Dünya Nereye Gidiyor, Gerçekten Güvende miyiz?


  • Oluşturulma Tarihi : 06.01.2026 14:37
  • Güncelleme Tarihi : 06.01.2026 14:37

Son dönemde yaşanan olaylara baktıkça kendime şu soruyu sormadan edemiyorum:

Bu dünya artık güvenli mi?

Daha da önemlisi, çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakıyoruz?

Güçlünün hukuku tanımadığı, kuralı kendi çıkarına göre eğip büktüğü bir dünyada yaşıyoruz. Hukukun, insan haklarının, demokrasinin yalnızca güçlülerin dilinde bir süs cümlesine dönüştüğü bir çağdayız. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, Amerika’nın Venezuela’nın halk tarafından seçilmiş devlet başkanını ve eşini, uluslararası hukuku hiçe sayarak adeta mafyavari bir yöntemle evinden alıp ülkesine götürmesi oldu. Üstelik uydurma ve mesnetsiz suçlamalarla…Amaçları Venezüella’nın petrol, yeraltı kaynaklarına haksız hukuksuz haydutça çökmek...

Bu olay, yalnızca bir ülkeye yapılan bir saygısızlık değil; 196 devleti kapsayan dünya düzenine atılmış açık bir tokattır. Ne acıdır ki, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, dünyadan yükselen tepkiler birkaç cılız açıklamadan öteye geçmedi. Irak, Libya, İran ve daha nice ülkeye “bahane” üretilerek yapılan saldırılar hâlâ hafızalarımızdayken, seçilmiş bir liderin evinden alınması dünya kamuoyunda şok etkisi yarattı ama sonuç: derin bir sessizlik.

Bu sessizlik şunu açıkça gösteriyor:

Dünya artık güvende değil.

Daha da tehlikelisi, bu tür hukuksuzlukların normalleşmesi ve diğer güçlü devletlere “yol göstermesi”. Yani güçlü olanın, güçsüzü ezmesinin meşrulaştığı karanlık bir döneme doğru sürükleniyoruz.

Bir yanda açlıktan ölen insanlar, diğer yanda lüks restoranlarda tabağındakinin bir kaşığını yiyip geri kalanını çöpe atan vicdansız bir israf düzeni… Bir yanda insan kanı üzerinden servetine servet katan silah baronları, diğer yanda “barış, demokrasi ve insan hakları” söylemleriyle gerçek niyetlerini gizleyenler… Zevk ve eğlence adı altında insanlıktan çıkanlar, vahşeti sıradanlaştıranlar…

Ukrayna’da, Gazze’de, Suriye’de ve dünyanın dört bir yanında ölen masumları gördükçe insanlığımızdan utanıyoruz. Peki nerede, dünya barışı için kurulan kurumlar? Nerede Birleşmiş Milletler? Aldıkları kararlar Amerika ve İsrail tarafından yok sayıldığında, bu kurumların aslında iflas ettiğini acı bir şekilde görüyoruz.

Bugün dünya, birkaç aklıselim lider dışında; ciddiyetten uzak, liyakatsiz ve dirayetsiz yöneticilerin elinde savruluyor. Yaşananlara “dur” diyebilecek, dünyayı yeniden adil ve yaşanabilir bir yer haline getirecek güçlü bir liderlik profili ne yazık ki ortada yok.

Dünya halkları ise sessiz… En vahim olaylara birkaç gün süren cılız protestolarla tepki veriliyor, ardından her şey unutuluyor ve hayat kaldığı yerden, tüketim ve konfor düzeniyle devam ediyor. Oysa ülkeler bir yandan da durmaksızın silahlanıyor, savunmaya milyarlar harcıyor. Çünkü herkes gidişatın farkında.

Türkiye olarak biz, 15 Temmuz’da büyük bir felaketin eşiğinden döndük. Bu tarih, bizim için bir kırılma noktası oldu. Tam bağımsızlığın ne kadar hayati olduğu daha iyi anlaşıldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde savunma sanayimizi güçlendirdik, dışa bağımlılığı büyük ölçüde azalttık. İnşallah bu oran yüzde yüze ulaşacak ve gerçek anlamda tam bağımsız bir ülke olacağız.

Güçlü ve bağımsız olursak, içerideki hain odaklardan da arınırsak, kimse bu ülkeye parmak sallayamaz. O zaman dünyada söz sahibi, oyun kurucu bir devlet oluruz.

Temennim şudur:

Dünya liderleri akıllarını başlarına alır, bu kaosu sona erdirir. Adaletin, hukukun ve vicdanın yeniden hâkim olduğu bir düzen kurulur. Ve bizler, geleceğimiz olan çocuklarımıza daha adil, daha güvenli ve daha yaşanabilir bir dünya bırakabiliriz.

Dünya Nereye Gidiyor, Gerçekten Güvende miyiz?
Mehmet Özer
Yazarımız Kim ?

Mehmet Özer