2

İnsan ve Din


  • Oluşturulma Tarihi : 11.05.2018 06:32
  • Güncelleme Tarihi :

Ramazan ayı niçin bazen 29 bazen 30 gün oluyor?

Bu fark güneş ve ay takvimlerinin farkından kaynaklanmaktadır. Ramazan-ı şerif kameri aylara göre gelmektedir. Yani ay takvimine göre gelmektedir.

Kameri aylara göre de oruç tutulmaktadır. Kameri aylar da 29 veya 30 gün olur. Kur’an-ı kerimde, Ramazan ayında oruç tutmanın farz olduğu bildirilmektedir. (Bakara, 2/ 183-185.)    

Ramazan ayı otuz çekerse 30, yirmi dokuz çekerse 29 gün oruç tutmak farzdır. Bizim kullandığımız takvim ise miladidir ve güneşe göre düzenlenmektedir. Bu takvimde yıl 365 gün olmaktadır. Kameri yani ay takviminden 11 gün fazla çekmektedir. Bu farktan dolayı da her sene ramazan 10 – 11 gün erken gelmektedir.

Uzman bir doktorun oruç tutamasın dediği kimse oruç tutmalı mıdır?

Uzman doktorların, oruç tutmasının sağlık açısından zararlı olacağı teşhisini koyduğu bir hasta ramazanda oruç tutmayabilir. Şayet hastalığı geçici ise tutmadığı oruçlarını iyileşince kaza eder. Hastalığı kalıcı ise tutamadığı oruçlar için fidye verir.

Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, ileride tutabilecek duruma gelirlerse, fidyelerini vermiş bile olsalar tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar nafile bağış sayılır.

Buna göre uzman bir doktor tıbbi bir rahatsızlığı olan bir kimseye sağlığın oruç tutmaya el verişli değildir. Oruç tutamazsın diyorsa o kimse orucunu tutmaz bunun yerine fidyesini verir. İlerde işleşirse orucunu kaza eder. İyileşmezse fidyesini ödediğinden her hangi bir iş yapması gerekmez. Dinen de caizdir.

Ağır işte çalışanlar sıcak ve uzun günlerden dolayı orucunu kazaya bıraka bilir mi?

Ramazan ayının sıcak günlere rastlaması ya da bir kimsenin çalışmak mecburiyetinde olması veya futbolcu, basketbolcu… gibi yaptıkları iş fizik gücüne dayalı olan kimselerin oruç tutmaması caiz değildir. Yani bu kimselerin orucu tutmayıp kazaya bırakması dinen uygun değildir.

Müslüman bir kimse her işini Allah’ın emrine göre ayarlamak mecburiyetindedir. Dinin hükümlerini kendi durumuna ve işine göre ayarlaması değil. Bu anlamda futbolcu, basketbolcu… Orucu tutmak zorundadır. Şayet maçım, antrenmanım var fiziken tutamıyorum derse ve orucunu tutmasa bu kimse bir farzı terk ettiği için günah işlemiş olur. İleriki bir zamanda imkan bulduğunda bu orucu kaza etmelidir. Kazasız fidye vermek kişiyi bu sorumluluktan kurtarmaz.

Mesleği gereği sürekli olarak yolculuk yapan kişi oruç ibadetini nasıl yerine getirebilir?

İslam dini Ramazan ayında oruç tutamayan hasta ve yolcuların sonradan kaza etmelerini emreder. Mazeret devam ettiği sürece ruhsat da devam eder. Sürekli mazereti bulunan kişiler, mazeretleri ortadan kalkınca, zamanında tutamadıkları Ramazan oruçlarını kaza ederler. Kur’an-ı Kerim’de; “… Kim de hasta veya yolcu olursa, (oruç) tutmadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun.” buyurulmaktadır (Bakara, 2/185).

Devamlı olarak uzun yola giden kaptan ve sürücüler de yolcu hükmündedir. Şu kadar var ki, yolculuğu esnasında bir sıkıntı çekmeyenlerin oruç tutması daha faziletlidir.

Günün Ayeti

Kim Allah’tan korkarsa Allah onun işine kolaylık verir.

Talak 4

Günün Hadisi

“Bir kimsenin, bir malda kusur olduğunu bildiği halde, müşteriye haber vermeden satması haramdır.”

Buhari, “Buyu’” 19.

Günün Sözü

Bir insanın taşıdığı ahlak, sırtında taşıdığı elbiseden daha önemlidir.

Mevlana

Günün Duası

Allah’ım bugün hakkımda hayırlı olan işleri nasip et. Hayırlı olmayacak olanları da nasip etme.

Bunları biliyor muyuz?

Şekur nedir?

Allah’ın isimlerinden biri olup, kullarına yaptıkları ibadetlerinin karşılığı olarak çok mükâfat ve nimet veren, az veya çok her itaati ödüllendiren, bol, çok ve devamlı nimet ihsan eden demektir.

Günün Nüktesi

Tıraş etti kırk yıl duasını aldı…

Hak dostlarından bir zâta: Efendim, ihlâs hususunda sizi tesiri altında bırakan bir hâdise yaşadınız mı?” diye sordular.

O da:

“–Evet, yaşadım” dedi ve şunları anlattı:

“–Mekke-i Mükerreme’de para kesemi kaybetmiştim. Basra’dan para bekliyordum, fakat bir türlü gelmiyordu. Saçım sakalım da epeyce uzamıştı. Bir berbere giderek ricada bulundum:

–Param yok, Allah rızası için saçlarımı düzeltebilir misin?

O esnada berber, bir adamı tıraş ediyordu. Hemen yanındaki boş yeri gösterip; ‘Buraya otur’ dedi ve müşterisini bekleterek beni tıraş etmeye başladı. Müşteri itiraz etti. Berber ise:

–‘Kusura bakmayınız efendim, sizi ücret mukabilinde tıraş ediyorum, lâkin bu şahıs, Allah rızası için kendisini tıraş etmemi istedi. Allah için olan işler daima önceliklidir ve maddî bir bedeli yoktur. Allah için olan işin bedelini kullar asla bilemez ve ödeyemez’ dedi.

Tıraştan sonra berber, cebime zorla birkaç altın sokuşturdu:

–‘Acil ihtiyaçlarını karşılarsın, imkânım bu kadar, kusura bakma’ dedi.

 

Bir müddet sonra Basra’dan beklediğim para geldi. Berbere bir kese altın götürdüm:

–‘Asla almam! Allah için olan işin bedelini ödemeye kulların gücü yetmez’ dedi. Ne kadar uğraştıysam kabul ettiremedim.

Helâlleşip ayrıldım, lâkin tam kırk senedir geceleri kalkıp ona dua ediyorum.”

İnsan ve Din
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık