Beslenme, büyüme dâhil olmak üzere tüm metabolik ve fizyolojik işlevler için gerekli olan besinlerin alınmasını, sindirilmesini, emilimini ve hücresel kullanımını içeren bir süreci kapsamaktadır. Bu metabolik süreçlerde fizyolojik dengenin sağlanması temel olarak kabul edilmekte ve esin alımında, sindirilmesinde veya metabolik işlenmesinde meydana gelen bazı sağlıksız uygulamalar, istemsiz kilo kaybı ve sarkopeniden (kas erimesi, osteoporoz (kemik erimesi), obezite ve aşırı yağ birikimine kadar bir dizi olumsuz sonuca neden olduğu gözlenmektedir. İştah, açlık ve tokluk birbirinden bağımsız olaylar değil, ama birbirine bağlı bir düzenleyici ağın bileşenleri olarak kabul edilmelidir. Tüm bu karşılıklı etkileşim beyin bölgelerindeki merkezleriyle ve tüm vücut dokularını kapsayan davranışsal etkenleri içermekte ve hepsi birlikte enerji alımıyla, enerji harcanması arasındaki dengenin kurulmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu karşılıklı etkileşimin dengeli olarak yürütülmesinde, bireysel genetik yapı, yaşam evresi, fiziksel aktivite düzeyi ve sağlıklı beslenme alışkanlığı gibi bazı farklılıklar metabolik sistem üzerinde etki gösterebilmektedir. Bu metabolik değişkenlikler de beslenme sağlığının yaşam boyu şekillenen dinamik bir durum olduğunu açıklamaktadır. Bazı sağlıksız koşullar, bu dengenin bozulmasına, metabolik fonksiyonların zayıflamasına ve tip 2 diyabet (şeker hastalığı), kardiyovasküler (kalp ve damar sistemi) hastalıkları, osteoporoz ve sarkopeni ve beslenmeyle ilgili birçok kronik hastalık riskleri artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, sağlıklı beslenmenin metabolik fonksiyonların düzenlenmesi, yaşam kalitesi açısından ve uzun vadeli sağlıklı yaşam için ne kadar önemli olduğunu vurgulanmaktadır.
Sağlıklı beslenme açısından fizyolojik hücresel direnci ve metabolik verimliliği etkileyen bazı besinler ve biyoaktif bileşikler, diyet ve yaşam tarzı alışkanlıklarının olumlu yönde etkilemesiyle son yıllarda oldukça ilgi çekmektedir. Hayvansal kaynaklı gıdalarda (özellikle et ve deniz ürünlerinde) bol miktarda bulunan ve sistein’den endojen olarak sentezlenen bir amino asit olan taurin, bu bağlamda öne çıkmıştır. İskelet kası, kalp ve merkezi sinir sisteminde yüksek oranlarda bulunduğu gözlemlenen taurinin, sağlıklı beslenme mekanizmalarıyla doğrudan ilişki bazı biyokimyasal roller üstlenerek vücutta antioksidan ve çok çeşitli metabolik fonksiyonların desteklenmesi sürecinde önemli fizyolojik katkılar sağladığı belirtilmektedir.
Çeşitli besin kaynaklarında yaygın olarak bulunan bir amino asit olan taurin, çok sayıda fizyolojik fonksiyon üzerinde sayısız sağlık faydasıyla ilişkilendirilmiş olup; kalp damar sağlığı, beyin fonksiyonu, egzersiz performansı, metabolik sağlık ve göz sağlığı dâhil olmak üzere çeşitli fizyolojik sistemler üzerinde olumlu etkilere sahip olduğu gösterilmiştir. Taurin insan vücudunda doğal olarak üretildiği ve et ve balık gibi yüksek proteinli gıdalarda bol miktarda bulunduğu bilinmektedir. Günlük taurin ihtiyacı beslenmesiyle karşılanabilmektedir, ancak son yıllarda bazı taurin takviyeleri çeşitli metabolik hastalıkların destekleyici tedavisi olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Çeşitli klinik çalışmalarda, taurinin özellikle diyabet ve obezite ile ilgili olarak, taurinin metabolik sağlığın korunmasındaki potansiyel rolünü araştırılmıştır. Taurinin, sağlıklı kan şekeri seviyelerinin korunması ve tip 2 diyabetin gelişiminin önlenmesi için hayati önem taşıyan insülin duyarlılığını iyileştirdiğinin gösterilmesi önemli bir bulgu olarak kabul edilmektedir ve lipid (kan yağı) metabolizmasını düzenleyerek karaciğerde yağ birikimini azaltmaya yardımcı olabileceğini de gösterilmiştir. Bu bulgularla birlikte, taurinin yağ oksidasyonunu (yağ yıkımı) arttırabileceği ve dolayısıyla kilo kaybını da destekleyebileceği öne sürülmektedir.
Sonuç olarak, son yıllarda yürütülmekte olan klinik çalışmalarda taurinin potansiyel sağlık yararlarını öne sürülmektedir, ancak taurinin potansiyel etki mekanizmalarının tam olarak anlaşılması ve farklı bireyler için en uygun doz önerilerinin belirlenmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu da belirtilmelidir. Herhangi bir besin takviyesi veya beslenme değişikliği gibi, taurinin de günlük beslenme programına eklemesinden önce bu konudaki uzmanların tıbbi öneri ve değerlendirmelerinin dikkate alınmasının sağlıklı beslenme açısından en doğru yöntem olacağı gözden uzak tutulmamalıdır.