Silahsız ordu: Yeşilay

Müslüm Aktürk

Orduların görevi vatan toprağını düşmana karşı korumak, gerektiğinde savaşmaktır. Savaş kabiliyetini artırmak ve düşmana karşı üstünlük sağlamak için güçlü silahlara sahip olmak gerekir. Bunun için devletler savunma sanayilerine yatırım yapar, ordularını her türlü imkânla destekler.

Çok şükür ki bugün Türkiye, savunma sanayisinde önemli mesafeler kat etmiş, güçlü bir devlete ve güçlü bir orduya sahiptir.

Ben Yeşilay’ı da bir orduya benzetiyorum. Çünkü onun da yürüttüğü mücadele bir vatan müdafaasıdır. Ancak bu mücadelenin cephesi farklıdır.

DÜŞMAN SINIR TANIMIYOR

Devletler arasındaki savaşlarda sınırlar vardır. Savunma hatları kurabilir, güvenlik tedbirleri alabilir, düşmanı ülke topraklarına sokmamaya çalışabilirsiniz.

Fakat Yeşilay’ın karşı karşıya olduğu düşman sınır tanımıyor.

Uyuşturucu, sanal kumar, bahis, teknoloji bağımlılığı ve benzeri tehditler doğrudan evlerin içine kadar girebiliyor. Anne babaların yıllarca emek vererek büyüttüğü evlatlar bağımlılık batağına sürüklenebiliyor.

Uyuşturucuya bulaşmış çocukları tarafından hayatını kaybeden anne ve babaların haberlerini zaman zaman yüreğimiz yanarak okuyoruz.

Kumara kapılıp bütün mal varlığını kaybeden, ağır borç yükü altında ezilen, sonunda intihara sürüklenen insanların geride bıraktığı eşleri ve çocukları da bu felaketin sessiz mağdurları oluyor.

İşte Yeşilay böylesine büyük ve çok yönlü bir tehdide karşı mücadele veriyor.

BAĞIMLILIK KÜRESEL BİR TEHDİT HALİNE GELDİ

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç’in de dikkat çektiği gibi bağımlılık artık yalnızca bireyin sorunu değildir. Aile yapısını sarsan, toplumsal huzuru bozan ve genç kuşakların geleceğini tehdit eden küresel bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir.

Bir zamanlar ağırlıklı olarak sigara, alkol ve uyuşturucu konuşulurken bugün davranışsal bağımlılıklar da en az kimyasal bağımlılıklar kadar tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.

Sosyal medya platformlarının milyarlarca kullanıcıya ulaştığı günümüzde özellikle çocuklar ve gençler yeni risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Araştırmalar, yoğun ve kontrolsüz sosyal medya kullanımının ruh sağlığını, uyku düzenini, akademik başarıyı ve sosyal ilişkileri olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır.

Daha da önemlisi, bağımlılık yapıcı içerikler artık ekranlar aracılığıyla insanların cebine, evine ve hatta yatak odasına kadar ulaşabilmektedir.

Dün düşman kapıya dayanıyordu, bugün ise ekranlardan zihinlere sızıyor.

BİR İNSANI KAYBETMEK, BİR KARIŞ TOPRAK KAYBETMEKTİR

Yeşilay İzmir Şube Başkanı ve İzmir İl Millî Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi’nin şu tespiti son derece dikkat çekiciydi:

“Bir insanı kaybetmekle Türkiye Cumhuriyeti’nde bir karış toprak kaybetmek eşdeğerdir.”

Aslında bu söz, bağımlılıkla mücadelenin neden bir millî mesele olduğunu tek başına anlatmaya yetiyor.

Çünkü ülkemiz insanlarını tek tek kaybediyor. Özellikle gençlerin uyuşturucuya, kumara ve teknoloji bağımlılığına sürüklenmesi her geçen gün daha ciddi bir risk hâline geliyor.

YEŞİLAY’IN MÜCADELESİNE YAKINDAN TANIK OLDUK

Yeşilay İzmir Şubesi’nin '2026 Bağımsızlık Yılı' etkinlikleri kapsamında Balçova Termal Otel’de düzenlediği gazeteciler bilgilendirme toplantısına biz de katıldık.

Kırk yılı aşkın gazetecilik hayatımız boyunca sayısız toplantıya iştirak ettik.

Artık çoğu zaman konuşmalar başlamadan önce bile neler söyleneceğini tahmin edebilecek bir tecrübeye sahibiz. Hatta konuşmacının ses tonundan, heyecanından ve vurgularından konuya ne kadar inandığını da az çok anlayabiliyoruz.

Dr. Ömer Yahşi’nin konuşması ise bizleri gerçekten etkiledi.

Çünkü bir insan gönlünü vermediği bir davayı bu kadar samimi, bu kadar içten ve bu kadar yüksek bir sorumluluk duygusuyla anlatamaz.

Yahşi, bağımlılıktan uzak tutulacak her insanın aslında kurtarılmış bir gelecek olduğunu vurgulayarak adeta yalvarırcasına toplumu duyarlı olmaya çağırdı.

YEDAM HAYATLARA DOKUNUYOR

Dr. Yahşi’nin özellikle üzerinde durduğu konulardan biri de YEDAM, yani Yeşilay Danışmanlık Merkezleri oldu.

Bugün İzmir’de Bornova, Buca, Karabağlar ve Konak’ta faaliyet gösteren YEDAM merkezlerine yoğun başvuru yapıldığını belirten Yahşi, iki yeni merkezin daha açılacağını ifade etti.

Bağımlılıkla mücadelede en önemli unsurlardan birinin mahremiyet olduğunu vurgulayan Yahşi, başvuran vatandaşların bilgilerinin hiçbir kurumla paylaşılmadığını belirterek şu ifadeyi kullandı: Devletin burada vatandaşına uzattığı elin mesajı nettir: “Gel, seni yeniden hayata kazandıralım.”

Yeşilay’ın önleyici çalışmalara büyük önem vermesi de ayrıca takdire şayandır. Çünkü bağımlılığı başlamadan önlemek, sonradan tedavi etmeye çalışmaktan hem daha etkili hem de daha az maliyetlidir.

TELEFON YASAĞI BAŞARIYI ARTIRDI

Sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesini desteklediklerini belirten Yahşi, birçok ülkede bu yönde uygulamaların başladığını ifade etti.

Okullarda cep telefonu kullanımının sınırlandırılmasıyla birlikte akademik başarının yükseldiğini belirtmesi de dikkat çekiciydi.

Teknoloji hayatı kolaylaştırırken kontrolsüz kullanımı yeni bağımlılık türlerini de beraberinde getiriyor.

Bugün ekran bağımlılığı, özellikle çocuklar ve gençler açısından üzerinde en fazla durulması gereken konuların başında geliyor.

CEPHE GENİŞLEDİ, TEHDİT BÜYÜDÜ

Toplantıda da dile getirdim; Yeşilay’ın görevi geçmiş yıllara göre çok daha ağır.

Bir zamanlar ağırlıklı olarak sigara ve alkolle mücadele eden kurum, bugün sentetik uyuşturuculardan sanal kumara, yasa dışı bahis ağlarından teknoloji bağımlılığına kadar çok daha geniş bir alanda mücadele etmek zorunda kalıyor.

Üstelik bu bağımlılıkların önemli bir kısmına ulaşmak geçmiş dönemlere göre çok daha kolay.

Son yıllarda internet ve teknoloji bağımlılığı konusunda artan eğitim talepleri ile YEDAM’a yapılan başvurulardaki yükseliş de tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.

Bu nedenle Yeşilay’ın yürüttüğü çalışmaların önemi her geçen gün daha da artıyor.

MİLLİ MÜCADELE RUHUYLA HAREKET ETMELİYİZ

Bağımlılık meselesi artık yalnızca sağlık veya güvenlik başlığı altında değerlendirilemeyecek kadar büyümüştür.

Bu konu; aileyi, eğitimi, ekonomiyi, toplumsal huzuru ve ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren millî bir meseledir.

Bu nedenle devletin, sivil toplum kuruluşlarının, eğitim camiasının, ailelerin ve medyanın ortak bir hassasiyet göstermesi gerekir.

Tıpkı Kurtuluş Savaşı yıllarında olduğu gibi topyekûn bir bilinç ve kararlılıkla hareket edilmediği sürece bu tehlikenin önüne geçmek kolay görünmemektedir.

YEŞİLAY’A BUGÜN HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYACIMIZ VAR

106 yıl önce Hilal-i Ahdar adıyla kurulan Yeşilay, o günlerde milletimizi tehdit eden zararlı alışkanlıklara karşı mücadele ediyordu.

Aradan geçen bir asrı aşkın sürede bağımlılıkların şekli değişti, yöntemleri değişti, araçları değişti; ancak tehlikenin büyüklüğü azalmadı, aksine arttı.

Bugün bağımlılık endüstrisi küresel ölçekte faaliyet gösteriyor. Çocuklarımızın, gençlerimizin ve ailelerimizin geleceği çok yönlü tehditlerle karşı karşıya bulunuyor.

Böyle bir dönemde Yeşilay’ın yürüttüğü gönüllülük esaslı çalışmalar, YEDAM’ların rehabilitasyon hizmetleri, eğitim faaliyetleri ve farkındalık çalışmaları her türlü takdirin üzerindedir.

Bu vesileyle insanımızı bağımlılığın her türlüsünden korumak için gece gündüz çalışan Yeşilay teşkilatını, gönüllülerini ve yöneticilerini gönülden tebrik ediyoruz.

Bugün güçlü ordulara, güçlü ekonomilere ve güçlü kurumlara nasıl ihtiyaç duyuyorsak; insanımızı koruyan, gençliğimizi savunan ve geleceğimizi muhafaza eden bu “silahsız orduya” da en az o kadar ihtiyaç duyuyoruz.

Yazımızı, 106 yıldan beri tütün, alkol, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığı gibi birçok alanda mücadele yürüten Yeşilay Cemiyeti’ni tebrik ederek tamamlayalım.

Tehlikeyi daha o yıllarda gören ve o günkü adıyla Hilal-i Ahdar’ı kuran Dr. Mazhar Osman ve dava arkadaşlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.

Çünkü onlar yalnızca bir cemiyet kurmadılar; nesilleri koruyacak, toplumu ayakta tutacak ve geleceğe umut taşıyacak büyük bir iyilik hareketinin temellerini attılar.