5. sınıf velilerinin Maarif Modeli telaşı ...

Aydan Bilgesoy
Aydan Bilgesoy

Maarif modeli çocuğu mu merkeze alıyor, sınavları mı?
Bir 5. sınıf velisi olarak bu yıl Maarif Modeli ile tanıştım. Sistemin temel yaklaşımını öğrendiğimde gerçekten heyecanlandım. Çünkü bilgi yüklemekten çok öğrenmeye, anlamaya, sorgulamaya ve öğrendiklerini yaşamla ilişkilendirmeye dayalı bir eğitim anlayışıyla karşı karşıyaydık. Kendi adıma, 'İşte olması gereken eğitim bu!' dedim.
Ancak süreç ilerledikçe kafamda bazı soru işaretleri oluşmaya başladı.
Verilen ödevlerin velilerin çocukları yerine yaptıklarına tanık oldum. Ben ise ödevin malzemelerini aldım, ikizlerimin önüne koydum ve biraz geride durdum. Eğri kestiler, yamuk yapıştırdılar, kâğıdı istediği gibi şekillendiremediler ama kendileri yaptı. Benim için önemli olan ortaya çıkan ürünün güzelliği değil, çocuğumun emeğiydi.
Fakat okula gittiğinde arkadaşlarının çalışmalarını gördüler. Çoğunun anneleri yardım etmiş, ortaya çok daha güzel ürünler çıkmış. İkizlerim kendi çalışmasını onlarla kıyasladı ve yaptıkları işin yeterince güzel olmadığını düşündü. Üstelik aramızda bir iletişim sorunu da yaşandı ve moralleri bozuldu.
Bu konuyu günlerce konuştuk. Onlara kendi emekleriyle ortaya çıkardığı bir çalışmanın değerini anlatmaya çalıştım. Sonunda bunu anlamalarını sağladım. Ama henüz 11 yaşındaki bir çocuğun, yetişkinlerin bile zaman zaman baş etmekte zorlandığı kıyaslanma duygusuyla baş başa bırakılması ne kadar doğru?
Şimdi ise sınav maratonu başladı.
Veli WhatsApp grupları, sosyal medya paylaşımları, sınav haberleri, çocuklarımızın geleceğine ilişkin kaygı yüklü ebeveyn telaşı aldı hepimizi.. Bir anda bütün aileler bir telaşın içine sürüklendik.Hergün yeni bir haber. Ebeveynler stresli, çocuklar gergin. Başarı beklentisi giderek artıyor. Bu baskı zamanla ebeveyn-çocuk ilişkilerine de yansıyacak.
Peki, biz ne yapıyoruz?
Çocuklarımızı öğrenmeye mi teşvik ediyoruz, yoksa sınavlarda başarılı olmaya mı hazırlıyoruz?
Merak eden, sorgulayan, düşünen ve öğrendiklerini hayatına taşıyan çocuklar mı yetiştiriyoruz; yoksa notların ve sınav sonuçlarının peşinde koşarken öğrenmenin keyfini kaybeden çocuklar mı?

Maarif Modeli'nin ortaya koyduğu eğitim felsefesiyle sınav uygulamalarımız arasında bir uyum olması gerekmiyor mu?
Henüz 10-11 yaşındaki çocukları bu kadar erken bir sınav temposuna sokmak, onları ve ailelerini yoğun bir başarı baskısının içine çekmek ne kadar pedagojik?

Bir diğer önemli konu da sınav sorusu hazırlama ve not meselesi...
Öğretmenin öğrencisini tanıması, onun gelişimini takip etmesi ve değerlendirmesi eğitim sürecinin doğal bir parçasıdır. Öğretmen, öğrencisinin seviyesine, ihtiyaçlarına ve öğrenme sürecine göre değerlendirme yapar. Sınav sorusu  öğretmen ile öğrenci arasındaki pedagojik ilişkinin bir parçasıdır. Öğretmenin öğrencisiyle kurduğu güven ilişkisi, not ve başarı beklentisinin gölgesinde kalmayacak mı?

Benim asıl merak ettiğim şu:
Maarif Modeli çocuğun bireysel gelişimini, merakını, becerilerini ve öğrenme yolculuğunu merkeze alıyorsa, uygulamadaki sınav ve ödev anlayışımız da bu felsefeyi desteklemesi gerekmez  mi?
Çocuklarımızın yaptığı her çalışmanın kusursuz, her sınavın başarılı, her notun yüksek olmasını beklerken onların çocuk olduklarını unutuyor olabilir miyiz?
Eğitim yalnızca akademik başarıdan ibaret değildir. Çocuğun kendine güvenmesi, hata yapabilmesi, yeniden deneyebilmesi, merak etmesi ve öğrenmekten keyif alması da eğitimin önemli kazanımlarıdır.
Biz çocuklarımızın başarılı olmasını elbette istiyoruz. Ama başarı uğruna çocukluğunu, merakını, özgüvenini ve ailesiyle kurduğu sağlıklı ilişkiyi kaybetmesini istemiyoruz.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormalıyız:
Sınavlara hazırladığımız çocukları hayata mı hazırlıyoruz, yoksa hayatı sınavlardan ibaret görmeye mi alıştırıyoruz?