Orta Doğu’da İran merkezli gerilim devam ederken, çatışmaların insani ve ekonomik sonuçları her geçen gün daha fazla hissediliyor. Yaklaşık iki ay önce yaşanan ve “Minab acısı” olarak anılan olayın etkileri hâlâ tazeliğini koruyor. Minab kaybettikleri çocuklarını unutmadı. Tabi bunlar ne batı ülkelerinin ne ABD’nin hele hele İsrail’in umurunda değil. Amaçlarına ulaşmak için ne gerekiyorsa onu yapıyorlar
İran tarafı, Birleşmiş Milletler nezdinde yürütülen ön soruşturmada sorumluluğun ABD’ye ait olduğunu savunarak hem tazminat hem de “kan parası” talebinde bulunuyor. Diplomatik süreç devam etse de sahadaki askeri hareketlilik gerilimin kolay kolay düşmeyeceğine işaret ediyor.
Mevcut şartlar altında savaşın uzamasının bölgeye yeni bir fayda sağlaması beklenmiyor. Aksine, çatışmaların derinleşmesi hem insani kayıpları artırıyor hem de küresel enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. Özellikle ABD iç siyasetinde öngörülemez kararların süreci daha da karmaşık hale getirdiği değerlendiriliyor.
Öte yandan İsrail’in güvenlik politikaları da bölgedeki dengeler açısından dikkatle izleniyor. İran merkezli gelişmelerin uluslararası gündemi meşgul etmesi, Lübnan’ın güneyindeki stratejik ve tarımsal açıdan verimli Litani Nehri çevresine yönelik olası planların gözden kaçmasına neden olabilir.
İsrail niye İran savaşının devamını istiyor olabilir. Çünkü Lübnan’ın güney bölgesine göz dikmiş. Dünyanın dikkatini İran’a çekip, Lübnan’ın sulak, tarım yapılabilen ve verimli topraklarının olduğu Litani nehri çevresini ilhak etmek niyetinde. Bölgenin can damarı konumundaki bu bölgeden içme suyu da temin ediliyor.
Enerji cephesinde ise riskler büyüyor. Uzmanlar, savaşın devam etmesi halinde İran’ın Körfez’deki enerji hatlarını hedef alabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum yalnızca petrol arzını değil, bölgedeki dijital altyapıyı da tehlikeye atabilir. Özellikle Dubai’nin küresel internet altyapısındaki kritik rolü nedeniyle olası bir saldırının geniş çaplı sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Türkiye de coğrafi konumu nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Ekonomistler, savaşın kısa sürede sona ermesinin Türkiye’nin en az zararla süreci atlatması açısından kritik olduğunu vurguluyor. Çatışmaların sona ermesi durumunda ise petrol fiyatlarının birkaç haftalık gecikmeyle düşüşe geçerek varil başına 70–75 dolar seviyelerine gerileyebileceği öngörülüyor.
Bununla birlikte uzmanlar, kalıcı bir fiyat istikrarı için sadece ateşkesin değil, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir barışın sağlanması gerektiğine dikkat çekiyor.
Günümüzde derebeylik yok. Ama batı, ABD ve İsrail şimdi tam da bunu yapıyor. Her yere kafa tutuyor. Benim istediğim olsun, dünyayı ben yöneteyim diyor. Ama böyle bir dünya yok ve bunu ABD’de, İsrail’de Avrupa’da gördü.