Tarihin Çağrısı: Trump'ın Vaadi, Netanyahu'nun Tuzağı ve Sessizliğin Bedeli
- Oluşturulma Tarihi : 10.03.2026 14:42
- Güncelleme Tarihi : 10.03.2026 14:42
Geçtiğimiz günlerde, dünya sahnesinde bir kez daha gözlerimizi kamaştıran bir ikiyüzlülük gösterisine tanıklık ettik. Hatırlayın; Donald Trump, iktidarının en büyük vaadiyle gelmişti: “Savaşları bitireceğim, dünyaya huzur getireceğim.” Bu sözler, savaş yorgunu bir dünyada milyonların kulağına küpe olmuş, bir umut ışığı yakmıştı. Ancak ne hikmetse, bu büyük vaadin arkası, kocaman bir soru işareti olarak havada asılı kaldı.
Ta ki o dosyaların, o dehşet verici sırların saklandığı Epstein belgelerinin ifşa edilmesine kadar. İfşanın hemen ardından, Trump’ın tavrı ve söylemleri bir anda değişiverdi. Sanki elinde bir koz vardı da, o kozu kaybetmenin paniğiyle saldırganlaştı. Barış vaadi, yerini kör bir öfkeye, öngörülemez bir saldırganlığa bıraktı. Tam da bu noktada, sahneye her zamanki gibi elinde oyuncağıyla Netanyahu çıktı.
Netanyahu'nun son Beyaz Saray ziyareti, adeta bir dönüm noktasıydı. Bu ziyaretin ardından, sanki bir düğmeye basılmışçasına Ortadoğu yeniden kan gölüne döndü. Trump, Netanyahu'nun gazıyla (ya da belki başka baskılarla) İran'a saldırı emri verdi. İran'ın dini liderinin yanı sıra onlarca üst düzey yönetici ve komutan, nokta atışı operasyonlarla birer birer hedef alındı. Hani nerede savaşları bitirme vaadin Trump efendi? Hani dünyaya huzur getirecektin? Şimdi ise Netanyahu'nun oyuncağı olmuş, onun kadim hayali olan 'vaadedilmiş topraklar' uğruna bölgeyi ateşe veriyorsun. Bu oyuna geldiğin gibi, dünyayı da kaosa sürüklüyorsunuz.
Epstein Dosyalarının Gölgesinde Yükselen Savaş Çığırtkanlığı
Şimdi buradan bir soru soralım: Epstein dosyalarının içinde ne vardı da Trump’ı bu kadar telaşlandırdı? Ne vardı da adam, bir gecede barış elçisinden savaş kışkırtıcısına dönüştü? Bu, tesadüf olamayacak kadar büyük bir dönüşüm. Belki de dosyalar, onun geçmişteki karanlık ilişkilerini, belki de Netanyahu ve ekibiyle olan kirli ittifakının perde arkasını gözler önüne serecekti. Korku, işte bu kadar sinsi bir oyundur; insanı en büyük vaadinden bile vazgeçirir.
Ortadoğu şu anda kan ve gözyaşı içinde. Çocuklar, yaşlılar, kadınlar, erkekler... Binlerce masum insan, bir avuç siyasetçinin hırsı ve ikbal uğruna katlediliyor. Bunu yaparken de kural, kanun, tanımıyorlar. Adeta bir mafya babası edasıyla, dünyanın gözü önünde, uluslararası hukuku ayaklar altına alıyorlar. Dünyadaki tüm kurum ve yasaları hiçe sayarak, 'güç benden yana' edasıyla hareket ediyorlar.
Ancak unutuyorlar ki, dünya artık sessiz bir seyirci değil. Bu zulmü kin ve nefretle izleyen milyarlarca insan var. Sessizlik, aslında için için kaynayan bir volkanın uğultusudur. Her an patlamaya hazır bu volkanın ne zaman, nerede ve nasıl patlayacağını kimse kestiremez. Rusya, Çin gibi büyük güçlerin şimdilik sessiz kalması, yarın ne yapacaklarının garantisi değil. Ortadoğu'da atılan her adım, küresel bir yangının fitilini ateşleyebilir.
Danışıklı Dövüşün Şüpheli Gölgeleri
İşin bir de beni derinden rahatsız eden, danışıklı dövüş gibi duran bir boyutu var. Bugün İran'da 25 milyon civarında yahudi nüfusu olduğu söyleniyor. İstihbaratın yüzde 60'ının dışarıya çalıştığı, trafik kameralarına kadar sızan bir sistemin varlığından bahsediliyor. Bu kadar zayıf ve içeriden çökertilmiş bir istihbarat ağı varken, liderlerin tek tek avlanması gerçekten kafa karıştırıcı. Bir yandan da içeride bu kadar hain olduğunu bildikleri halde, tepkilerin neden birkaç cılız sesten öteye gitmediği de büyük bir muamma.Barış masasını kuran Türkiye, görüşmelerin istanbul'da yapılacağını bu görüsmelere ortadoğudaki bir çok arap liderinde bu görüşmelere katilacagi açıklamasının ardından,iran tarafının süpriz kararı ile umman'da yapilması apayrı bir muamma ve soru işareti.
Ardından, hemen komşularına yönelik, Amerikan üslerini bahane eden saldırılar geliyor. Tüm bunlar, asıl amacın İran'ı zayıflatmak değil, Ortadoğu'yu tamamen parçalamak, kaosu kalıcı hale getirmek olduğunu düşündürüyor. Karşılıklı füze saldırılarında ölü ve yaralı sayılarının hesap edilmesi de işin cabası. Bu durum, savaşın bir tiyatroya döndüğü şüphesini akıllara getiriyor.
Kürtler ve Vekalet Savaşlarının Değişmez Yazgısı
Bu kanlı oyunda bir başka aktör daha var ki, onların hikayesi ibretliktir: Kürtler. Tarih boyunca hep taşeron olarak kullanıldılar, işleri bittiğinde ise buruşturulup atılan bir kağıt parçası gibi kenara fırlatıldılar. Şimdi İsrail, İran'da 'Kürt İttifakı' adı altında yeni bir yapılanmaya el atarak, bu kardeşleri yine kullanmaya başladı. Gerçekten yazık. Kendi halkını bu kadar kandırılmanın ardından, tekrar aynı oyuna getiren liderler, eğer buna alet oluyorlarsa, Kürt halkına ihanetten başka bir şey yapmıyorlar. Bu liderler, bir kez daha aynı tuzağa düşerek, halklarının kanını ve geleceğini ipotek altına alıyorlar.
Körfez'in Uyanışı ve İslam Coğrafyasının Sorumluluğu
Ve sözü, şimdi sessiz kalanlara getirmek istiyorum. Ey Körfez'deki Arap ülkeleri! Siz, milyarlarca dolar haraç ödeyerek kendinizi koruduğunuzu sanıyorsunuz. Ama unutmayın ki, bu yangın sadece İran'ı, sadece Suriye'yi, sadece Filistin'i yakmıyor. Bu yangın hepimizin evini, hepimizin geleceğini yakıyor. Hedef sadece Şii Müslümanlar değil, hedef bütün İslam coğrafyası, bütün Müslümanlar. Bu hukuksuzluğun, bu adaletsizliğin, bu kuralsızlığın karşısında durmanın zamanı çoktan geldi ve geçiyor. Bir olmanın, beraber olmanın vakti geldi. Sessiz kalarak, seyirci kalarak, bu zulme ortak oluyorsunuz. Birlik olmazsanız, yangın hepimizi kül edecek.
Tarihin Siyah Sayfası ve Kirli Sicil
Trump efendi, tarihe bir bak. Savunduğun bu kavmin (İsrail yönetimini kastederek) geçmişi ihanet, fitne ve fesatla dolu. Bu kirli sicile sahip birilerini savunmak sana ne kazandıracak sanıyorsun? Kaybettirecek, hep kaybettirecek. Tarih boyunca hiçbir zalim, hiçbir hain, iktidarını kalıcı kılamamıştır. Dünya, bu zulmü unutmayacak. Bu vebalin altında ezileceksiniz. Netanyahu'nun vaadedilmiş topraklar hayali asla gerçekleşmeyecek. Bu hayal uğruna döktüğünüz kanlar, yaktığınız ocaklar, bıraktığınız gözyaşları, yarın sizin boğazınıza sarılacak birer ilmek olacak.
Zaman, hesap verme zamanı. Sessizliğin bozulma zamanı. Birlik olma zamanı. Aksi takdirde, bu gidişin sonu hepimiz için karanlık.