'nda, iki yıllık sınıf okulunu Ankara Mamak Muhabere Okulu'nda okudu.

Liseyi, evli ve bir çocuk babası 5 yıllık Astsubay iken Erzurum Kız Lisesi ve Kars Alpaslan Lisesi'nde sınavlara girerek dışarıdan bitirdi. Olanaksızlıklar nedeniyle okuyamadığı üniversite eğitimini 1980 – 1984 yılları arasında Ankara Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda yaptı. 25 yıl İstanbul – Erzurum – Kars – Adana  – Kıbrıs – Edirne ve Ankara'da Astsubaylık yaptıktan sonra 1991 yılı Nisan ayında emekli olarak ordudan ayrıldı.

1983 yılında başladığı kooperatifçilik faaliyetlerini emekli olduktan sonra da sürdürdü. Emekli olunca İzmir Bornova'ya yerleşti. Kooperatifçiliğin yanında periyodik Dobra ve Ulusal Aydınlık gazetelerinde gazetecilik yaptı.

1994 yılında arkadaşlarıyla beraber Can Radyo'yu satın alarak radyo yayıncılığına başladı. Halen Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yaptığı gerçekte sahibi olduğu Can Radyo işletmeciliğini yapmaktadır. Evli, bir erkek, iki kız çocuğu ve 3 torun sahibidir.

Haber Merkezi