Küçük Davranışlar, Büyük Aynalar

Cemal Durmaz

Bir toplumu anlamak için her zaman büyük olaylara bakmaya gerek yoktur. Bazen bir kaldırımda yürüyen insanlara, trafikteki davranışlara, marketteki sıraya ya da toplu taşımada birbirimize nasıl davrandığımıza bakmak yeterlidir.
Çünkü toplum dediğimiz şey, aslında birbirimize karşı sergilediğimiz küçük davranışların toplamıdır.
Son zamanlarda hepimizin sıkça söylediği bir cümle var: “İnsanların birbirine saygısı kalmadı.”
Belki de gerçekten tahammül sınırlarımız daraldı. Birbirimizi dinlemek yerine cevap vermeye, anlamak yerine yargılamaya, beklemek yerine öne geçmeye daha meraklı hale geldik.
Oysa medeni bir toplum olmanın ölçüsü, yalnızca kurallara uymak değildir. Asıl mesele, kimse bizi denetlemiyorken nasıl davrandığımızdır.
Trafikte yayaya yol vermek, sırada hakkımıza razı olmak, toplu taşımada yaşlı birine yer vermek, apartmanda komşumuzu rahatsız edecek gürültüden kaçınmak… Bunların hiçbiri büyük kahramanlıklar değildir.
Ama medeniyet zaten çoğu zaman büyük davranışlarda değil, küçük ayrıntılarda kendini gösterir.
Bugün sosyal medyada da benzer bir sorun yaşıyoruz. Bir insanı tanımadan yargılıyor, farklı düşündüğü için kolayca hakaret edebiliyoruz. Ekranın arkasında olduğumuz için karşımızdaki kişinin de bizim gibi duyguları olan bir insan olduğunu unutabiliyoruz.
Belki de biraz daha yavaşlamaya, biraz daha dinlemeye ve biraz daha anlamaya ihtiyacımız var.
Çünkü herkesin kendi derdi, kendi telaşı ve kendi yorgunluğu var. Önümüzde yavaş yürüyen insanın neden yavaşladığını, trafikte hata yapan sürücünün ne yaşadığını bilmiyoruz. Buna rağmen birbirimizden sürekli kusursuz davranış bekliyoruz.
Oysa bazen sadece birbirimizi hesaba katmak yeterli.
Görgü yalnızca nasıl konuştuğumuz, nasıl oturduğumuz ya da büyüklerimize nasıl davrandığımız değildir.
Görgü, başkasının da bir hayatı olduğunu hatırlamaktır.
Onun zamanına, sınırlarına, emeğine ve duygularına saygı göstermektir.
Toplumun değişmesini istiyorsak sürekli başkalarını suçlamak yerine biraz da kendimize bakmalıyız. “İnsanlar neden böyle?” demeden önce, “Ben nasıl davranıyorum?” diye sormalıyız.
Belki değişim tam da burada başlar. Bir kapıyı arkamızdan gelen insan için açık tutmakta, bir yayaya yol vermekte, sıraya kaynak yapmamakta, karşımızdakinin sözünü kesmemekte, yere attığımız çöpü kaldırmakta…
Bunlar küçük şeyler gibi görünebilir.
Ama büyük toplumlar, küçük davranışların birikimiyle oluşur.
Çocuklarımıza daha güzel bir gelecek bırakmak istiyorsak yalnızca daha iyi binalar, daha geniş yollar ve daha gelişmiş teknolojiler bırakmamız yetmez. Onlara birbirine saygı duyan bir toplum da bırakmalıyız.
Çünkü yaşadığımız şehirleri yalnızca binalar ve yollar oluşturmaz.
Bir şehri yaşanabilir yapan, insanların birbirine nasıl davrandığıdır.
Belki bugün kendimize tek bir soru sormalıyız:
“Ben, bugün karşılaştığım insanların hayatını biraz olsun kolaylaştırdım mı, yoksa zorlaştırdım mı?”
Bu sorunun cevabı, nasıl bir toplum olduğumuzu anlamamız için yeterli olabilir.
Çünkü büyük değişimler her zaman büyük sözlerle başlamaz.
Bazen sadece bir insanın diğerine gösterdiği küçük bir saygıyla başlar.
Ve unutmayalım: 
Küçük davranışlarımız, hepimizin tuttuğu büyük bir aynadır.