İlişkiler ile kişiliklerin kirlendiği bir dönemden geçiyoruz

Eda Çakır

Herkes iyi, herkes mutlu, herkes kusursuz…

Öyle mi gerçekten?

Mevlana’nın, “ya göründüğün gibi ol ya olduğun gibi görün” deyimi söylemlerde kaldı artık. İnsanlar olduğu gibi görünmek yerine, görünmek istediği kişiyi oynuyor.

Duygular bastırılıyor, kırgınlıklar gizleniyor, eksiklikler örtülüyor.

Çünkü içinde bulunduğumuz bu dönem: gerçekçi olmak riskli, mükemmel görünmek istenmesi ise, ayrı bir durum arz ediyor.

Ancak şu gerçeği çoğu kişi fark etmiyor;

Yapmacık olan her şey, bir süre sonra, insan karakterinde nitelik kazanıyor.

Sürekli güçlü görünmeye çalışmak, hep iyiymiş gibi davranmak ve ilkesiz yaşamak, kişiyi niteliksiz bir kulvara sürüklüyor.

Ve kişiyi Özbenliğinden uzaklaştırıyor.

Bir noktadan sonra insan başkalarına değil kendi oynadığı rolde de yabancılaşır.

Gerçek dönüşüm, kusursuz görünmekten değil, olduğun nitelikle yüzleşmenle başlar.

Kişi burada ya hatalarıyla yüzleşir ya da yüzsüzleşir” misali.

Birey veya toplumun kendine yapabileceği en büyük ihanet kendine yabancılaşması ile vuku bulur. Kişinin kendine yabancılaşması kötülüğün sıradanlaşmasıdır.

Yozlaşmanın en sessiz ve en yıkıcı evresi anormalliği mebah gördüğümüz, “böyle gelmiş, böyle gider” “Bana dokunmayan yılan 1000 yıl yaşasın dediğimiz sürece içimizdeki yaşam direncini biraz daha kaybederiz.

Konfor alanımızdan çıkmamak adına gerçeğe yumduğumuz gözlerimiz zamanla bizi dıştalayan bir parçanın haline getirir.

Yozlaşma gürültülü bir çöküşle gelmez.

Herkesin Bir şeyin bilincinde olup, felaketin ayak seslerine kayıtsız kalması, alışılagelmiş bir yaşam biçimine dönüşeceği aşikardır.

İşte o kayıtsız kabullenişle asıl facia o zaman başlar.

Asıl sorumsuzluk toplumun geleceğini tehdit eden duyarsızlık ile ilkesiz bir yaşam sürmektir.

İki gün önce Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okulda meydana gelen dehşet saldırı olayı beni ve ülke insanını yasa boğdu.

Öncelikle bu vahim saldırıda hayatlarını kaybeden körpecik evlatlarımıza ve geleceğimize ışık tutan o muhterem saygıdeğer öğretmenlerimizi özlem ve rahmetle yâd eder, bu menfi olayların tekrar etmemesini en içten duygularımla diliyorum…

Unutmayalım, bir toplumun ufkunu açmak sadece zeki insanlarla yeterli gelmez.  Gelecek nesillere verilecek yön Ahlaklı, Edip ve ufku geniş insanlarla sağlanır...