Altın denince Türkiye’de artık sadece yatırımcıların kulağı kabarmıyor. Düğün yapacak gençten çocuğunun geleceği için birikim yapan anne babaya, maaşından artırdığı parayı korumaya çalışan vatandaşa kadar herkes aynı soruyu soruyor: “Altın daha ne kadar yükselecek?” Bu sorunun bugün için kesin bir cevabı yok. Ancak altın piyasasında son günlerde yaşanan hareketlilik, sarı metalin yeniden güçlü bir rüzgâr yakaladığını gösteriyor. Küresel piyasalarda altının ons fiyatı geçen hafta yüzde 7,4 yükselerek 4 bin 342 dolara çıktı. Gümüşteki yükseliş ise daha da dikkat çekiciydi; gümüşün onsu haftayı yüzde 10,2 değer kazanarak 63,54 dolardan tamamladı. Yeni haftada da değerli metallerde yukarı yönlü hareket sürüyor. Türkiye'de ise vatandaşın baktığı yer ons fiyatından çok gram altın. 11 Ağustos itibarıyla piyasa ekranlarında gram altın yaklaşık 6 bin 700 lira, çeyrek altın ise 10 bin 950 lira seviyelerinde bulunuyor. Rakamlar bize şunu söylüyor: Dünyada altının onsu yükseldiğinde bunun Türkiye’deki karşılığı yalnızca “birkaç dolar” değil. Ons fiyatının yanında dolar/TL kuru da devreye giriyor. Bu nedenle Türkiye’de altının fiyatını anlamak için hem dünyaya hem de kendi cebimize bakmak gerekiyor.
Peki altın neden yükseliyor? Aslında hikâye Amerika’dan başlıyor. ABD’den gelen bazı zayıf istihdam verileri, Amerikan Merkez Bankası Fed’in faiz politikasında daha fazla sıkılaşmaya gitme ihtimalini azaltıyor. Piyasalar bunu, yüksek faiz döneminin eskisi kadar sert olmayabileceği şeklinde yorumluyor. Bu da altın için önemli. Çünkü altın faiz ödemez. Dolayısıyla faizler yükseldiğinde yatırımcı açısından altının cazibesi azalabilir. Faiz beklentileri gevşediğinde ise altının üzerindeki baskı azalır. Bir başka ifadeyle, “Faizler daha fazla yükselmeyecek” beklentisi altının önünü açıyor. Üstelik işin içinde jeopolitik riskler de var. Savaşlar, ateşkes ihtimalleri, petrol fiyatları, enflasyon endişeleri ve merkez bankalarının vereceği kararlar... Bütün bunlar yatırımcıların parasını nereye koyacağını belirliyor. İşler karıştığında yatırımcının aklına gelen ilk adreslerden biri yine altın oluyor. Dünya piyasasında altının ons fiyatı yükselirken Türkiye’de vatandaşın karşısına çıkan fiyatı bir de dolar kuru belirliyor. Bu nedenle dünyada altın yatay seyretse bile dolar/TL yükseliyorsa Türkiye’de gram altının fiyatı yukarı gidebilir. Tam tersi de mümkün. Bu yüzden “Ons altın düştü, Türkiye’de gram altın da kesin düşer” demek doğru değil. Vatandaşın takip etmesi gereken üç temel gösterge var: Ons altın, dolar/TL ve faiz beklentileri. Bunlara bir de savaş ve jeopolitik gelişmeleri eklemek gerekiyor. Petrolün yüksek kalması enflasyon endişelerini artırıyor. Enflasyon endişesi yükseldiğinde merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutma ihtimali ortaya çıkıyor. Bu da altının yükselişini sınırlayabiliyor. Kısacası altının önünde hem gaz hem de fren var. Fed’in daha güvercin olması gaza basıyor, yüksek petrol ve güçlü dolar ise frene basıyor.
Peki vatandaş şimdi ne yapmalı? İşte asıl mesele burada. Altın yükselirken vatandaşın yaptığı en büyük hata, “Kaçırıyorum” paniğiyle bütün parasını bir anda altına yatırmak
Oysa altın da diğer yatırım araçları gibi sürekli yükselmez. Bugün 6 bin 700 lira olan gram altın yarın daha yüksek olabilir; ancak piyasalarda ters rüzgâr estiğinde geri çekilmesi de mümkündür. Üstelik fiziki altın alırken kuyumcudaki alış-satış farkı, işçilik ve ürünün türü de hesaba katılmalıdır. Bu nedenle altın alacak vatandaşın kendisine önce şu soruyu sorması gerekiyor: “Bu paraya kısa zamanda ihtiyacım var mı?” Cevap “Evet” ise yüksek fiyattan altın almak ciddi bir risk oluşturabilir. Ama uzun vadeli birikim amacı varsa, tek seferde büyük bir alım yapmak yerine zamana yayarak alım yapmak, fiyatın kısa vadeli dalgalanmalarının etkisini azaltabilir. Elbette bunun da garantisi yok. Düğün yapacaklar ne yapacak? Türkiye’de altın sadece yatırım değil, aynı zamanda bir gelenek. Düğün sezonunda çeyrek altın, gram altın ve bilezik fiyatları doğrudan vatandaşın bütçesine dokunuyor. Bugünkü seviyelerde bir çeyrek altının yaklaşık 11 bin liraya yaklaşması, özellikle düğün yapacak aileler açısından artık küçük bir masraf değil. Bu nedenle düğün alışverişini son güne bırakmamak önemli. “Biraz daha bekleyelim, belki düşer” düşüncesi kadar “hemen alalım, daha da çıkacak” düşüncesi de riskli. Çünkü altın piyasasında birkaç gün içinde bile ciddi hareketler yaşanabiliyor. Unutmayalım: Piyasada fırsat kadar risk de vardır. Altında kazancın anahtarı çoğu zaman fiyatı tahmin etmekten değil, kendi bütçeni ve sabrını doğru hesaplamaktan geçer.