Normalleşen Anormallik


  • Oluşturulma Tarihi : 10.03.2026 08:43
  • Güncelleme Tarihi : 10.03.2026 08:43

Bir zamanlar şaşırdığımız şeylere artık dönüp bakmıyoruz bile.

Şiddet haberleri, hakaret dili, utanmazlık, yalan…

“Olmaz” dediğimiz ne varsa, bugün sıradan.

 

Psikoloji buna net bir isim verir: alışma. İnsan zihni, tekrar eden her şeye uyum sağlar. İlk başta rahatsız eden bir durum, süreklilik kazandığında “normal” algılanmaya başlar. Asıl tehlike de burada ortaya çıkar. Çünkü alıştığımız şeyleri sorgulamayı bırakırız.

 

Toplum olarak tuhaf bir eşikten geçiyoruz. Anormal olan şeyler normalleşirken, sağlıklı olanlar garip karşılanıyor. Nezaket zayıflık, empati safdillik, sınır koymak kabalık gibi algılanıyor. Buna karşılık bağırmak, küçümsemek, ezmek; “hayatın gerçeği” diye sunuluyor.

 

Bu bir ahlak meselesi olduğu kadar, bir psikolojik savunmadır. İnsan, sürekli rahatsızlıkla yaşayamaz. Zihnimiz, bizi korumak için duyarsızlaşır. Ama bu koruma, bedelsiz değildir. Duyarsızlaşan birey, zamanla kendine de yabancılaşır.

 

Normalleşen anormallik en çok ilişkilerde kendini gösterir. Kırıcı sözler “şaka” olur. Sınır ihlalleri “niyetim kötü değildi” ile geçiştirilir. İnsanlar rahatsız olduklarını söylemekten vazgeçer; çünkü rahatsız olmak bile ayıp hâline gelmiştir.

 

Bir diğer tehlike ise çocuklar. Çocuklar, gördüklerini normal kabul eder. Sürekli bağırılan bir evde bağırmak, sürekli aşağılanan bir ortamda aşağılamak öğrenilir. “Böyle gelmiş böyle gider” dediğimiz her şey, bir sonraki kuşağa miras kalır.

 

Psikolojik açıdan bakıldığında, anormalliğin normalleştiği bir toplumda suç artar, empati azalır, güven zedelenir. İnsanlar birbirini potansiyel tehdit olarak görmeye başlar. Kaygı yükselir, öfke yayılır. Herkes gergindir ama kimse nedenini tam olarak bilmez.

 

Belki de asıl sorunumuz şudur:

Yanlış olan şeylere alışmak, onları doğru yapmaz.

Sadece bizi sessizleştirir.

 

Normal olanı savunmak bugün cesaret istiyor. Saygıyı, sınırı, nezaketi hatırlatmak “eski kafalılık” sayılıyor. Oysa psikoloji bize şunu söyler: Sağlıklı toplumlar, her şeye uyum sağlayan değil; yanlışta dur diyebilen toplumlardır.

 

Belki de yeniden şaşırmayı öğrenmeliyiz.

Rahatsız olmayı.

“Bu normal değil” demeyi.

 

Çünkü anormallik ne kadar normalleşirse, insan o kadar yalnızlaşır.

Normalleşen Anormallik
Ümmü Gülsüm Kaplan
Yazarımız Kim ?

Ümmü Gülsüm Kaplan