Sosyal Çürüme
- Oluşturulma Tarihi : 09.01.2026 09:02
- Güncelleme Tarihi : 09.01.2026 09:02
İbadetle Alay Eden Zihin: İnançsızlık mı, Anlam Yoksunluğu mu?
Son günlerde namazla dalga geçen videolar, alaycı paylaşımlar ve küçümseyici ifadeler sıkça karşımıza çıkıyor.
Bir kesim bunu “özgürlük” olarak savunuyor, bir kesim ise yalnızca öfkeyle karşılık veriyor.
Oysa asıl soru şu:
Bu alay neyin göstergesi?
Mesele sadece namaz değildir.
Bugün namazla alay eden zihin, yarın başka bir dinin ibadetini, ertesi günse herhangi bir kutsalı hedef alabilir.
Çünkü burada sorun hangi dine inanıldığı değil, hiçbir şeye saygı duyamayan bir bilinç halidir.
Felsefe bize şunu öğretir:
İnsan, anlamla bağını kaybettiğinde küçümsemeye başlar.
Kendinden büyük olanı aşağı çeker; çünkü yukarı bakmak cesaret ister.
Modern insan artık kutsalla ilişki kurmakta zorlanıyor.
Çünkü kutsal; sınır çizer, dur der, hesap sorar.
Oysa çağın ruhu sınırsızlığı, hızla tüketmeyi ve sorgusuz tatmini kutsuyor.
İbadet ise tam tersini fısıldar:
Yavaşla.
Eğil.
Kendinle yüzleş.
İşte tam da bu yüzden ibadet rahatsız edicidir.
Namaz, insanın egosuna ağır gelir.
Çünkü namaz; “merkez sen değilsin” der.
Bu cümleye tahammül edemeyen zihin, alaya sığınır.
Burada gençleri tek başına suçlamak büyük bir kolaycılıktır.
Bu gençler bir boşlukta yetişmedi.
Ailede örnek görmeden, okulda anlam tartışılmadan,
dini ya baskı aracı ya da tamamen yok sayılan bir olgu olarak tanıyarak büyüdüler.
Sonuçta ortaya çıkan şey inançsızlık değil; anlamsızlıktır.
İnançsız insan saygılı olabilir.
Ama anlamsız insan, her şeyi değersizleştirir.
Sosyal medya bu çürümeyi hızlandıran en güçlü araçlardan biri oldu.
Alay, like getiriyor.
Hakaret görünürlük sağlıyor.
Derinlik değil, provokasyon ödüllendiriliyor.
Böyle bir düzende genç bir zihin, saygıyı değil tepkiyi öğreniyor.
Oysa ibadete saygı, inanmaktan bağımsız bir erdemdir.
Bir insan Tanrı’ya inanmayabilir; ama başkasının Tanrı ile kurduğu bağa saygı gösterebilir.
Bu, birlikte yaşamanın en asgari ahlakıdır.
İbadetle alay eden bir toplum, aslında kendi vicdanıyla alay ediyordur.
Çünkü bugün namaz küçümsenir, yarın merhamet.
Bugün dua alaya alınır, yarın adalet.
Toplumlar kutsallarını kaybettiklerinde özgürleşmez; yönsüzleşir.
Belki de yeniden sormamız gereken soru şudur:
Biz gençlere neye inanacaklarını değil, neyi neden ciddiye almaları gerektiğini öğretebildik mi?
Çünkü saygı kaybolduğunda, hiçbir fikir uzun süre ayakta kalamaz.