Aynı okul takımındayız…

Aydan Bilgesoy
Aydan Bilgesoy

Okullar açıldı. Ve veli, öğrenci, öğretmen arasındaki o tanıdık kargaşa da başladı.

Hepimizin en kıymetlisi çocuklarımız. Önce onların güvende, mutlu ve iyi olmasını istiyoruz.

Ama bir sorun çıktığında nedense ilk cümlemiz çoğu zaman aynı oluyor:

“Benim çocuğum yapmaz.”

Karşı tarafın ailesi de aynı şeyi söylüyor.

Öğretmen ise iki tarafın arasında, ne olduğunu anlamaya ve doğru olanı ayırt etmeye çalışıyor.

Belki de burada biraz durup düşünmek gerekiyor. İşte tam bu noktada veli–öğretmen ilişkisinin sınavı başlıyor. Bir sorun çıktığında neden ilk refleksimiz gerçeği anlamak değil, çocuğumuzu savunmak oluyor?

Çocuğumuzu korumak, her durumda onu haklı çıkarmak mıdır? Yoksa gerektiğinde “Bir bakalım, gerçekten ne olmuş?” diyebilmek midir? Farkındayım zor bir durum. Çocuklar hata yapabilir. Kırabilir, kırılabilir, yanlış anlayabilir, yanlış davranabilir. Onun adı ÇOCUK…

Önemli olan hiç hata yapmamaları değil; yaptıkları hatayı fark edip telafi etmeyi öğrenmeleri. Öğretmen de her şeyi ilk anda doğru görmeyebilir. Veli de çocuğun anlattığıyla olayın tamamını bilemeyebilir. Çocuk ise çoğu zaman yaşadığı olaya yalnızca kendi penceresinden bakar. Çünkü onun adı ÇOCUK… Çocuğumuzu koruyalım ama bazen onu kendinden de koruyalım. İyi insan yetiştirmek çocuğumuz her zaman haklı olsun demekten değil; doğruyu birlikte öğrenmekten geçiyor.

O YÜZDEN BİRBİRİMİZE KARŞI DEĞİL AYNI TARAFTA DURMALIYIZ. Çünkü hepimiz aynı takımdayız.

Diyelim ki Ali, teneffüste Mehmet’in kalemini izinsiz aldı. Mehmet buna kızıp Ali’yi itti. Peki, öğretmen ne yapacak?

Öğretmenin görevi hemen birini suçlu, diğerini haklı ilan etmek değil; önce ikisini de dinlemek.

Ali’ye, “Mehmet’in eşyasını izinsiz almak doğru değildi.”

Mehmet’e, “Sana yapılan hoşuna gitmemiş olabilir ama arkadaşını itmek de doğru değil.” diyebilmek.

Yani davranışı kişiden ayırmak.

Öğretmen bu sorunu bir şekilde çözer  ama veliler bu sorunu bazen çözmek yerine daha çözümsüz hale getirebiliyor.

Ali’nin annesi,

“Benim çocuğum asla yapmaz!” demek yerine,“Ali’yi dinleyip eğer yanlış yaptıysa bunu fark etmesini ve telafi etmesini isterim.” diyebilmeli.

Mehmet’in babası da,

“Benim çocuğum vurmaz!” demek yerine,“Mehmet’in neden kızdığını anlayalım ama verdiği tepkinin doğru olup olmadığını da konuşalım.” diyebilmeli.

Çocuklar da şunu öğrenmeli:“Evet, arkadaşımın yaptığı beni kızdırdı ama ben de yanlış yaptım.”

İşte eğitim tam da burada başlıyor. Öğretmenlik yaptığım yıllarda, 20 öğrencimle bir proje için Almanya’ya gitmiştik.

Ev sahipliği yapan okulun bahçesinde bir anda bir kargaşa çıktı. Akran zorbalığı yaşanmıştı.

Ertesi gün olayın çözülmesi için yapılan disiplin görüşmesine bizde katıldık.  Bir masanın etrafında veliler, öğretmenler ve okul yöneticileri oturuyordu. İlk dikkatimi çeken herkes aynı masadaydı. Kimse, “Benim çocuğum yapmaz.” “Benim çocuğum haklı.” Der gibi savunma durumunda durmuyordu. Toplantı başladı. İdareci ve öğretmenler konuştu. Sonra veliler konuştu.

Herkesin konuştuğu tek bir konu vardı:

“Bu sorunu nasıl çözeriz?”

 Sonra çocuklar içeri çağrıldı. Öğretmen yaşanan durumu çocuklara anlattı. Her iki çocuk da kendini ifade etti. Nasıl hissettiğini, olayı kendi penceresinden anlattı.

Kimse susturulmadı.

Kimse suçlanmadı.

Kimse diğerinin karşısına geçirilmedi. Toplantı sonunda aileler okul çıkışı çocuklarla birlikte vakit geçirme kararını çocuklarına ilettiler.

Sonunda iki çocuk birbirine elini uzattı.

Belki o gün Almanya’da gördüğüm şey, sadece bir disiplin uygulaması değildi. Bana yıllar sonra bile şunu düşündüren bir eğitim anlayışıydı: Çocuğu korumak, onu her koşulda haklı çıkarmak değil; hatasını fark ettiğinde yanında durabilmektir.

Böyle bir durumda öğretmenin de sorumluluğu:

Dinlemek,   araştırmak, adil olmak, çocukları etiketlememek ve sorunun çözümünde rehberlik etmek.

Velinin de sorumluluğu:

Çocuğunu korurken gerçeği görmeye açık olmak ve gerektiğinde “Burada benim çocuğum da hata yapmış.” diyebilmek.

Öğrencinin de sorumluluğu:

Hatasını kabul etmek, özür dilemek ve davranışını düzeltmeyi öğrenmek.

Öğretmen, veli ve öğrenci birbirine karşı durduğunda sorun büyür. Yan yana durduğunda ise bir ÇOCUK SAĞLIKLI  BÜYÜR. Geleceğimize sağlam temeller atılır.

Çünkü biz rakip değiliz.

Hepimiz aynı takımdayız.

Ve hedefimiz sadece başarılı çocuklar yetiştirmek değil; Vicdanlı, merhametli, sorumluluk alabilen ve gerektiğinde “Ben hata yaptım.” diyebilen iyi insanlar yetiştirmek olmalı.

Çünkü çocuklarımızın geleceğini, haklı çıkmak değil; doğruyu birlikte bulmak güzelleştirecek…