Yetersizlik mi Değersizlik mi?

Ümmü Gülsüm Kaplan

Başarı bazen insanı mutlu etmez.

Çünkü bazı insanlar başardıkları halde hâlâ “yetersiz” hisseder.

 

Diplomaları vardır ama kendini cahil sanır.

Takdir edilir ama şans eseri olduğunu düşünür.

İnsanlar ona güvenir ama o, bir gün “gerçek yüzünün ortaya çıkacağından” korkar.

 

Buna “Imposter Sendromu” deniyor.

Yani kişinin, kendi başarısını hak etmediğine inanması.

 

En garip tarafı ise şudur:

Bu duygu genellikle başarısız insanlarda değil, sürekli çabalayan insanlarda görülür.

 

Çünkü emek veren insan, eksiklerini daha çok fark eder.

Kendini geliştirdikçe bilgisiz olduğu alanları görür.

Ve bazen bilgi arttıkça özgüven azalır.

 

Bugün birçok genç, hiçbir zaman yeterli hissedemeden yaşıyor.

Çünkü sosyal medya insanlara başarıyı değil, kusursuzluğu gösteriyor.

 

Herkes çok mutlu.

Herkes çok üretken.

Herkes çok güzel hayatlar yaşıyor gibi.

 

Kimse geceleri yaşadığı kaygıyı paylaşmıyor.

Kimse başarısız olduğu anları göstermiyor.

Kimse “ben de korkuyorum” demiyor.

 

Böyle bir dünyada insan, kendi iç sesine düşman oluyor.

 

Bir süre sonra kişi başarılarını küçültmeye başlıyor:

“Tesadüftü.”

“Şanslıydım.”

“Herkes yapardı zaten.”

 

Oysa insanın kendine yaptığı en büyük haksızlıklardan biri, verdiği emeği yok saymaktır.

 

Belki de mesele kusursuz olmak değildir.

Belki mesele, korkularımıza rağmen devam edebilmektir.

 

Çünkü gerçek yetersizlik, eksik hissetmek değil;

Kendi değerini hiç görememektir.