​"Dünyanın Hakimi Benim" Diyenlerin Hazin Sonu: Tarih Tekerrürden mi İbaret?


  • Oluşturulma Tarihi : 27.01.2026 14:03
  • Güncelleme Tarihi : 27.01.2026 14:03

​Dünya, tarihin tozlu sayfalarından aşina olduğumuz o tanıdık ama bir o kadar da tehlikeli dönemeçlerden birinden geçiyor. Adalet terazisinin kefelerinin hiç bu kadar dengesiz, 'güçlü olan haklıdır' ilkesinin hiç bu kadar fütursuzca sergilendiği bir dönem belki de görülmedi. Washington’dan yayılan küstahça bir özgüven, sadece sınırları değil; uluslararası hukuku, devlet adabını ve insanlık onurunu da çiğneyip geçiyor.
​Venezuela’da Hukukun İflası ve 'Emsal' Tehlikesi
Venezuela’da tanıklık ettiğimiz olay, sadece bir devlet başkanının ve eşinin evinden derdest edilmesi değil; küresel hukukun tabutuna çakılan son çivilerden biriydi. ABD’nin, seçilmiş bir lideri kendi topraklarında, kendi hukukuyla cezalandırmaya kalkması dünyayı ikiye böldü. Bir yanda bu zorbalığa alkış tutan 'modern sömürgeciler', diğer yanda ise 'Sıra bize ne zaman gelecek?' endişesiyle bu hukuksuzluğa ses çıkaranlar... Eğer bir süper güç, 'ben istedim oldu' diyerek bir ülkenin mahremiyetine girebiliyorsa, bu durum diğer büyük devletler için de iştah kabartan bir emsal niteliğindedir.
​Grönland, Kanada, İran...
​ABD Başkanı, bir devlet adamı vakarıyla değil, bir gayrimenkul zengini edasıyla dünya haritasına bakıyor. Grönland’dan Kanada’ya, oradan İran’ın kadim topraklarına kadar uzanan bu 'hakimiyet' iddiası, aslında bir güç gösterisinden ziyade derin bir kibrin yansıması. Her mülakatında 'Benden güçlüsü yok' diye böbürlenmesi, tüccar zihniyetinin siyaseti ne denli sığlaştırdığının en net kanıtı. Onun için ülkeler, halklar ve barış; sadece kâr-zarar cetvelinde birer kalemden ibaret.
​Ortadoğu: Kanayan Yara ve Türkiye’nin Duruşu
​Bu kibir kulesi yükselirken, yanı başımızdaki ateş sönmek bilmiyor. Suriye, bölgesel çıkarların kurbanı olmaya devam ederken; İran doğrudan hedef tahtasına oturtulmuş durumda. Filistin ise insanlığın sustuğu yerde, adaletsizliğin en somut abidesi olarak kan ağlamaya devam ediyor. Türkiye, tüm bu karmaşanın ortasında hem ekonomik hem de siyasi bir direnç merkezi olarak haksızlığa karşı ses yükselten nadir kalelerden biri olarak öne çıkıyor.
​Tarih Kitapları Yalan Söylemez
​Bizim kadim bir sözümüz vardır: 'Böbürlenme padişahım, senden büyük Allah var!'
​Tarih, kendisini 'yenilmez' sanan, kibrinden saraylar inşa eden nice hükümdarın ve kralın hazin sonlarıyla doludur. Bugün isimlerini sadece yıkım ve zulümle andığımız o figürler, birer birer tarihin karanlık dehlizlerine gömüldüler. Ancak haksızlığa karşı mücadele eden, dünya barışı için yüreğini ortaya koyan liderler, fiziksel olarak göçseler bile insanların kalbinde birer kahraman gibi yaşamaya devam ediyorlar.
​Sonuç: Bir Mucizenin Eşiğinde
​Şu anki manzara karanlık görünebilir. Bir 'tüccar' zihniyetinin, dünyayı bir pazar yeri gibi yönetmeye çalışması elbet bir yerde duvara toslayacaktır. Yapılan hesapların, kurulan tuzakların üzerinde her zaman daha büyük bir plan vardır. İnanıyorum ki; Trump'ın ve onun temsil ettiği bu zihniyetin yaptığı kirli hesaplar, bir mucize ile bozulacaktır. Dünya, o özlediği huzura ve adalete elbet kavuşacaktır. Çünkü zulüm ile abad olanın akıbeti, her zaman berbad olmuştur.

​"Dünyanın Hakimi Benim" Diyenlerin Hazin Sonu: Tarih Tekerrürden mi İbaret?
Mehmet Özer
Yazarımız Kim ?

Mehmet Özer