Sevgi Adına Kendini Silenler

Erdal Ataklı

Bazı insanlar sevmeyi yanlış öğrenir.

Zannettiler ki; alttan almak erdemdir, susmak olgunluktur, idare etmek sevgidir. Oysa kimse onlara şunu söylemedi: Sürekli geri çekilen insan, bir süre sonra görünmez olur. Sevdiği için kendini törpüleyenler var bu hayatta. Sesini kısmayı tercih edenler, haklıyken bile susanlar. Kırıldığını belli etmeyip, karşısındakini rahat ettirenler

 

Ve sonra aynı cümleyi kuruyorlar: “Ben sana ne yapmadım ki?” Evet, belki de sorun tam olarak bu. Yapmaman gereken her şeyi yaptın. Kendinden vazgeçtin. Sınırlarını kaldırdın. “Yeter” demen gereken yerde sustun. Sevgi sandığın şey, zamanla bir alışkanlığa dönüştü.

 

Çünkü insan, her şartta yanında duran birini sevmez, ona alışır. Ve alışkanlık, saygıyı beslemez. Tam tersine, yavaş yavaş tüketir. Bugün değersiz hisseden birçok insanın hikâyesi aynı: Çok sevdiler ama yanlış yerden. Sevgiyle değil, kendilerini eksilterek.

 

Oysa bir insanın değeri, ne kadar verdiğiyle değil, nerede durabildiğiyle ölçülür. Her şeye “tamam” diyen biri, bir süre sonra kimsenin ciddiye almadığı birine dönüşür. Çünkü sınır koymayan insan, karşısındakine şunu öğretir: “Bana istediğin gibi davranabilirsin.” Ve insanlar, öğrendiklerini uygular. Acı olan şu ki… En çok değer vermek için kendini küçültenler, en çok değersiz hissedenler olur.

 

Son söz olarak şunu demeliyim ki, sen basitleştiğin için değil, kendini yok saydığın için değersizleştirildin. Sevgi, kendini silmek değildir. Ve unutma…

 

Kendini kaybederek kazandığın hiçbir ilişki, sana ait değildir.