Aslında böyle soruların “kesinlikle değişir”, “kesinlikle değişmez”, “biraz daha bekleyin, sonra karar verin” gibi net bir cevabı yok. Çünkü hepimiz yaşam boyunca fiziksel, ruhsal, davranışsal ve duygusal olarak değişiyor ve dönüşüyoruz. Bazen gelişiyoruz, bazen zorlanıyoruz, bazen de hayatın getirdikleriyle birlikte farklı birine dönüşüyoruz. Yani evleneceğiniz kişinin hiçbir zaman değişmeyeceğini söylemek mümkün değil. Ancak burada çok daha önemli bir soru var: Siz onun değişmesini bekliyor musunuz?
Eğer karşınızdaki kişiyi değiştirme, dönüştürme ya da “daha iyi bir hale getirme” yönünde güçlü bir fanteziniz varsa, ilişkinin üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir mesele var demektir. Bu, “bu insan hiç değişmeyecek” anlamına gelmez. Fakat onun değişiminin sizin zihninizdeki projeye uygun biçimde gerçekleşeceğinin hiçbir garantisi yoktur.
Örneğin “Evlendikten sonra daha sorumluluk sahibi olur”, “Benimle birlikteyken daha ilgili olacaktır”, “Biraz zaman geçsin, öfkesini kontrol etmeyi öğrenir”, “Aslında çok iyi biri, ben onun potansiyelini ortaya çıkarabilirim” gibi düşünceler ilişkinin bugünkü halinden çok, gelecekte olmasını umduğunuz haline yatırım yaptığınızı gösterebilir. Oysa bir ilişkiye başlarken yalnızca “bu insan kim?” sorusunu değil, “Ben bu insanı olduğu haliyle kabul edebiliyor muyum?”sorusunu da sormak gerekir.
Çünkü hepimiz kendi yolculuğumuz içerisinde kabul edilmek, görülmek, onaylanmak ve olduğumuz halimizle değerli hissetmek istiyoruz. Bunu en çok da yakın ilişkilerimizde, özellikle partnerimizden bekleyebiliyoruz. Tam da bu nedenle partnerimize sürekli “değiş” demek, zamanla “Böyle olduğun sürece seni sevmiyorum, onaylamıyorum ya da yeterli bulmuyorum” mesajına dönüşebilir. İlişkinin asıl zorlandığı yer de çoğu zaman burasıdır.
Ancak bunun diğer tarafında da önemli bir mesele var: Kabul etmek, her şeyi kabullenmek değildir. Bir insanı olduğu haliyle kabul etmek; onun davranışlarının sizi incitmesini, ilişkinin ihtiyaçlarınızı karşılamamasını ya da değerlerinizle uyuşmayan bir ilişkiyi sürdürmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Bazen “uyum” adına kendi ihtiyaçlarımızdan, sınırlarımızdan ve hatta kimliğimizden vazgeçebiliriz. Bazen de değişime ve gelişime karşı o kadar dirençli hale geliriz ki ilişkinin doğal olarak evrilmesini engelleriz. Her iki uç da ilişki açısından sorun yaratabilir.
Sağlıklı olan, partnerimizi değiştirmeye çalışmadan onun değişebilen bir insan olduğunu kabul edebilmek ve aynı zamanda “Ben bu ilişkinin bugünkü haliyle içinde olmak istiyor muyum?” sorusunu sorabilmektir. Çünkü ilişki, bir insanın diğerinin projesine dönüşmesiyle değil; iki ayrı insanın kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını, beklentilerini ve sorumluluklarını koruyarak birlikte bir yaşam kurabilmesiyle sağlıklı bir zemine oturur.
Bu nedenle evlenmeden önce belki de kendimize sorabileceğimiz en kıymetli sorulardan biri şu: “Onun değişmesini beklemeseydim, yine de bu kişiyi seçer miydim?”
Ne kadar az “onu değiştirme” hayaliniz varsa, ilişkinin bugünkü gerçekliğiyle kurduğunuz temas o kadar güçlü olabilir. Çünkü bir insanla onun potansiyeli üzerinden değil, şu an olduğu kişiyle ilişki kurabilmek, uzun vadeli bir beraberliğin en önemli dayanaklarından biridir.