Neden??
- Oluşturulma Tarihi : 27.01.2026 08:57
- Güncelleme Tarihi : 27.01.2026 08:57
Neden bu kadar çok şeye sahip olup bu kadar az hissediyoruz?
Neden hayatlarımız dolu ama içimizde sürekli eksik bir yer var?
Psikoloji bize şunu söyler: İnsan, yalnızca yaşadıklarıyla değil; hissettikleriyle var olur. Hissetmeden geçen her an, zihinde yaşanmış gibi kaydolur ama ruhun hafızasında yer etmez. Belki de bu yüzden günler geçiyor ama iz bırakmıyor.
Neden satın aldıkça rahatlamıyor, aksine daha çabuk sıkılıyoruz?
Çünkü satın almak, yalnızca geçici bir rahatlama sağlar. Beyin kısa süreli bir ödül alır, dopamin salgılanır ve his hızla söner. Ardından aynı boşluk geri gelir. Bu döngü, mutluluğu değil; bağımlılığı üretir.
Neden mutluluğu hep dışarıda arıyoruz?
Çünkü içeri bakmak cesaret ister. Duygularla temas etmek, eksiklikle yüzleşmek, yalnız kalabilmek… Bunların hiçbiri vitrinlerde satılmaz. O yüzden çoğu insan, kendisiyle kalmaktansa kendini meşgul etmeyi tercih eder.
Neden durmak bu kadar zor?
Çünkü durduğumuzda hissetmeye başlarız. Bastırılmış yorgunluklar, ertelenmiş üzüntüler, adını koyamadığımız boşluklar ortaya çıkar. Meşguliyet, bu yüzden modern insanın en kibar kaçış yoludur.
Neden görülmek istiyoruz da hissedilmek yetmiyor?
Çünkü onay, temasın yerini tutmaz. Beğenilmek geçicidir; anlaşılmak kalıcıdır. Bir insanın gerçekten iyi hissetmesi için alkışa değil, duygusal bir karşılığa ihtiyacı vardır.
Neden güçlü görünmek, iyi olmaktan daha önemli hâle geldi?
Çünkü zayıflık hâlâ ayıp sayılıyor. Oysa psikolojik güç, hiç yorulmamak değil; yorulduğunu kabul edebilmektir. İyiyim demek kolaydır, iyileşmek zaman ister.
Neden hep daha fazlası?
Daha yeni, daha hızlı, daha pahalı…
Çünkü “yeter” demek, neye ihtiyacımız olduğunu bilmek demektir. Ve çoğumuz bunu hiç öğrenmedik.
Belki de bütün bu sorular tek bir yere çıkıyor:
Neden kendimize bu kadar uzağız?
Çünkü insan, hissetmediği bir hayatı ne kadar doldurursa doldursun, içi hep boş kalır.