Kalabalık ama...


  • Oluşturulma Tarihi : 02.02.2026 09:09
  • Güncelleme Tarihi : 02.02.2026 09:09

Eskiden okur olarak katıldığım fuarlara, uzun zamandır yazar olarak katılıyorum.

Bu değişim bana hayata bambaşka bir perspektiften bakmayı öğretti.

Okurken fark etmediğim pek çok ayrıntıyı şimdi gözlemleme şansı elde ettim.

Stantların önünden geçenleri, duranları, durmayanları…

Kitaba yaklaşanları ve özellikle de yaklaşmaktan çekinenleri.

Toplum olarak, gelişen teknoloji karşısında elimizde tuttuğumuz ve okuduğumuz kitabın keyfini unuttuğumuz bir dönemde yaşadığımızı düşünüyorum.

Ekranlar arttıkça sayfaların azaldığını hız çoğaldıkça sabrın kaybolduğunu fark ettim.

Kitaba olan ilgi ne yazık ki gerilemekte.

Bunu istatistiklerle değil, fuarlarda gözlerimle görüyorum.

Stantların önünden, kitaba göz ucuyla bile bakmadan,

sahilde gezer gibi yürüyüp gidenlerin sayısı hiç de az değil.

Üstelik mesele yalnızca satın almamak da değil.

Asıl sorun, inceleme aşamasında başlıyor.

Pek çok insanın kitabın içeriği, amacı, dili hakkında bilgi sahibi olmadan uzaklaştığını görüyorum.

Bazıları bunu sohbetler sırasında ekonomik koşullarla açıklıyor.

Oysa günümüzde tıklım tıklım dolu kafelerde,

bir fincan kahvenin hatırı sayılır rakamlara satıldığını hepimiz biliyoruz.

Aynı paraya, hatta daha ucuza kitaplar varken tercih yine kahveden yana yapılıyorsa, burada mesele ekonomi değil, ihtiyacın kaymasıdır.

Okuma alışkanlığını sevimli hâle getirmek istiyorsak, bunun çocuklardan önce büyüklerle başladığını kabul etmeliyiz.

Çünkü çocuklar kitaba bakmayı değil,

büyüklere bakarak kitapla nasıl ilişki kurulacağını öğrenir.

Çocuklarda rol model olamadıktan sonra kitap oku diye söylem eylemsiz olduğu için anlam taşımaz.

Okunan her kitap, iyi ya da kötü, insana mutlaka bir fikir verir.

Belki “okuduğumuz” demekten çok,

belleğimize attığımız demek daha doğrudur.

Her bilgi aklımızda kalmaz.

Ama hiçbir okuma da boşa gitmez.

Zamanı geldiğinde, alt hafızamıza attığımız birikimler gibi yüzeye çıkar.

Bir cümle, bir duygu, bir bakış açısı…

Kitaplar sessizdir ama etkilidir.

Hemen değil, zamanla konuşur.

Ve belki de sorun şudur:

Biz artık sessiz olan hiçbir şeye kulak vermiyoruz.

Kalabalık ama...
Sibel Atapek
Yazarımız Kim ?

Sibel Atapek