Sözün Ötesinde: Emek ve Üretmenin Sorumluluğu

Sibel Atapek

Bugünün dünyasında fikir üretmek de, söz söylemek de oldukça kolaylaştı. Herkesin söyleyecek bir cümlesi, paylaşacak bir düşüncesi var. Oysa asıl mesele, söylenenlerin ne kadarının hayata geçirilebildiğidir.

 

Emek; düşünceyi üretime, niyeti sonuca dönüştüren görünmez güçtür. İnsan, kurduğu cümlelerle dikkat çekebilir; ancak ortaya koyduğu çabayla güven kazanır. Çünkü gelişim, büyük sözlerin gölgesinde değil; küçük ama istikrarlı adımların içinde filizlenir.

 

Üretmek; sabretmeyi, öğrenmeyi, eksiklerini kabul etmeyi ve bazen yeniden başlamayı göze almaktır. Her başarının ardında görünmeyen bir mücadele, her gelişimin temelinde ise vazgeçmeyen bir emek vardır. Bu nedenle ortaya konulan her çalışma, yalnızca bir sonuç değil; aynı zamanda cesaretin, zamanın ve fedakârlığın izlerini taşır.

 

Ne var ki çağımızın en büyük yanılgılarından biri, eleştiriyi üretimin önüne koymaktır. Kusur bulmak kolaydır. Bir şiiri yetersiz görmek, bir kitabın eksiklerini sıralamak, bir resimdeki hataları göstermek ya da bir fikri birkaç cümleyle değersizleştirmek büyük bir çaba gerektirmez. Zor olan ise, bütün eksiklerine rağmen üretmeyi seçmek ve ortaya bir şey koyabilmektir.

köşe foto

Özellikle sanat ve edebiyatla ilgilenen insanların daha ince bir ruha sahip olmaları beklenir. Çünkü sanat, yalnızca estetik bir uğraş değil; insanın duygu dünyasına dokunma biçimidir. Bu nedenle eleştirinin de bir üslubu ve bir dozu olmalıdır. Yapıcı eleştiri geliştirmeyi amaçlar; yıkıcı eleştiri ise çoğu zaman sadece kırar. Daha iyisini üretebilen, çözüm sunabilen ve emeğin ne anlama geldiğini bilen insanların eleştirisi yol göstericidir. Çünkü onlar, üretmenin zorluğunu deneyimlemiş kişilerdir.

Geriye dönüp baktığımızda hatırlanacak olan, ne kadar konuştuğumuz değil; ne kadar ürettiğimiz, ne kadar emek verdiğimiz ve kaç insanın hayatına dokunabildiğimizdir. Sözler zamanla unutulabilir. Alkışlar diner, tartışmalar sona erer. Ancak samimiyetle verilen emek, insanın ardında bıraktığı en değerli iz olarak yaşamaya devam eder.

 

Belki de bu yüzden, sözü söylerken de eleştiriyi dile getirirken de kendimize şu soruyu sormalıyız: “Ben bu düşünceyi geliştirmek için ne yaptım? Daha iyisini ortaya koyabilmek adına hangi emeği verdim?”

 

Çünkü binlerce söz söylemek mümkündür. Fakat insanı gerçekten büyüten; o sözlerin ardında duracak cesareti göstermek, onları hayata geçirecek emeği vermek ve bütün eksiklerine rağmen üretmeye devam edebilmektir.