Gürültü çağında bilge olmak
- Oluşturulma Tarihi : 28.01.2026 11:02
- Güncelleme Tarihi : 28.01.2026 11:02
Gürültü hiç bu kadar meşru olmamıştı. Herkes konuşuyor, herkes biliyor,
herkes haklı.
Ama kimse duymuyor. Çünkü bu çağ, sesi olanı akıllı; susanı zayıf sanıyor. Oysa bilge, çoğu zaman en sessiz olandır.
Tolstoy’un dediği gibi, cahilde eksik olan akıl değildir; ahlaktır. Bugün karşı karşıya olduğumuz mesele de tam olarak budur. Bilgi çağındayız ama hikmet kıtlığındayız. Kurnazlık, zekâyla karıştırılıyor; çıkar, erdemin önüne geçiyor. Böyle bir zeminde bilge olmak, çoğu zaman kaybetmekle eş anlamlı hâle geliyor.
Gürültü çağının en büyük yanılgısı, mutluluğu tek hedef hâline getirmesidir. “Ben mutlu olayım da gerisi ne olursa olsun” anlayışı; aileyi, ilişkiyi, toplumu yavaş yavaş aşındırıyor. Sorumluluk yük sayılıyor, fedakârlık safça bulunuyor. Bilge ise tam da bu noktada çağın dışına düşüyor; çünkü o, kendinden önce başkasını düşünebiliyor.
Aile kurumunda yaşanan çözülme de buradan besleniyor. Bilgi var, imkân var, iletişim var ama ahlak zayıf. Aynı evin içinde büyüyen mesafeler, aynı sofrada suskunlaşan insanlar…
Gürültü artarken bağlar kopuyor.
Bilge, bu kopuşu en erken fark eden ama en geç dinlenen kişi oluyor.
Bugün bilge olmak; bağırmamak, acele hüküm vermemek, her şeye cevap yetiştirmemek demek. Gürültünün alkışlandığı bir dünyada, sükûnu savunmak cesaret ister. Belki de bilgelik, bu çağda bir meziyet değil; bir bedeldir.
Ama şunu unutmamak gerekir: Gürültü geçicidir. Hikmet kalıcıdır. Ve her çağ, eninde sonunda bilgeye yeniden ihtiyaç duyar.