Hayvan Denen Canlar: Sanatın ve Edebiyatın Sessiz Kahramanları

Sibel Atapek

Edebiyatın satırlarında, resim sanatının fırça izlerinde, müziğin ezgilerinde ve masalların büyülü dünyasında hayvanlar hep vardı. Çünkü sanat, yalnızca insanı değil; yaşamı anlatır. Yaşam ise yalnızca insanlardan ibaret değildir.

Bir kuşun kanadında özgürlüğü, bir atın koşusunda cesareti, bir kedinin sessizliğinde huzuru, bir köpeğin sadakatinde dostluğu anlattı yazarlar ve sanatçılar.

Çünkü hayvanlar, insanın söyleyemediği birçok duygunun en yalın tercümanıdır.

Onlara değer vermek, yalnızca dini bir sorumluluk ya da toplumsal bir görev değildir.

köşe

Bu, insan olmanın; estetiği, vicdanı ve yaşamın bütünlüğünü kavrayabilmenin doğal sonucudur. Sanatın özü de budur zaten:

Yaşayan her şeye duyarlılıkla bakabilmek.

Merhameti olmayan bir kalem güçlü metinler yazabilir belki; ama insanın ruhuna dokunamaz. Vicdanı eksik bir sanat ise yalnızca görüntü üretir, duygu değil. Çünkü gerçek sanat, yaşamı ayırmadan statü gözetmeden kucaklayabilendir.

Bir çocuğun ilk masalında konuşan hayvanlar vardır. İlk çizdiği resimde bir kuş, bir kedi ya da bir kelebek... Belki de bu yüzden hayvanlara gösterdiğimiz şefkat, geleceğin sanatını da edebiyatını da şekillendirir ve renklendirir. Merhametle büyüyen çocuklar, daha güzel hikâyeler yazar; daha anlamlı resimler yapar; daha yaşanabilir bir dünya kurar.

“Sanatın dili sevgidir; edebiyatın kalemi vicdandır. Vicdanın ulaşmadığı yerde ne gerçek sanat vardır ne de gerçek insanlık.”