Cehennem Deresi’ne Gizlenmiş Cennetler: Yarbaşı, Kayı, Çukurlu ve Beğendi


  • Oluşturulma Tarihi : 09.08.2024 09:00
  • Güncelleme Tarihi : 09.08.2024 09:00

Dicle havzasının ortasında İdil, Midyat ve Dargeçit’i birbirine bağlayan Cehennem Deresinin derinliklerinde, sessizlik dev kayaların omuzlarında yükselir. Ancak bu sessizliği bülbüllerin yankılanan melodileri böler; her yankı, vadinin gizli ruhunu uyandırır. Sanki bu sesler, kayaların kalbine fısıldayan birer şiir, kayaların kollarında yankılanarak geri dönen birer duadır. Vadi, gece karanlığında sessizce nefes alır, bu nefesi yalnızca doğanın melodileri besler. Vadinin adı, zor yolları ve dik yamaçlarından gelir; “Cehennem Deresi.” Yarbaşı köyünden vadiye inmek, altı yüksek araçların zorlu yolculuğu, keskin virajlar ve dik yokuşlarla bezenmiş zahmetli bir serüven gerektirir. Yürüyerek bin metreyi aşmaz belki bu mesafe, ama her adımda doğanın sessiz fısıltılarına kulak verirsiniz. Vadinin en yüksek noktasına çıkıp etrafınıza baktığınızda, doğanın kudretiyle yüzleşirsiniz. Gabar ve Fındık Dağları kuzeyde, Botan Çayı’nın kıvrımları ise doğuda karşınıza çıkar. Baharın taze nefesi, bu büyüleyici manzarayı bir sanat eseri gibi işler, Yüce Mevla adeta dünyanın en büyük çanağını yaratmıştır burada. Vadi, hayatın kadim sırrını saklayan bir kevgir gibidir. Vadinin en alt noktasına vardığınızda, karşınıza dört yüz metre yüksekliğinde ve üç kilometre uzunluğunda yekpare bir kaya çıkar. Bu dev kayanın yüzeyinde, insan elinin izlerini taşıyan mağara evler belirir. Yekpare kayanın tepesinde ise, ‘‘oli’’ adı verilen tek başına bir mağara evi bulunur. Bu devasa kaya, zamanın belleğinde yer etmiş farklı isimlerle anılır: Mıra Navé, Mıra Mla Şeyh, Mıra Ğanokan… Bu isimler, doğanın ve insanın iç içe geçtiği bir tarih gibi vadide yankılanır. Bu vadinin sessizliğinde, on kilometre uzaklıktaki Dicle Nehri’ne akan yirmi üç su kaynağı doğar. Bir zamanlar otuz kadar su değirmenini besleyen bu kaynaklar, bin yılların izlerini taşır. Balıklar, bu kaynakların derinliklerinde saklanır; Duvsork, pahnéki, devzer, şorabani, bıreki, tortora, zırzırk, devferah, reşoke… Her biri vadinin müziğinde birer nota gibidir. Bu balıklar, yılın eylül ayında bilinmeyen yerlere göç eder, nisanda geri dönerler. Bu gizem, vadiyi bir bilmeceye dönüştürür, cevapları sadece doğanın dilinde saklıdır. Vadi, yüzyıllardır ara vermeden akar, Dicle Nehri ile buluşur, oradan kadim Cizre’ye, Mezopotamya Ovası’na ve nihayet Basra Körfezi’ne ulaşır. Her damlası, geçmişin derinliklerinden bugüne akan bir hikaye taşır. Cehennem Deresi, aynı zamanda bir efsanenin derin yankılarını saklar: Vadinin en derin noktasında, cinlerin gizemli bir değirmeni olduğu söylenir. Bu değirmenin sesi, bahar aylarında vadinin sessizliğini bozar, doğanın içinde kaybolur. Yaşlı köylüler, bu sesi dinlemek için vadiye gider, cinlerin değirmenini hayal ederdi.

Bu büyüleyici vadiden ayrılıp, İdil ilçesine bağlı Kayı (Hedil) köyüne yöneldiğinizde, tepeye kurulmuş bu şirin ve görkemli köyün manzarası sizi karşılar. Kayı Köyü’ne ulaşmak için, Cehennem Deresi’ni geçip, Peçenek Köyü’nün dik yamaçlarından aşağı inmelisiniz. Vadi boyunca uzanan kanyon, gökyüzüyle birleşir; büyük bir sükunet ve sessizlik hüküm sürer. Bu sükuneti ancak rüzgar ve kuş sesleri bozabilir. Tırmanışın ardından Kayı Köyü’nün zirvesine ulaştığınızda, karşınızda Siirt’in sınırlarını aşan manzaralar belirir: Çiyayé Sité, Çiyayé Mava ve Ilısu Baraj havzası. Kayı Köyü’nün kuzeyinde, bir kilometre uzaklıktaki Mor Basus Kilisesi’ne gitmek üzere planladığınız buluşma gerçekleşir. Kilisenin rahibi sizi sıcak bir karşılama ile ağırlar. Sekiz bin metrekarelik bir avlunun ortasında yer alan bu kilise, büyük bir onarımın ardından görkemli bir şekil almıştır. Kilisenin tarihi, M.S. 360-364 yıllarına dayanır ve oldukça ilginç bir hikayesi vardır. Pers Kralı’nın kardeşi Abuzard’ın çocukları Basus ve Şuşan, Hristiyan bir öğretmen tarafından eğitilmiş; ancak babaları bu durumu öğrendiğinde, büyük bir öfkeyle üzerlerine saldırır. Sonunda, Mor Basus’un öldürüldüğü yerde bir kilise inşa edilir. Bu tarih kokan köyden ayrılırken, Deviya Fadıl adı verilen Kutsal Meşe Ağacı’nın yanına uğramayı ihmal etmeyin. Bu ağacın ilginç bir hikayesi vardır; rivayete göre Mor Basus’un kanının döküldüğü yere bu ağaç kök salmıştır. Etrafında başka hiçbir ağaç bulunmayan bu meşe ağacı, 388 yılından beri kendini yenileyen bir mucizedir.

Gezinin devamında Çukurlu (Xanduk) köyüne doğru yol alırken mutlaka görülmesi gereken Pir Kureyş (pikureş): Rivayetlere göre, Pir, bir savaştan döndükten sonra mağara evine gelir ve bir süre istirahat ettikten sonra hılvethanesine çekilip seyr-i sülûka dalar. Bu hikaye, Midyat, Dargeçit ve İdil ilçelerinin kesiştiği üç vadide yatan Pir Kureyş veya diğer adıyla Ebülkasım’a atıfta bulunur. Pir Kureyş’in, Hz. Peygamber’in soyundan geldiği ve Kureyşi olduğu rivayet edilir. Bu kutsal zatın türbesi, İdil’e 30, Dargeçit’e 25, Midyat’a ise 50 km mesafede, üç vadinin kesiştiği bölgede yer almaktadır. Üç vadi, yedi-sekiz kilometre uzunluğunda olup, asırlık meşe ağaçlarıyla kaplıdır. Çevredeki köylerin sakinleri, bu meşe ağaçlarını Pir Kureyş’in hatırasına saygıdan dolayı kesmemiş ve dokunmamıştır. Bu nedenle, ağaçlar muhteşem bir yükseklik ve kalınlığa sahiptir ve yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır. Vadinin eteklerinde yüzyıllar öncesinden kalma harabeler bulunur. Bu harabeler, bir zamanlar burada yaşamış olan halkın bıraktığı izlerdir. Üç vadinin diğer yamaçlarında Pir Kureyş’in dışında beş Pir daha medfundur: Pir’e Derveş, Pir’e Sin, Pir’e Mirada, Pir’e Reş ve Pir’e Del. Her bir türbe, asırlık meşe ağaçlarıyla çevrilidir. Bu ağaçlar, bölgedeki Meşayih’in kutsallığının bir sembolüdür. Özetle, bu üç vadi, tarih ve medeniyet kokan, kutsal zâtların yattığı, doğayla iç içe bir bölgedir. Her biri, bölgenin tarihî ve manevi zenginliğini yansıtan mekânlardır. Gezinin en önemli duraklarından olan Çukurlu (Xanduk) köyüne vardığınızda, bölgenin en önemli mağara yerleşimlerinden olan Cevara, Başruk, Şapesnan, Xanduk’a Piçuk ve Xanduk’a Mezin yerleşimlerini keşfetme fırsatını bulabilirsiniz. Devamında Beğendi (Gızre) Köyü’ne uğrayarak üç yamaçta yer alan ve yaklaşık 25 yıl öncesine kadar köy halkının yaşadığı yüzlerce mağaradan oluşan mağara evlerini görme ve inceleme fırsatı bulabilirsiniz. Ardından, Leçiyan Ören Yeri’ni ziyaret ederek, benzer yapılarla dolu eski çarşıları ve yüzlerce mağaradan oluşan eski yerleşim yerini keşfedebilirsiniz. Bu noktadan sonra rotanızın yönü, her köşesi tarih kokan Dargeçit’e yönelecektir. Dargeçit’te Türkiye’nin en önemli barajlarından biri olan Ilısu Barajı,13000 yıllık Boncuklu Tarla, Kilise ve Manastırlar, Ilıca, Apartman mağaralar, Dicle Nehri ve daha birçok doğal güzellik sizi bekliyor. Güçlü Konak yönünde ilerlerken doğanın en cömert halini sergilediği vadileri, şelaleleri, menderesleri, kanyonları keşfetme şansı yakalayabilirsiniz. Bu coğrafya binlerce yıllık kültürün izlerini taşır. Bu rota, zamanın ötesinde bir yolculuğa çıkarır sizi. Her adımda doğanın, tarihin ve efsanelerin büyüsüne kapılacak, bu büyüleyici vadi ve köylerin derinliklerinde kaybolacaksınız. Bu eşsiz coğrafyaya Kim demiş Cehennem Deresi diye, adına Cennet Deresi demeli, tanıtmalı, memleketimizin ve ülkemizin doğa, tarih ve kültür turizmine katma değer katması için ortak aklın rehberliğinde projeler başlatılmalı.

Cehennem Deresi’ne Gizlenmiş Cennetler: Yarbaşı, Kayı, Çukurlu ve Beğendi
Halil El
Yazarımız Kim ?

Halil El

İş insanı, sanayici, sivil toplum gönüllüsü, şair ve yazar Halil EL, 06.10.1972 yılında İdil’in Çukurlu köyünde doğdu.

İlk ve orta öğrenimini İdil’de bitirdi, ardından lise eğitimini tamamladı; lisans eğitimine İşletme Fakültesi dördüncü sınıfta devam etmektedir.

Ortaöğretim yıllarında mağazacılıkta çalışmaya başladı. Çıraklık, kalfalık, ustalık ve usta öğreticilik dönemlerinden geçtikten sonra, 1997 yılında kendi adına mağaza açarak ticaret hayatına atıldı.

2003 yılında bir şirket kurarak kurumsal mağazacılığa adım attı. Mağazacılık alanındaki deneyimini, 2013 yılında Mardin Midyat’ta kurduğu 1000 kişilik bütünleşmiş hazır giyim fabrikası ile sanayiye taşıdı. Bugün mağazacılık, dijital mağazacılık ve sanayi alanındaki çalışmalarını sürdürmektedir.

Görev yaptığı kurum ve kuruluşlar şunlardır;
Mardin Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (MARGİSAD) Kurucusu ve Başkanı

Doğu ve Güneydoğu Kültür Sanat Derneği Bölge Başkanı
Moda ve Hazır Giyim Federasyonu (MHGF) Yönetim Kurulu Üyesi

MİDER Yönetim Kurulu Üyesi

Midyat Fakülte ve Yüksekokul Yaptırma ve Yaşatma Derneği Üyesi
Midyat Kızılay Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Üyesi

Turabdin Gazeteciler ve Yazarlar Derneği Üyesi

VİZYONU VE PROJELERİ

Tarladan Podyuma Mottosu: Dicle Havzası’nda yetişen pamuk başta olmak üzere tarım ürünlerinin sanayi ile buluş turularak iplikten kumaşa, hazır giyimden ihracata dönüş mesini hedefleyen senkronize ekonomi modeli.

İstihdam ve Mesleki Eğitim: 2014’ten bugüne 2.500 gence meslek eğitimi verilmesini sağlayarak binlerce kişinin tekstil ve mağazacılık sektöründe istihdam edilmesine önayak oldu. Midyat Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulmasına öncülük ederek Midyat’ı bölgesel üretim ve lojistik merkezi yapma ileri görüşlülükle katkıda bulundu.

Eğitim gönüllüsü olarak, eğitimde fırsat eşitliği ve köy okullarındaki eğitimin daha nitelikli hale getirilmesi için ça lışmalar yürütmekte ve eğitime destek vermektedir. Mid yat’a Meslek yüksekokulu ile Sanat ve Tasarım Fakültesi ka zandırılmasına katkı sağlamış, ayrıca üniversite, lise ve or taokullarda kişisel gelişim ve başarı ile ilgili konferanslar ver mektedir.

Özelde Midyat’ta, genelde Dicle Havzası’nda sağlık hizmetlerinin daha nitelikli hale gelmesi için girişimlerde bu lundu; bu konuda defalarca basında makaleler yazdı.

Bölgenin çok zengin tarihi, kültürel ve doğal güzellikle rinin turizme kazandırılarak korunması, çevrebilimle ilgili hazırlanan önemli projelerin desteklenmesine destek olmaktadır.

MEDYA VE YAZILARI

Köşe yazıları, makaleleri ve röportajları; İLKSES Gazetesi,

İLKHABER Gazetesi, Sizin Medya, Mardin Söz Gazetesi, Midyat Habur, Batman Objektif ve  Ekonomim Gazetesi’nde yayımlandı.

Yazılarında tarım-sanayi uyum ve bütünleşmesi, bölgesel kalkınma, kültürel miras, gençlik ve eğitim politikaları gibi konulara odaklanmakta ve işlemektedir.

Kitap okumak, seyahat etmek, spor yapmak, sosyal sorumluluk projelerinde yer almak ve eğitim, kültürel ve sportif faaliyetleri teşvik etmek ilgi ve odaklanma alanlarıdır.

Kitaplarımın hazırlanmasında editörlük yapan, yol gösteren, destek veren ülkemizin kıymetli yazarlarından Sayın Serpil Devrim hanımefendiye şükranlarımı sunuyorum.

İletişim:

halilelbey@hotmail.com

hel24548@gmail.com

@HalilEl2

@halil.el Halil El

YAYINLANMIŞ ESERLERİ

1. Hayatınıza Anlam Katacak Altın Sözler ve Anlamlı Şiirler

2. Hayatınıza Anlam Katacak ve Aydınlatacak Altın Sözler ve Şiirler

3. Gönül Atlası

4. İyilik Yağmurları

5. Empati Yağmuru

6. Doğanın Hikmeti

7. İnsanlığın Aynası

8. Geleceğin Ağacı Geçmişin Köklerinde

9. Kalemle Dirilmek

10. Adaletin Sessiz Çığlığı

11. Mukaddes Kudüs Yaralı Gazze

12. Dijital Çağda Girişimcinin Yol Haritası

13. Tefekkür Vadisi