İran’da sessizliğin en ağır hali : Çocuklara kıydılar


  • Oluşturulma Tarihi : 01.03.2026 12:50
  • Güncelleme Tarihi : 01.03.2026 12:50

Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in ortak saldırısında, İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde bir ilkokulun vurulduğu ve onlarca çocuğun hayatını kaybettiği haberi, insanlığın yüreğine düşen ağır bir taş gibi. ABD askeri hedefleri vuruyoruz dese de, toprağa verilenler ne füze ne de silah: Hepsi çocuk.

Savaşın bir hukuku, bir ahlakı olduğu söylenir. Sivillerin, hele ki çocukların korunması gerektiği uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. Buna rağmen her çatışmada ilk kırılan şey yine masumiyet oluyor. Sınıf sıralarında yarım kalan defterler, teneffüse çıkmayı bekleyen ayakkabılar, ertesi günkü ödevini düşünen küçük zihinler… Bir bombardıman, sadece binaları değil; hayalleri, gelecekleri ve bir toplumun vicdanını da yerle bir ediyor.

“Yalnızca askerî tesisler hedef alınıyor” açıklaması, eğer sahadaki gerçeklerle örtüşmüyorsa, geriye tek bir soru bırakır: Bu çocukların hesabını kim verecek? Uluslararası toplumun refleksi neden her seferinde bu kadar zayıf? Tepkiler neden ölçülü, kınamalar neden fısıltı düzeyinde? Küresel düzen, güçlü olanın çizdiği sınırlar içinde mi işliyor?

Dünya, yalnızca birkaç ülkenin çıkar dengelerinden ibaret değil. Yeryüzü; Minab’daki bir çocuğun hayali kadar geniş, onun kaybı kadar da ağır. Eğer uluslararası hukuk sadece zayıflar için işletiliyor, güçlüler için esnetiliyorsa; orada adaletten değil, güç siyasetinden söz edilir.

Küçük ya da büyük devlet ayrımı yapmaksızın, her ülke uluslararası hukuka uymakla yükümlüdür. Aksi hâlde “savaş ahlakı” dediğimiz kavram, sadece kitap sayfalarında kalır. Çocukların öldüğü bir yerde hiçbir askerî başarıdan söz edilemez. Çünkü savaşın kazananı yoktur; en çok da çocuklar kaybeder.

Bugün Minab’da yükselen ağıt, aslında tüm insanlığın ortak yasına dönüşmeli. Eğer bu acı karşısında sessiz kalınırsa, yarın başka bir şehirde, başka bir okulda benzer bir trajedi yaşandığında kimse şaşırmamalı. Sessizlik, bazen en yüksek çığlıktır; ama aynı zamanda en derin suç ortaklığıdır.

Bunun için sadece şunu söylemek geliyor içimden  :Vicdansızlar, çocuklara kıydınız.. O çocukların, günahsızların sahibi Allah’tır. Ve bunun hesabını Allah’a vereceksiniz.

İran’da sessizliğin en ağır hali : Çocuklara kıydılar
Mürsel Acay
Yazarımız Kim ?

Mürsel Acay