Sağlıklı Beslenme ve Aktif Yaşlanma

Doç. Dr. Onur Oral

Yaşlanmanın, fizyolojik dengeyi ve fonksiyonel kapasiteyi giderek zayıflatan bir dizi metabolik değişimi içerdiği bilinmektedir. Tüm bu değişimlerin sağlıklı yaşam ve sağlıklı yaşlanma üzerindeki etkilerinin dengelenebilmesi açısından, yaşlanma sürecindeki yetişkinlerde kas kütlesini, metabolik uyumu ve bilişsel sağlığı koruyan doğal ve dengeli beslenme programlarını oluşturmak büyük önem taşımaktadır.   
Yaşlanmanın metabolik değişimlerinin merkezinde, bazal metabolizma hızında ve anabolik yanıt verme yeteneğinde azalma, organ ve sistemlerde fonksiyon kayıplarıyla birlikte sarkopeniyi (kas kitlesi kaybı), osteoporozu (kemik kitlesi kaybı), insülin direncini ve kardiyovasküler (kalp ve damar sistemi) hastalıların sıklığını ve metabolik hastalıkların ortaya çıkma riskini arttırmaktadır. Yaşlanma sürecindeki bu birbirine bağlı süreçler, sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarını sağlıklı yaşlanma ve yaşam kalitesi açısından hem önleyici hem de iyileştirici bir yöntem olarak konumlandırır.
Aktif yaşlanma için uygun bir enerji dengesini korumak çok büyük önem taşımaktadır. Enerji dengesinin sağlanmasında en temel yaklaşım; enerji alımı (besinlerden) enerji harcamasına (bazal metabolizma hızı, fiziksel aktivite ve diğer faktörler yoluyla) eşit olmalıdır. Gıdayla alınmış olan kaloriden daha az kalori tüketmek kilo alımına ve hatta ileride ortaya çıkabilecek olan obezite problemine, beslenmeyle alınmış olan kaloriden daha çok kalori tüketmek ise kilo kaybına yol açabilecektir. Bu nedenle, kalori alımı ve harcaması arasında sürdürülebilir bir denge kurulması aktif yaşlanma sürecinde uygun bir enerji dengesinin koruyabilmek için kritik bir öneme sahiptir.
Sağlıklı beslenme açısından üç makro besin maddesi grubu: karbonhidratlar, proteinler ve yağlar-enerji dengesinde ve metabolik sağlığın korunmasında önemli bir rol oynar. Karbonhidratlar vücudun birincil enerji kaynağı olarak bilinmektedir ve günlük diyetimizin önemli bir bölümünü oluşturmalıdır. Bununla birlikte, enerji salınımının istikrarlı olmasını sağlamak ve kan şekeri yükselmelerinin önlenebilmesi için basit şekerler (tatlılar, gazlı içecekler) yerine kompleks karbonhidratların (tam tahıllar, meyveler ve sebzeler) seçilmesi büyük önem taşımaktadır.
Proteinler, yaşla birlikte azalma eğiliminde olan kas kütlesini korumak için hayati öneme sahiptir. Kümes hayvanları, balık, fasulye ve kuruyemişler gibi yağsız protein kaynaklarını dâhil etmek, kas kütlesini korumaya ve sağlıklı yaşlanmayı desteklemeye yardımcı olabilir. Yağlar, enerji sağlayan ve yağda çözünen vitaminlerin emilimine yardımcı olan bir diğer önemli makro besin maddesidir. Bununla birlikte, işlenmiş gıdalarda ve kızarmış yiyeceklerde bulunan doymuş ve trans yağlar yerine, balık, kuruyemiş ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağların tüketilmesine odaklanmak tercih edilmelidir.
Aktif yaşlanma sürecinde sağlıklı beslenme konusunda yapılan klinik araştırmalarda, beslenme programlarında protein tüketimin önemi özellikle vurgulanmakta ve protein metabolizmasının, beslenme ve yaşa bağlı metabolik gerileme arasındaki kritik bağlantıyı gösteren önemli bir metabolik belirteç olarak görev aldığının altı çizilmektedir. Sarkopeni nedeniyle kas kaybı yaşayan bireyler, aktif yaşlanma sürecinde gerekli olan egzersiz uygulamalarında ve özellikle direnç egzersizi gibi fiziksel aktivite yöntemlerine karşı uyum sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu tip sorunların çözümünde, kas protein sentezini en üst düzeye çıkarmak için öğün başına daha yüksek protein dozlarına ve protein açısından zengin gıda kaynaklarının düzenli tüketimine dikkat edilmesinin gerekli olduğu belirtilmektedir. Sağlıklı beslenme programları dâhilinde proteinden zengin diyetlerin tüketilmesiyle başta direnç antrenmanları olmak üzere, aktif fiziksel aktivite kapasitesinin artması sağlanırken, yaşlanma sürecinde kas kütlesinin korunması ve fiziksel performansta önemli kazanımlar mümkün olabilmektedir
Sonuç olarak, sağlıklı ve dengeli beslenme programlarıyla sadece fiziksel sağlığı korumak ve kronik hastalıkları önlemek için faydalı olmakla kalmaz, aynı zamanda metabolizma, vücut kompozisyonu, kardiyovasküler sağlık, insülin duyarlılığı ve bilişsel işlev üzerinde de olumlu etkiler yaratmaktadır. Doğal ve dengeli beslenme alışkanlığıyla ortaya çıkan tüm olumlu katkılarla, bireylerin aktif bir şekilde yaşlanabilmesi mümkün olabilecektir.